Rüyamda Diablo'yu gördüm
OYUN oynamayı severim. Bilgisayar oyunlarını daha çok severim. Kardeşim ve arkadaş çevrem hep “bilgisayarcıoyuncu-teknolojiden anlayan” adamlar, hep “geek”ler olduğu için de hayatımda daima oyun oynayan insanlar oldu. İyi ki öyle oldu. Bazı oyunları oynarken korkudan monitöre kafa atmışlığım, oyunu bırakıp hayranlıkla mekânlarını gezmişliğim, karanlıkta kulaklıkla oyun oynarken yerimden zıplayıp ortalığı dağıttığım, rüyamda “Diablo” ile karşılaşmışlığım vardır. “Diablo da kim yahu?” derseniz bir zahmet Google’a yazın sorun, ama önceden uyarayım, pek sevimli biri değildir. Oyunların bir kısmı bildiğiniz, sıradan otomobil yarışı, bazıları çat çut dövüşlü, bazıları başka toprakları işgal etme temeline dayanan, bazıları da çilek toplama oyunlarıdır. Yani bazıları çiçekli böcekli “lay lay lom” oyunlardır, bazıları da bilmediğimiz evrenlerde şeytani güçlerle karşı karşıya geldiğimiz oyunlardır. Oyun işte, adı üzerinde.
PİS SATANİSTLER!
Ama bu oyunları yapanların, oynayanların dünya üzerinde uğramadıkları hakaret, iftira da kalmamıştır. Ne olduğunu anlamayanlar için en hafifinden “deli” ilan edilen oyuncular için “satanist” diyenler bile çıktı, çıkıyor. Akla yakın tanımlamalar değil. Elbette sapkın insanlar var oyuncular arasında da. Ama onlar nerede yok ki... Son haber de faşizmin ve saçmalığın şahane bir örneği! Giresunlu Türk kardeşler tarafından geliştirilen “Crysis 2” isimli oyun, Alman Bilgisayar Oyunları Büyük Ödülü‘ne layık görüldü. Ancak ödül Alman meclisinde tartışma konusu oldu. 50 bin Euro değerindeki ödüle karşı çıkan oldu. Hıristiyan Birlik partilerinin Federal Meclis sözcülerinden Wolfgang Börnsen, “Teknolojik olarak ne kadar gelişmiş olursa olsun cinayet oyunları ödüllendirilmemeli” dedi.
Neyse ki “Yeşiller” var! Yeşiller Partisi’nin internet ve medya uzmanları Malte Spitz ve Tabea Röşner, “Birer kültür ürünü olarak gördüğümüz bilgisayar oyunları özgür olmalıdır” dedi. “Faşizm örneği” dedim, çünkü söz konusu oyunların arasında belli yaş sınırları getirilen, aşırı şiddet ve gerilim içeren oyunlar da var. Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman oyunları olursa OK. Ama işin içinde Türkler varsa ı ııh! “Pis Türkler”i bir de ödüllendirmek mi? Asla. Dedim ya, iyi ki Yeşiller ve kafası “aydınlık” insanlar var hâlâ, onlar da olmasa her şey yasak! E tabii bazılarına canım.
NOT: Bu arada yazıda söz ettim Diablo’dan, meraklısı biliyordur ama duymayan kalmasın. Diablo 3, 15 Mayıs’ta piyasada. Uzun zamandır bekliyorduk, uykusuz geceler bizi bekler!
YOL ARKADAŞIM
“MİYAV” köşesinde bugün yine güzeller güzeli bir kediyi ağırlayacaktım ama kısmet... 16 yıllık dostum Fındık, evde çıkan yangının dumanından zehirlenerek aramızdan ayrıldı. Güzel suratlı güzel huylu Fındık artık yok. Ben de “miyav”ı “yol arkadaşım” olarak değiştirip kedi-köpek-kuş-kaplumbağa ayırt etmeden yer vermeye karar verdim bu köşede. Fotoğraflarınızı ve hikâyelerinizi bekliyorum.
HALA ŞAŞIRABİLENLERE
Adnan Şenses katıldığı bir televizyon programında yazılı bir vasiyeti olmasa da cenazesinin Roman havası eşliğinde kaldırılmasını istediğini söyledi. Gençliğinde belindeki kemere cekedini takıp da bir oynardı ki... Ama "dini vecibelerimize uyar mı uymaz mı" polemik konusu valla. İlginç!
Sertab Erener, birkaç kez daha yaptığı gibi (o zaman da şaşırmıştım) "güzellik sırlarını" paylaştı. Neden? Ses sanatçısı bir kadının sürekli güzellik sırrı ifşa etmesini hiç mi hiç anlayamıyorum anlayamayacağım. Şaşırıyorum.
BİRAZ BENİ DİNLER MİSİN?
Hayatta en kıymetli şey ne? İlgi alaka galiba... Fotoğrafın üzerindeki yazıda da şöyle diyor: "Bir insana verebileceğimiz en kıymetli hediye ona dikkatinizi/ilginizi vermektir". Kıymet verdiklerinizi ihmal etmeyin, sonra pişmanlık neye yarar...