Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Koronavirüs sonrası yavaş yavaş açılan ülke kapıları turizmde çarkların dönmesi için hayati önem taşıyor. Türkiye’nin en fazla turist ağırladığı Almanya, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerde yaşanan gelişmeler bu sebeple önemli. Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Türkiye’ye yönelik trafiğin başlaması için seyahat kısıtlamasının kalkması gerekiyor. Ancak son açıklanan 14 ülke arasında Türkiye’nin olmaması ümitleri 2 haftada öteledi.

AB’nin “Seyahat Uyarısı” yaptığı ülkeler arasında Türkiye’nin yer alması sebebiyle tur operatörleri organizasyon yapamıyor, Türk kökenli vatandaşlarımızda kısıtlamalar sebebiyle seyahat planı yapmakta zorluk yaşıyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı’nın üstlenmesi sebebiyle Perşembe Berlin’de olacak. AB’nin iki haftada bir güncelleyeceği listede Türkiye’nin de bir an önce yer alması için görüşmeler yapacaklar. Eğer olumlu bir hava yakalanırsa 15 Temmuz’da “Seyahat Uyarısı” Türkiye içinde kalkabilir. Belirsizlik kalkarsa toplu olarak turizm organizasyonu yapan şirketlerin planlarına Türkiye girebilecek.

Aslında şu an Türkiye ile Avrupa Birliği arasında seyahat yasağı yok. Ancak koronavirüs sebebiyle “Seyahat Uyarısı” sorunu var. Bu durum sigorta ve çalışma hayatı problemini birlikte getiriyor. Almanya veya başka bir AB üyesi ülkeden Türkiye’ye gelenlerin dönüşte 14 gün karantina uygulamasına alınması tüm seyahat planlarını alt üst etmiş durumda. Uyarı sebebiyle de tur operatörleri planlı programlarına Türkiye’yi alamıyorlar.

Öte yandan AB’de şu an yaklaşık 3,5 milyon Türk kökenli vatandaş Türkiye’ye gelmek için “Seyahat Uyarısı” engeline takılmış durumda. Almanya’ya dönüşte 14 gün karantina süresi izin programlarında sorunlara sebep oluyor. Bazı AB ülkesi şirketler bu sorunun aşılması için çözüm bulmuş. Karantinaya takılmamak için son 48 saatte alınmış Covid-19 testi isteniyor. Bakanların özellikle Türkiye kökenli vatandaşların bireysel olarak yapacakları tatil izinleri hususunda kolaylık sağlanması için mevkidaşlarından destek isteyecekler.

Türkiye’nin “Seyahat Uyarısı” kapsamında olması ise tam olarak izah edilmiyor. Salgın oranında, tespitinde ve testlerde bir anlaşmazlık yaşanıyor. Ama asıl sebep Avrupa’nın turizmde önceliğini kendi içine vermesi. Çünkü koronavirüs etkisinden ziyade salgın sebebiyle ortaya çıkan ekonomik sıkıntılara odaklanma söz konusu. Tüm planlar birlik içinde ekonomik sorunu olan ülke ve sektörlere destek verilmesi üzerine yapılmış. Seyahat kısıtlamalarının merkezinde bu tarz detaylar yatıyor.

Türk Hava Yolları (THY), Pegasus, Corendon, SunExpress ve diğer havayollarının Avrupa’ya uçuş planları Temmuz ayı itibariyle organize edildi. Beklentiler kısıtlamaların kalkacağı şeklinde olduğundan daha yoğun planlamalar yapıldı. AB’nin seyahat kısıtlama kararı turizm sektörü gibi havayollarını da etkileyecek.

Bu kararda elbette siyasi arka planda var. Avrupa’da Türkiye aleyhine çalışan bazı mihrakların Akdeniz’de yaşanan sorunlar, Libya’daki karışıklık gibi siyasi sebeplerle bahaneler ürettikleri de gözlemleniyor. Bir vesileyle Türk turizm sektörüne erken ivme kazandırmamak için ayak sürütüyorlar, kabul edilmeyecek türden gerekçeler ileri sürüyorlar. Türkiye’nin de bu salgın döneminde AB’de yeterince lobi yapamaması, Türkiye adına hareket eden Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) olmaması sorunları büyütmüş görünüyor.

Seyahat kısıtlamalarının kaldırılması için gerekli bir çok kritere Türkiye sahip olmasına rağmen olumlu hava olmadı. Bazı çevreler de bir haftadan önceden, ‘Taslak listede Türkiye yok’ haberleriyle gelişmeleri manipüle ettiler, ortamı hazırladılar. Koronavirüs konusunda Türkiye’nin izlediği tıbbi yöntemlerin, testlerin eleştirilmesinden neticenin ne olacağı tahmin ediliyordu. Ama asıl veya tek gerekçe bu olmadığından lobi faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesi şart.

