Vefa sadece bir semt adı mıdır?
TURGAY Abi'yle tanışalı oluyor 5-6 yıl. Turgay Abi dediğim, Turgay Noyan. Bizim camiada kendisini tanımayan yok gibidir. Bilmeyenler için Turgay Noyan Gaziantepli, denizci, gazeteci, dergici, yazar, müzisyen, besteci, orkestra şefi... Belki Naviga Dergisi desem anımsarsınız; belki köşe yazılarından bilirisiniz; belki "Denizden Gelen ' Adam", yahut "Denizden Gelen Kadın" kitabından; kimbilir belki de biraz daha eskilere gidenler "Gaskonyalı Torna" deyince tanıyacak... Tanımıyorsanız da kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Kendisi gibi samimi, içtendirler.
O dönemde Sabah Gazetesi'nde çalışıyordum. Turgay Abi, Ahmet Örs ve ben, öğle yemeklerine çıkardık. "Erkeklerle kadınlar arkadaş olamaz" diye düşünen yarım akıllı arkadaşlara nanik çeker, abuk esprilerine yüz vermez; her defası Ahmet Örs sayesinde birer lezzet macerasına dönüşen öğle tatiline çıkardık. Sadece lezzet macerası demek büyük haksızlık olur. Birikimleri, görüp geçirmişlikleri derya deniz iki büyüğümle vakit geçirme imkânı bulurdum. Sağolsun onlar da benim sohbetimden hoşlanırlardı ki bu türden yemeklere defalarca çıkma fırsatım oldu. Çok şey öğrendim ikisinden de... Mesleğe, camiaya, hayatta dik durmaya, dost edinmeye, çok çalışmanın ve takım çalışmasının önemine, hayatta gusto sahibi olmanın öneminin sınırı olmadığına dair yüzlerce sohbetimiz olmuştur. Minnettarım...
Bu meslekte birçok büyüğüme duyduğum saygı ve bağlılığı Turgay Abi'ye de duydum hep. Ancak gerçekten ben de "Vefa'nın sadece bir semt ismi olduğu"nun canlı kanıtı olarak zamanla ikisini de ihmal ettim. Ancak Turgay Abi son kitabı "Meyhaneci"yi bana göndererek beni unutmadığını gösterdi. Sağolsun. Bu da bana ders olsun! Ben de çoğunu bildiğim hikâyeleri okudum oturup. Kitapta konu edilenler; İstanbul Bostancı'daki bir meyhanede olup bitenler (1970-80'li yıllarda) insana o kadar çok şey öğretiyor ki. Türkiye için önemli yıllar çünkü. Dönemin siyasi dalgalanmaları, eğlence kültürü, İstanbul'da yaşama dair pek çok şey var kitapta.
Ben, "Vefa'nın bir semt adı olmadığının kanıtı" olsun diye değil; ki artık tartışılacak yeri de kalmadı bu kitabı içtenlikle tavsiye ettiğimi anlatabileyim diye yazdım bunları. "Meyhaneci"yi okuyun okutturun. Ve size değer katan, değer veren büyüklerinizi ihmal etmeyin. Hayat size her zaman küçük fiske ve tokatlarla "kendine gel" demeyebilir.
Topuklular, rujlar hazır mı?
HABERTÜRK Kariyerde bu hafta sonu bir araştırmaya yer verilmişti. "Kadın çalışan sayısı arttı ama yöneticilik yerinde saydı". Türkiye'deki çalışanların yüzde 36'sı kadınmış. Orta düzey yöneticilerde bu oran yüzde 23'e düşerken üst düzey yöneticiler arasında yüzde 11'miş. Artık kariyer yapmak isteyen kadınlar "yumuşuyormuş", erkek gibi davranmaya çalışmayı bırakıyorlarmış.
Kendimden biliyorum ki bu gerçek. Kitap editörlüğü yaptığım günlerde Nişantaşı'nda bakımlı, rujunu, topuklusunu, solaryumunu, cilt bakımını ihmal etmeyen bir kadın olarak çok tepki alıyordum. "Entelektüel"in (bilerek tırnak içinde yazdım :) yağlı saçlı, ojesiz, bakımsız, zinhar makyajsız, kahverengi tonlarda uzun elbiselerin altında ağdasız bacaklarla gezmesine alışmış bir güruh birikimimden şüphe ederek yaklaşıyor; beni tanıdıkça, işlerimi gördükçe ikna oluyordu. O günler geride kaldı. Artık kimse bir kimliği, duruşu, forma gibi giyinmiyor. Üstelik biz kadınlar olgunlaştıkça "erkek gibi" olmadan da başarılı olunabileceğine ikna oluyoruz. O sert kalkanları indirip, erkeklerden daha iyi olduğumuz empati konusuna odaklanıyoruz.Neyse ki... Çünkü kadınlar da erkekler de huysuz, anlayışsız kadınlarla çalışmak istemiyor. Bu buz gibi gerçek için üzgünüm hanımlar. Ama lütfen artık biraz rahatlayıp kendimiz gibi olalım. Topuklu ayakkabı sesi bazılarını rahatsız etse de (anladınız onu) "kadın gibi kadın" olmaktan vazgeçmeyelim. İşin sırrı belki de bu kadar basittir?
Miyavvv!
Huysuz ve tatlı kedi: DİTA
İŞTE Dita! Oben Budak'ın sevgili Dita'sı, ev arkadaşı, yoldaşı... Uzaktan ne kadar "Oyy yerim"lik görünse de Oben'in anlattığı kadarıyla tam bir "huysuz ve tatlı kedi" kendisi. Eve gelen misafire kedice hisleriyle not veren, her işe burnunu sokan bir kedi. Ve çok güzel, çok...
Mürekkebi kurumadan
BELKİ "Bİ ALEX DEĞİL" AMA...
Okuyan Us Yayınları'nın Dizüstü Edebiyatının yeni kitabı "Bir Alex Değilim" çıktı. İstiklal Akarsu'nun kitabı derhal 2. baskıyı da yaptı. Kimbilir ben bu satırları yazarken belki de (umarım) yeni baskılarını yapıyorlardır! Nicelerine.