Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tam kapanma adı altında 2 günlük hazırlık yapılırken uğradığım işyerleri, esnaf, kamu ve özel kuruluşlarda 3 haftalık dönemde yasağa takılmadan dışarı çıkma yöntemleri tartışılıyordu. Neredeyse herkesim de kendine göre genelgede gözüne kestirdiği maddeleri, açık kapıları bulmuştu.

Dolayısıyla tam mı, yarım mı, çeyrek mi olduğunu kestirmenin zor olduğu kapanma esnasında yollarda araçlar eksik olmayacak. Torpilliler, nüfuzlular, hakimiyeti her daim elinde tutanlar trafiğe katkı sunacak. Hatta yollar ve ortamlar rahat olduğu için bazıları daha fazla dışarda olacak. Hem de çakarlara gerek kalmayacak.

Tam kapanma öncesinde de kısıtlama uygulanan saatlerde İstanbul’da trafik sorunu yaşanıyordu. Kurallara uyulmadığı ve salgının gerektiği gibi dikkate alınmadığına dair çok örnek yaşadık. Bakalım bu süreçte neler yaşayacağız?

Ülke olarak biz salgını dikkate almıyoruz, amma velakin Türkiye’ye turist gönderen ülkeler ve ülkemize ziyaret planı olan insanlar dikkate alıyor. Rezervasyon iptalleri oluyor, artan Koronavirüs sayılarının kısa sürede azalmayacağına yönelik hesaplar yapılarak önümüzdeki aylar için Akdeniz çanağında Mısır gibi rakip ülkelere yönelme söz konusu.

Yaz sezonunu kendi ellerimizle daralttık. Mayıs kayıp. Haziran’ın ne olacağı belli değil. Temmuz ve Ağustos ise bu iki ayın gidişatından ne kadar etkilenecek, salgın oranı ne kadar düşecek belli değil. Türkiye birçok ülkenin ziyaret edilmemesi gerekenler listesinde. İngiltere vatandaşlarına uluslararası seyahat izni vereceği 17 Mayıs sonrasında Türkiye, büyük ihtimalle onlarında kırmızı listesinde yer alacak.

Dolayısıyla kendi beceriksizliğimiz, vizyonsuzluğumuz sebebiyle Kovid-19 sürecini iyi yönetemediğimizden bu yıl için beklenen turist rakamına ve turizm gelirine de ulaşmamız zor. Geçen yıl inşaat sektörüne hiç gereği ve anlamı yokken verilen bol sıfırlı anlamsız kredi ve destekler nedeniyle üretim ve istihdam sağlayan sektörlere yeterli nakit desteği verilmedi. Şu günlerde ise kaynak olmadığından verilme şansı yok.

Soğuk şubat, mart aylarını kapalı mekanlarda ve kısıtlama olmadan korona ortamlarında geçirince açık, güzel havalarda eve kapanmak zorunda kaldık. Şubat’ta ülke ekonomisini gerekçe gösterip önlem almayanların bugünleri, 8 binlerden 60 binlere yükselen Kovid-19 sayılarını görememeleri, tahmin edememeleri, bilim adamlarının bu yöndeki görüşlerini dikkate almamaları ciddi bir vizyonsuzluk. Ülkeye pahalıya mal olmaya devam edecek. Daha da vahimi ani alınan kararlar. “Tam kapanıyoruz” deniyor ve iki gün sonra kapanma süreci başlıyor. Uzun süre boş boş bakıp ani alınan kararlar da ekonomiye ilave yük getiriyor. Bunu bile göremiyoruz...

Türkiye’ye turistlerin uçak veya başka vasıtalarla gelmesinde bir problem, kısıtlama yok. Havalimanlarından otellerine, konaklayacakları yerlere araçlarla ulaşmalarında da sorun yok. Otellerde kalmaları, tesisleri kullanmaları, tatillerini yapmaları da mesele değil. Peki sadece ve sadece Kapadokya’ya “Sıcak Balon Turu” için gelen, bunun için aylar öncesinden rezervasyon yaptıran turistlere neden balon yasağı getirildi?

Dört tarafı açık olan balon ile yaklaşık 1-2 saatlik bir turistik aktivite yapılıyor. Şu günlerde Kovid-19 vaka sayısı ile dünyanın dikkatini çektiğimiz için gelen turist sayısı zaten az. Yani buradan elde edilen gelir mevzubahis değil. Önemli olan o balonları havada tutmak.

Çünkü balonlar Türkiye’nin son yıllarda öne çıkan alameti farikası. Ülkemiz turizminin önümüzdeki aylarda hareketlilik kazanması, dinamik olabilmesi için elimizdeki en canlı enstrümanlardan birisi. Tutarlı bir yanını bulamadığım bu kararı İçişleri, Turizm ve Sağlık Bakanlıklarının gözden geçirmesi lazım…

 

TAV Havalimanları Holding’i gittiği ülkede Türkiye ve Türk algısına müthiş katkı sunuyor. Ancak hizmet halkasına ekledikleri son yer zaten Türk yurdu. Hoca Ahmet Yesevi’nin Türkistan’ı. TAV artık ata yurdu Kazakistan’ın ticari başkenti Almatı Havalimanı’nı işletecek.

Hizmetiyle, çalışanıyla, uyguladığı kendine has yöntem ve başarılarıyla TAV’ın küresel ölçekte Türkiye adına kaliteyi temsil eden çok ayrıcalıklı bir yeri var. TAV CEO’su Sani Şener’in büyüttüğü bu markayı keşke Türkiye’de daha fazla ülke olarak sahip çıkabilseydi. Çok daha fazla ülkede ve havalimanlarında olabilseydik.

Günümüz itibariyle TAV, 8 ülkede 15 havalimanını işletiyor. Hizmet sektöründeki şirketleriyle de 18 ülkedeki 76 havalimanında faaliyet gösteriyor. Diğer bir ifadeyle dünya genelinde 100’e yakın havalimanında TAV imzası var. Bu öylesine kolay elde edilecek bir başarı değil. Üstelik bulunduğu yerlerde kalitesiyle, öncülüğüyle, Türkiye ve Türk markasıyla var.

TAV ve VPE Capital’in oluşturduğu konsorsiyum, Mayıs 2020’de Almatı Havalimanı ve bağlantılı yiyecek-içecek ve yakıt işletmelerini satın almak üzere imza atmıştı. Tam bir yıldır işletmeye başlanabilmesi için bürokratik sürecin tamamlanması bekleniyordu. Tamamlandı ve konsorsiyumda yüzde 85 payı olan TAV için Almatı dönemi başladı. Almatı şehri Çin’in yanı başında önemli bir aktarma ve ticari merkez olmaya aday.  

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00