Avrupa’da Türkiye’yi yakından tanıyan bir çok tur operatörü de AB’nin yaklaşımını ön yargılı buluyor ve eleştiriyor. Turistik tesislerimizin sağlık açısından aldıkları tedbirlerin, ülke olarak Covid-19’da gösterilen başarıların birçok AB ülkesinden ileri olduğunu örneklerle anlatıyorlar. Hatta Türkiye’nin birlik içindeki turizm ülkeleri İtalya ve İspanya’dan daha fazla güvenli bir tatil ülkesi olduğuna vurgu yapıyorlar. Ancak AB’de her halükarda çeşitli hadiselerden beslenen negatif bir Türkiye algısına vurgu yapılıyor. Bu algıyla da uğraşılması icap ediyor.

Turizm, Dışişleri ve Sağlık Bakanlıklarının koordinasyonunda yürütülen diplomasi atağının hedefinde Türkiye’ye en fazla turist gönderen Almanya, Rusya ve İngiltere bulunuyor. Rusya’nın 15 Temmuz’dan itibaren Türkiye’ye turist göndermeye sıcak baktığı biliniyor. Önemli bir kaynaktan da bir kez daha Rusya tarafını teyit ettim. İngiltere konusu da henüz netlik kazanmış değil.

Ayrıca AB veya Almanya’nın turist göndermeye sıcak baktığı ülkeye üçüncü ülkelerden gelecek turistlerin durumu da bir kriter olarak masada olabilme ihtimalide var. Dikkatli olmak gerekir. Diğer ifadeyle Türkiye’nin kapılarını açacağı ülkelere bu açıdan özen göstermesi, kriterlerle hareket etmesi gerekiyor.

Avrupa’da Almanya, Türkiye'ye en çok turist gönderen ülkelerin başında olmakla birlikte burada yaşayan Türk vatandaşlarının da ziyaretleri dikkate alındığında ciddi ekonomiden ve trafikten bahsetmek mümkün. Dolayısıyla Türkiye’nin mücadelesi sadece Avrupalı turist değil, aynı zamanda Türk kökenli vatandaşlarının da ziyaretlerini kolaylaştırmak. Bakalım bakanlarımız Perşembe günü AB Dönem Başkanı Berlin’de nasıl bir kararla dönecek?

AB’deki seyahat kısıtlama gelişmelerini yerinde takip etmek ve Türkiye adına lobi çalışmalarına katılmak için turizmci Hüseyin Baraner Berlin ve Brüksel’de temaslarda bulunuyor. Baraner’i gelişmeleri öğrenmek için aradığımda Brüksel’deydi. Onun tespitine göre AB için artık Brüksel bir anlam ifade etmiyor. Karar noktası Berlin olmuş. Türkiye’nin de uzun süre AB’yi ve kurumlarını ihmal ettiğini söyleyen Baraner, Türkiye adına çalışan sivil toplum kuruluşlarının eksikliğine dikkat çekti. Baraner’in gözlemleri şöyle:

“Avrupa Birliği’nde, Türkiye’den hükümet dışı dinamikler görmek isteniyor. Ama Türkiye adına AB’de kimse yok. Yeni projelerde de Türkiye’nin adı geçmiyor. Avrupa’da seyahat kısıtlamalarını kaldırılması için girişimlerde bulunmak üzere geldim. Brüksel'in merkezinde iyi bir otelde kalıyorum, ama Türkiye’deki Covid-19 sebebiyle alınan tedbirlerin hiçbirisi bu otelde ve buralarda yok. Girişte ateş ölçülmüyor, dezenfektan bulundurulmuyor, maske takılmasına özen gösterilmiyor. İhtiyaç halinde maske bulunmasında ciddi zorluk yaşanıyor. Otellerde maske bulunmuyor.

Halbuki Türkiye’de oteller bu sıkıntılı dönemde özel termal kameralar aldılar. Tüm tesislere girişlerde ateş ölçülüyor. Otellerde maske, dezenfektan gibi ürünlerden oluşan hijyen paketleri veriliyor. Sosyal mesafeye uyuluyor ve uyulması için tedbirler, uyarılar var. Zaten Brüksel'de bir çok dükkan kapalı. Avrupa koronavirüs için tedbirler almıyor, önemsemiyor. Ama seyahat yasağı koyarak, ekonomik önlem almak istiyor. Görebildiğim kadarıyla Avrupa hak edene değil, yakın olan destek vermek istiyor.”

Sadece önlem almanın, hazır olmanın yetmeyeceğini pazarlamanın, algı yönetmenin, lobiciliğin de önemini kavramamız şart.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • hasanhalit 1 ay önce aman gelmeyin....çok yerinde bir karar...
    CEVAPLA
  • gozcudr 1 ay önce Yerli turiste burun kıvıranlar şimdi yerli turist gelsin diye havaya bakacaklar! Bence uygun oldu.
    CEVAPLA
0:00 / 0:00