Son Dakika
04.01.2018 - 07:00 | Güncelleme:

Siz kimi filme alırdınız?

 

The Hollywood Reporter Dergisi geleneksel ‘Yönetmenler Yuvarlak Masa’ söyleşisinde 2017’nin en çok konuşulan 6 yönetmenine sormuş: “Kameranızı tarihte herhangi bir zamana, bir yere koyma şansınız olsa nereyi seçerdiniz?”

Sanki bütün o filmleri ben çekmişim, Oscar koleksiyoncusu bir yönetmenmişim gibi soruyu üstüme alındım, birkaç gündür o lanet kamerayı nereye koyacağımı düşünüyorum.

İstanbul’un fethinden Macellan’ın gemisine, Borges’li Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nden ‘Hababam Sınıfı’ setine kadar bir dolu yeri dolaştıktan sonra inzivaya çekildiği kuledeki odasında Montaigne’nin karşısında buldum kendimi!

Sanırım 1500’lerin ikinci yarısında Montaigne’nin Bordeaux yakınlarındaki şatosunda, ‘Denemeler’i yazmak için kapandığı kuledeki odasına bir kamera koyardım! ‘İnsan’ı didik didik eden bütün o denemelerin nasıl ortaya çıktığını görmek, Montaigne ile sohbet etmek isterdim... Evet, böyle bir şansım olsaydı, tarihin herhangi bir yerine bir kamera koyma şansı elime geçseydi, o şatodaki o oda olurdu; eminim ve de son kararım...

HZ. İSA’NIN PEŞİNDE!

‘The Shape of Water’la ödüllerden ödül beğenemeyen Guillermo del Toro, karışık bir ilişkisi olan büyükannesini filme almak istediğini söylemiş.

İlk filmi ‘Lady Bird’le referans sinema sitelerinde en yüksek notu alan Greta Grewig, kamerasını Sokrates’le ona ‘aşkı’ öğreten Diotima’nın karşısına koymuş: “O kadının Sokrates’e neler anlattığını duymayı çok isterdim.”

‘Blade Runner 2049’la selefi Ridley Scott’a taş çıkaran Denis Villeneuve, kamerasıyla Hz. İsa’nın peşinde gezmek istermiş...

Erkek süper kahramanlar dünyasını sollayıp hasılat listesinin zirvesine oturan, Oscar’a aday olur mu diye konuşulan, ‘Wonder Woman’ın ‘harika’ yönetmeni Patty Jenkis yüksek güvenlikli bir hapishaneye koymuş kamerasını.

‘Darkest Hour’da Gary Oldman’ın içinden bir Churchill çıkaran Joe Wright, kamerasını bir yere ya da zamana koymamış: “Her şeyi bir meleğin gözlerinden görmek harika olurdu.”

‘First They Killed My Father’la yönetmenlikte de rüştünü ispatlayan Angelina Jolie, ‘Suriye’deki kimyasal saldırı, Rohingya’da yaşananlar...’ kadar birçok şeyin, çözüm için hiçbir şey yapılmadan, çoktan kameraya alındığını söylüyor...

KEŞKE BİZDE DE OLSA

Filmleri ödüllerden ödül beğenmeyen, milyonlarca dolarlık hasılat elde eden yönetmenlerin, oyuncularla bir araya gelip sevdikleri filmlerden, büyükannelerinden, babalarından, çekimlerdeki zorluklardan, çıkardıkları derslerden konuşmalarına, karşılıklı sohbet etmelerine gıpta ediyorum...

“Bizim ülkemizde neden yok?” diye kendi kendime dertleniyorum...

150’den fazla filmin çekildiği, 40 milyon kişinin sinemaya gittiğinde yerli filmleri tercih ettiği bir ülkede oyuncular ile yönetmenlerin buluşup sinema konuştuğu bir mecranın olmaması en ağdalı Yeşilçam melodramından daha acıklı geliyor bana... (Arka Pencere ve Altyazı dergileri çok yaşasın.)

Sorsan hepsi “Valla çok güzel olur, ben varım” der. Ama iş ciddiye bindiğinde o onunla bir araya gelmez, öbürü şunu istemez, binbir türlü şey...

Oysa Cem Yılmaz, Yavuz Turgul, Onur Saylak, Onur Ünlü ve Pelin Esmer falan bir araya gelip iki lafın belini kırsa fena mı olur? Hangi filmin hangi sahnesinin hayatlarını değiştirdiğini falan anlatsalar, ne bileyim birbirlerinin filmlerini yorumlasalar...

KAYIKTA BİR FİLM!

Mesela ben Yılmaz’ın Turgul’un, Saylak’ın, Ünlü’nün, Esmer’in bir gemi kazasından kurtulup cankurtaran kayığında sadece bir blue-ray oynatıcısıyla kalsalar hangi filmin yanlarında olmasını istediklerini çok merak ediyorum...

Del Toro, böyle bir durumla gençliğinde karşılaşsa 1981 tarihli ‘Road Warrior’ filmini almak istediğini ama şimdiki tercihinin 1931 tarihli ‘Where is Frankenstein’ olduğunu söylüyor.

Jenkins hakkını 1945 tarihli bir Michael Powell-Emeric Pressburger klasiği olan ‘I Know Where I’m Going’ten yana kullanıyor.

Grewig, yine 1945’ten ‘Brief Encounter’ ile 1952 tarihli ‘Singin’ in the Rain’ arasında daha ‘sulu’ olanı seçiyor...

Villeneuve’nun kayığında 1968’den bir bilimkurgu başyapıtı var: ‘2001: A Space Odyssey...’

Jolie, tek başına bir kayıkta ihtimali ne kadar düşük olursa olsun hayatta kalmasına yardım edecek bir film tercih ediyor: 1965 tarihli ‘The Hill’...

NİTELİK-NİCELİK

Gerçi film izlememekle övünen yönetmene bile denk geldiğim için benimkisi boş bir hayal! Ama olsun ben yine de söyleyim, sinemada ‘nitelik’le değil çoğunlukla ‘nicelik’le sidik yarıştıran yönetmenlerin, oyuncuların, senaristlerin hatta yapımcıların arada sırada bir araya gelip sohbetler etmelerinin ve bunların yayınlanmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum... Bu sayede yıllar içinde toplumda bir ‘sinema kültürü’ oluşur bence... Yoksa “Ya tutarsa mantığıyla” çekilen derme çatma filmler bir yerde kopar, kimse de bir daha tutturamaz...

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Hava Durumu
Cumartesi 20 MPH 30°
Az Bulutlu