Elazığ depremi hepimizi derinden yaraladı. Bu acıyı bir kez daha yaşadık. Futbolcular sahaya “Geçmiş olsun Türkiyem” tişörtleri ile çıktı. Fenerbahçe taraftarının, “Elazığ üşüme, Fenerbahçe seninle” tezahüratı maç süresince sürdü. Karşılaşmanın sonunda sahaya atılan atkı, eldiven ve bereler çok anlamlıydı. Bu hareketi daha önce Van depremi sonrası Beşiktaş taraftarı da yapmıştı… Türkiye, tek yürek olarak deprem bölgesindeki yurttaşlara yardım için sefer oldu. Dileriz, bu yaralar en kısa sürede sarılır.

FENERBAHÇE SEZONUN EN İYİ MAÇINI OYNADI

Sarı-Lacivertliler için önemli bir maçtı. Şampiyonluk yarışından kopmamak için kazanmak zorundaydı. Aldıkları 3 puanla ciddi bir ivme kazandılar. Zor bir virajı döndüler…

Ersun Yanal, rakibin analizini çok iyi yapmış. Başakşehir, son 4 yıldır şampiyonluk yarışı içerisinde olan bir takım. Önce, nasıl bu takımı durdururum diye plan yapmıştı Yanal. Kanatları kapatmak, öncelikle Visca’yı kontrol etmek ilk hedefti. Orta alanda Mahmut ve İrfan’ı etkisiz hale getirmek ise bir başka düşünceydi. Ersun Yanal’ın planı tuttu. Başakşehir, bir varlık gösteremedi. Hatta ilk yarı hiç pozisyona giremediler. Dirar’ın bir ikramı vardı. Onu da kaleci Altay önledi…
Başakşehir’in bu denli kötü oynamasının tek nedeni, Fenerbahçe’nin iyi oynaması ve rakibini oynatmamasıydı. Bunun altını çizmekte fayda var…

İlk 45 dakika sahada fırtına gibi esen bir Fenerbahçe vardı. Başakşehir sahasından çıkamadı. Çok sayıda gol pozisyonu vardı. İlk 20 dakikada 8 şutun olması Sarı-Lacivertlilerin hücum oyununu en iyi özetleyen istatistik olarak öne çıktı.

Sarı-Lacivertlilerin, pas oyununu iyi yapan rakibine karşı baskılı oynaması ve tempoyu yüksek tutması lehine oldu. Maç bitimine dek, coşkuyu ve mücadeleyi yüksek tuttular. Fizik olarak çok üstündüler. Bu üstünlükleri skora da yansıdı. Sarı-Lacivertli oyuncular biraz daha dikkatli olsalar, gol sayısını arttırabilirlerdi…

İzleyenlerin büyük heyecan duyduğu ve mutlu olarak ayrıldıkları stadın atmosferi harikaydı. Sahada ki oyuncular kadar taraftar oyunun içerisindeydi. San dakikaya kadar desteklerini sürdürdüler…

ISLA- KRUSE – RODRİGUES

Fenerbahçe takım olarak harika bir oyun sergiledi. İkili mücadelelerin neredeyse tamamını kazandılar. Rakip alanda üstünlüklerini kabul ettirdiler. Fakat, üç isim var ki çok öndeydiler. Isla, tüm ataklarda vardı. İlk kez bu denli olumlu atakların başlangıcında ve sonlandırmasında etkili oldu. Rodrigues ise her aldığı topla rakip oyuncuları dağıttı. İyi ortalar yaptı. Sürekli öne oynadı. Çok denedi. Attığı şutlar ağlara gitmedi. Ancak, ikinci golün pasını tam anlamıyla “ al da at “ dercesine Vedat’a verdi…

Sahanın yıldızı tartışmasız Kruse’ydi. Geldiğinden bu yana en iyi maçını oynadı. Savunmaya yardım etti. İyi toplar kaptı. Boş alan yarattı. Ters toplar attı. Harika bir gol atarak takımına özgüven kazandırdı. Maçın her anında, topla buluştu. Takımı atağa kaldırdı. Bir lider özelliği olduğunu kanıtladı. Çok istekliydi. Klas hareketler yaptı…

ERSUN YANAL’IN HAYAL ETTİĞİ OYUN

Güzel, etkili, arzulu, coşkulu ve temposu yüksek oyun Ersun Yanal’ın hayaliydi. Sanırız, bu maç kalan karşılaşmalar için önemli bir dönüm noktası olacaktır. Sarı-Lacivertliler aynı arzuyu ve tempoyu sürdürebilirse şampiyonluk yolunda rakiplerini geride bırakabilir. Başakşehir karşısında sergilenen mücadeleyi gördükten sonra, bu takımın transfere falan ihtiyacı yok diyebiliriz. Bu kadro, aynı oyunu her maç çıkarabilir mi? Bilemeyiz. Ancak, görünen, Sarı-Lacivertliler çok hırslı. Kazanmayı ortak bilinç olarak içselleştirmişler. İlerleyen haftalar şampiyonluk yarışını daha da heyecanlı hale getirecek şüphesiz…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!