Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Karadağ beraberliği ve Cebelitarık galibiyeti ardından Milli Takımın oyunu çok eleştirildi. Hatta Şenol Güneş için Hollanda karşılaşmasının bir sınav olacağı dile getirildi. Gerçekten, gücümüzü test etmenin en önemli maçını oynadık. Karşılaşmanın ilk dakikasında gelen gol, yaşanacak bir hezimetin de habercisi oldu.

Çok kötü oynadığımız bir maçı 6-1’lik bir skorla kapattık. Bu sonuç elbette yadırgandı. 1990’da İrlanda Cumhuriyeti’ne 5-0 yenilmiştik. O tarihten bu yana böylesi ağır bir sonuç almamıştık. Ne oluyordu? Avrupa’nın yükselen değeri diye övünürken, bir anda her şey tersine döndü. Günlük başarıların, tesadüf sonuçların alındığı izlenimi haklılık kazandı ister istemez. Öyle maçlar yaşadık ki, olmazı gerçekleştirdik. Çok sevindik. Mutluluktan uçtuk. Kendimizi futbolun devleri arasında gördük.
Ne zamana kadar?

Avrupa Şampiyonası’ndaki maçlar başladığında gerçekle yüzleştik. Sıfırı çekmek bir yana, Avrupa’nın en kötü takımı olduk. Aslında iş burada başladı. Milli Takım ve teknik direktör Şenol Güneş bu travmayı bir türlü atamadı. İstikrarlı bir futbolumuzun olmadığı gerçeği ile yüzleştik. Alınan sonuçlar bunun en somut göstergesi oldu doğal olarak.

Hollanda karşılaşmasını irdelemek bize gerçekçi somut bir veri vermez. Sorun, ülke futbolunun günlük başarılara endeksli olduğudur. Burada sormamız gereken önemli bir soru ise, “Futbolun Nihat abi’si” nerede?

Başarılı maçlar sonucu ekranlarda görmeye alıştığımız Futbol Federasyonu başkanı Nihat Özdemir, tarihi yenilgi sonrası ne düşünüyor merak ettik elbette.

En son 90’lı yılların başında Fenerbahçe’de futbolun sorumlusu olan, Selim Soydan’ın 30 yıl sonra Milli Takım'da aynı görevi üstlenmesi ne kadar doğru eleştirileri ister istemez haklılık kazanıyor.

Suçu tek başına Şenol Güneş’e ya da sahadaki oyuncu grubuna yüklemek doğru mu? Tartışılması gereken o kadar çok sorun var ki... Ülke futbolunun bir türlü istenilen düzeye gelmemesi alınan sonuçta ne kadar etkili?

Bugün hala, yabancı hayranlığı ile transferler yapıldığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın son iki gün içinde yabancılara kurtarıcı olarak sarılması ayrıca irdelenmelidir. 84 milyonluk ülkemizde, hala yerli oyuncu sorunu yaşıyoruz. Genç Milli Takımlar'da alınan sonuçları da göz önüne aldığımızda, sorunun tek başına Şenol Güneş ve sahadaki oyuncularda olmadığı ortada.

Elbette, sahaya çıkan kadronun seçimi ve taktik eleştirilmeli. Mental yorgunluk, kadroda yapılmayan revizyon gündemin ilk sırasında yer alıyor. İlk 11’de yer alan 10 oyuncu Avrupa’da oynuyor olsa da, kadro seçiminde bir sorun olduğu ortada. Ayrıca, rakip analizinin yapılmadığı da anlaşılıyor. Kötü hatta tarihi yenilginin irdelenmesi yapılırken temel sorunları masaya yatırmaktan kaçmamalıyız.

Günümüz futboluna ayak uydurmakta geç kalmak kaçınılmaz sonuçları yaşamamıza neden oluyor elbette. Saha dışı organizasyondan başlayan hatalar zincirini düzeltemez isek daha çok kişiler üzerinden yakınmalara gideriz.
Sosyal medya üzerinden yapılan eleştiriler ne kadar haklı olsa da, bunu federasyon başkanının danışmanı da yapıyorsa ortada ciddi bir sorun olduğunu görüyoruz.

Hollanda Milli Takımı Teknik Direktörü Van Gaal’ın 500 bin Euro maaşına karşın Şenol Güneş’in aldığı 3.200 milyon Euro maaşı elbette eleştiriliyor. Bu da ülke futbolumuzun çarpık düzeninin en çarpıcı ayrıntısı.

Ne kadar karamsarlığa kapılsak da umudumuz sürüyor. Matematik grupta şansımız olduğunu gösteriyor. Ne diyelim, umut fakirin ekmeği…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00