Galatasaray, 3 puanı Belhanda’nın penaltı golüyle kazandı. 90 dakika bitiminde akılda kalan ise, Muslera’nın müthiş kurtarışlarıydı…

Kendi sahasında seyirci desteği ile oyuna başlayan Sarı-Kırmızılı takım zirve yarışından kopmak istemiyordu. Bu nedenle, kazanmak zorundaydı. Kupa maçında alınan sonuç elbette moralleri bozmuştu. Buna karşın taraftarın desteği her zamanki gibi güçlüydü. Ancak, sahada taraftarın bu isteğine, coşkusuna, kazanma arzusuna yanıt verecek bir takım yoktu. ..

Alanyaspor, özellikle ikinci yarı öyle bir oyun oynadı ki, sanki karşılarında Galatasaray değil de alt liglerden bir takım vardı. Taraftar kazanılan 3 puana sevinsin mi, sevinmesin mi kafa karışıklığı ile stadı terk ederken, Fatih Terim yine suçu oyuncularına attı…

Takımı kuran, çalıştıran, oyuncularını motive eden, taktik veren Fatih Terim bu maçtan dersler çıkarmak zorunda. Sakatlıklar, eksiklikler bir yana, işin teknik tarafı tartışılmadan soruna çözüm bulmak çok zor…

Öyle bir ikinci yarı yaşandı ki, sahada Galatasaray’ın olduğuna inanmak gerçekten güçtü. Sarı-Kırmızılı takım Real Madrid karşısında bile bu kadar ezik bir oyun oynamamıştı. Maç boyunca rakibine 21 şut şansı veren Galatasaraylı oyuncuların savunma konusunda ne denli vasat olduğu ortada.

İlk yarı bir penaltı ve iki şut dışında Sarı-Kırmızılı takımın bir etkisini göremedik. Asıl, sorun ikinci yarı oynanan oyundu. Alanyaspor karşılaşma süresince 40 orta, 13 korner atışı ile oyuna hakim olan taraftı…

Bu ortaların 29’u, şutların 12’si, kornerlerin 10’u ikinci yarının istatistik rakamlarıydı. Galatasaray ise 12 orta yaparken isabet oranı sıfırdı…

Rakamlar bir yana, Alanyaspor takım olarak baskıyı her alanda hissettirdi. Oyun üstünlüğü, pozisyon zenginliği, mücadele ve pas yüzdesi hep onların lehineydi…

Galatasaray orta sahası, oyunun bu kadar teslim edilmesinde en önemli rolü üstlenen isimlerden oluşmuştu. Belhanda, Nzonzi, Seri, Lemina topu rakibe bırakınca akınlar, ortalar yağmur gibi yağdı…

İkinci 45 dakika ecel terleri döken Sarı-Kırmızılılar, ne pas oyunu yapabildiler. Ne de kazandıkları topu oyuna soktular.

Savunmadan çıkan toplar, nereye giderse gitsin şeklinde vurulan isabetsiz, hedefsiz vuruşlardı. Çok top kaybı yapmak, baskı karşısında topu yere indirmemek inanılacak gibi değildi. Sahada Galatasaray olmasa, normal karşılanabilir. Ancak, Sarı-Kırmızılı formaya yakışmayan bir oyun ve mücadele şaşırtıcıydı…

Açıkçası, gücü olmayan, temposuz oynayan Galatasaray sanırız hiçbir maçta bu kadar çok atak yememişti… Bunun da ayrıca irdelenmesi gerekiyor…

MUSLERA MAÇIN KAHRAMANIYDI

Alanyaspor’un yoğun baskısına 10 Galatasaraylı boyun eğerken bir tek Muslera karşı durdu. Öyle kurtarışlar yaptı ki, farktan kurtardı takımını. Üst üste 3 net gollük şutu dışarı attı. En az 4-5 gol olabilecek Alanyalı oyuncuların yakından vuruşlarına duvar ördü…

Mucize diye tanımlanacak kurtarışları yapan Muslera maçı kazanan adam oldu. Galasaray ise 3 puanı almasına rağmen oyunu kaybetti. Asıl olan kazanmak ise Sarı-Kırmızılılar bunu gerçekleştirdi. Ancak, her maç Muslera bu performansı gösterecek diye bir garanti yok. O nedenle, takım olarak bu maçın analizini iyi yapmaları gerekiyor…

FALCAO’YA ZAMAN GEREKİYOR

67 gün sonra sahaya çıkan Falcao, oynadığı son 15 dakikada etkili olamadı. Sakatlıktan yeni çıkan, doğru dürüst antrenman yapmayan Falcao’dan fazlasını beklemek haksızlık olurdu. Adem’in sakatlanması sonucu, zorunlu olarak oyuna giren Falcao en azından sakatlık sorununu çözmüş. Bu da Galatasaray adına iyi bir gelişme…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!