Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk Hava Kurumu (THK) Üniversitesi’nden ücret tartışması yüzünden mezun edilmeyen pilotaj bölümü öğrencilerinin sorunlarını yazınca başka üniversitelerden adeta şikayet yağdı. THK Üniversitesi ve benzerlerinin öğrencilere, ailelerine yaşattığı sorunlara, eğitimin giderek daha fazla ticarete döküldüğü uygulamalara Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) müdahale eder diye düşünüyorum.

Mesela İTÜ Denizcilik Fakültesi beş yıllık okulu dört yılda ve dereceyle bitirenleri adeta cezalandırıyor. İTÜ bu tarz öğrencileri “irregular” olarak görüyor. Derecesini vermiyor, kütüğe de ismini çaktırmıyor. Normalde bu durum okulu uzatıp, dereceye girmek isteyenler için uygulanırken, bölümünü çalışıp, başarıyla kısa sürede bitirenlere de aynı muamele yapılıyor. Başarıyı taltif eden bir sistem söz konusu değil. Zeki, çalışkan ve gelecek vaat eden öğrencileri sistem yok etmek için mi gayret gösteriyor?

Yaz okulu sistemi de üniversitelerimizde tuhaf uygulanıyor. Ticari bir getirisi olursa sistem işliyor. Eğer öğrenciler yaz okulunda aldıkları derslerle bölümlerini erken bitirecek olurlarsa sorunlar çıkarılıyor. Bir vesileyle dönemin uzaması, geç mezun olması sağlanıyor. Ders ücreti ödemelerinde, ders seçimlerinde mutlaka sorunlar çıkarılıyor. Yeditepe Üniversitesi’nden, İTÜ’den ve diğer adını, sanını yeni duyduğum birçok üniversiteden gelen şikayetler bunu gösteriyor.

Tek ders alamadığı için bölümünden mezun olamayan İTÜ'lü epey öğrenci var. Çünkü bu dersi veren tek hoca (!) varmış ve o da yarı dönemde sanal derslerden dolayı çok yorulmuş ve ders açılmamış. Bu durumda olup, bölümünü erken bitirecek olan 20’den fazla öğrenci de bir hoca ve bir ders yüzünden mezun olamayacak.

Her türlü müsriflik, eğitimde olmaması gerekenler söz konusu. Böyle hocalık ve üniversite yönetimi ülkeye nasıl bir fayda sağlayabilir?

Rusya’dan aldığımız doğalgazın bu sene 1990’lı yıllardaki seviyeye kadar düşmesi içerde ve dışarda çeşitli şekillerde tartışılıyor. İçerde doğal gaz piyasasından haberi olmayanlar “Azerbaycan’dan aldığımız gaz birinci sıraya yükseldi” şeklinde hamaset yaparken, dışarıda özellikle Rusya’da ise “Rus gazı için Türk pazarının süresi doldu” yorumları yapılıyor. Her iki yaklaşımda da sıkıntılar var.

Türkiye’nin mevcut tedarik rakamlarına baktığımızda Rus doğalgazına ihtiyacımız olduğu kesin. Ancak elbette makul, rekabetçi rakamlar olduğu müddetçe Rus gazı Türkiye’de daha uzun süre yine ağırlıklı bir şekilde tüketilebilir. Ama mesela İran doğalgazı için aynı şeyi söylemek daha zor. Çünkü İran doğalgaz aldığımız ülkeler içinde en geçimsiz ve uyumsuzu. Gaz fiyatları sebebiyle en fazla tahkime gittiğimiz ülke İran. Doğalgazın basıncı, formülasyonu, istikrarlı tedarikinde de İran sorunlu taraftı. Dolayısıyla Rusya’dan aldığımız boru doğalgazı bu sene düşmüş olabilir, ama piyasanın yeni normalleriyle ve sıvılaştırılmış doğalgazla (LNG) rekabet edecektir.

Rusya’nın enerji devi Gazprom, bu sene Türkiye’ye gaz ihracatlarının 10 milyar metreküpün altına düşeceğini hesaplıyor. Gazprom’un ihracatı bu yılın ilk yarısında 2019’a göre yaklaşık yüzde 42 azalarak 4,7 milyar metreküpe gerilediği biliniyor.

Bu oran son 20 yılın en düşük seviye anlamına geliyor. Fakat miktarın bu seviyeye düşmesinde bir numaralı sorumlusu doğalgaz fiyatını aşağı çekmeyen Rusya. Türkiye’nin gaz tedarikinde elinin güçlü olmasında zamanında atılan adımlar olduğunu da unutmamak gerekir.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın Enerji Bakanlığı döneminde Türkiye’ye kazandırdığı FSRU Terminalleri (Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi) sayesinde bu yıl ihtiyacımız olan gazı çok uygun fiyatlarla LNG olarak tedarik ettik. Türkiye’nin eli bu sayede boru hattıyla gelen doğal gaz karşısında çok güçlendi.

Öte yandan Türk Akım boru hattı bu senenin başında hayata geçtiğinde Rus gazının Türkiye fiyatı çok tartışılmış, ama Rusya indirime yanaşmamıştı. Halbuki Rusya, Avrupa’da gaz fiyatlarını aşağı çekmiş, Bulgaristan’a da Türk Akım’ın ikinci boru hattına ev sahipliği yapacak olması sebebiyle doğalgaz fiyatlarında yüzde 40 seviyesinde indirimle jest yapmıştı.

Dolayısıyla Gazprom’un Türkiye’ye daha fazla doğalgaz satabilmesi için yapması gerekenler belli. Fiyatları anlamsız şekilde bu sene olduğu üzere iki katına varan oranlarda yüksek tutmayacak ve Türkiye’yi sadece gaz pazarı olarak görmekten vaz geçecek.

Özellikle Türkiye Petroller Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Karadeniz’de keşfettiği doğalgazdan sonra Türkiye aynı zamanda artık bir gaz üreticisi, gaz fiyatlarının belirlenmesinde aday merkez (HUB) ülke olduğunu görmesi gerekir. Bundan sonraki gaz müzakerelerinde şüphesiz bu keşfin etkisi olacak, ama Türkiye’ye gelen boru hatlarının uzanabileceği pazarlarda dikkate alınması gerekecek.

Uzun bir süredir ABD Devlet Başkanı Trump, Avrupa Birliği’ne ve özellikle de Almanya’ya Kuzey Akım II Doğalgaz Boru Hattı’nı durdurması için baskı yapıyordu. Almanya’da bu baskıları göğüslemeye çalışıyordu. Bir yandan da ABD’nin baskılarına çözüm bulmaya çalışıyor, kendi özgür iradesiyle karar alabileceğine vurgu yapıyordu.

Aslında Almanya, ABD ile olan ekonomik ilişkileri bu yüzden sorun yaşayacak endişesiyle ciddi sıkıntı yaşıyordu. Kuzey Akım II’den vazgeçmek isterse de bunu kendi kararıyla, kendi iradesiyle yapacağını anlatmaya çalışıyordu. Böyle bir fırsat aradığı bile söylenebilir. Şimdi o fırsatı Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın zehirlenmesiyle yakalamış gibi görünüyor. ABD’nin istediğini yapacak, ama kendi kararıyla.

Almanya’nın Rusya’ya verilecek tepkiler arasında Rus gazını Avrupa’ya taşıyacak “Kuzey Akım II” boru hattını ilk sırada sayması bu sebeple önemli. Bir taşla iki kuş vurmak için iyi zamanlama...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!