Son Dakika

Hepimiz hatırlıyoruz Refik Bey...

01.12.2018 - 17:17 | Güncelleme:



İkitelli'deki gazete binasında uzun kıvırcık saçlarım ve sırtımda fotoğraf makinesi çantamla 'haber peşinde koştuğum günlerin' ardından akşam servise bindiğimde az ötemde oturan adamın şair Refik Durbaş olduğunu fark ettiğim ilk günü şimdi bile hatırlıyorum...
Lise yıllığında arkadaşlar, bugün artık benden başka her şeye benzeyen vesikalığımın altına, “Edebiyat okuyup, gazeteci olmak istiyor...” yazmışlar. Böyle bir şey istediğimi kime söyledim hiçbir fikrim yok. Ya da ben böyle bir şeyi neden istiyordum hiç hatırlamıyorum. Edebiyat meselesiyle ilgili iyi kötü suçlayacağım biri var en azından: Teyzem! Ve onun Dostoyevski, Yaşar Kemal, Aziz Nesin'lerle dolu kütüphanesi...
Ama gazetecilik nereden çıktı gerçekten bilmiyorum.
90'ların ortasında gördüğüm 'Gazeteci olmak istiyor musunuz?' başlıklı bir ilanın peşinden minibüse atlayıp beni İkitelli'ye götüren 'duygu' neydi bugün hala anlamıyorum.
O yaz daha önce hiç görmediğim, adını bile duymadığım Cavit Bey'le 10 dakikalık  sohbet ve içtiğim bir bardak kolanın üzerinden tam 23 yıl geçti...
Edebiyat okudum ve gazeteci oldum!

Refik Durbaş
Refik Durbaş

SERVİS ARKADAŞI!

Refik Durbaş'ın şiirlerini işte beni bu edebiyat belasına bulaştıran teyzemden biliyordum. Lisede, daha sevdanın, ölümün hasretin ne yana düştüğünü bilmediğimiz yıllarda, 'Sevda ne yanar düşer usta...' dizesini defterime yazıp, okuldan eve dönerken Zülfü Livaneli'nin Durbaş'ın şiirinden yaptığı şarkıyı yolda mırıldanıyordum.
Gazetede çalışmaya başladığım ilk günlerde Livaneli ile aynı asansöre bindiğimdeki hissettiğim heyecanın yerini bir süre sonra kayıtsızlık almıştı. Binada Zülfü Livaneli'yi her gördüğümde hissettiğim yegane duygu 'aramızda duvarlar' olduğuydu. O tuğlaları o duvara ben mi koyuyordum yoksa Livaneli mi etrafına kalın bir sur örmüştü bilmiyorum. Ama koridorda karşımdan geldiğinde ya da yazı işlerinde bazen dip dibe dursam da onunla iki kelime etmek gelmedi içimden hiç!
Ama Refik Durbaş'ı daha serviste gördüğüm gün hemen yanına geçip selam verdim. Heyecanımı anladı. Elini sırtıma koyup gülümsedi.
Edebiyat okuduğumu (çok matah bir şeymiş gibi;) şiirlerini sevdiğimi falan söyledim. İkitelli'den Göztepe'ye kadar daha neler saçmaladım acaba...
Sınavlar için okula gittiğimde Refik Durbaş'la aynı servise bindiğimi birazda böbürlenerek anlattığımı hatırlıyorum...

BOŞA YAŞANAN ANLAR

Dün sabah Refik Durbaş'ın ölüm haberini aldığımda 23 yıl önceye, bir dönem neredeyse her akşam bindiğim ama yıllardır aklıma bile gelmeyen o servisin içine döndüm yeniden.
Şimdi bazılarının adını bile hatırlamadığım bir dolu insanla her akşam yaptığımız yolculukların üzerinden yıllar geçti.
Tek bir anını bile hatırlamadığım 'boşa yaşanmış binlerce an'la dolu hayatım.
Bugün 23 yıl geriye dönüp baktığımda hatırladığım üç-beş 'an'dan birinin kahramanı Refik Bey en son ne zaman aklıma geldi acaba?
Sabah gazeteye gelirken yol boyunca Refik Durbaş, en sevdiğimi şiirini okudu kulağıma:
“Kimse hatırlamıyor adımı
Bahar gelmiş.
Balkonlar serin
Annelerin çocuk ambarı balkonlar serin
Su dalgın değil. bademler açmış
- Sahi kaç yıldır yalnızım ben
Çiçekler çürümüş saçlarımda
Bembeyaz uzun kuşlar da uçmuş fotoğraflarımdan
Bulutlar da
Yüreğimde karanfillerden damıtılmış bir yaz
Yaşıyor muyum acaba?”
Sonra sosyal medyada onun için yazılanları okudum ve serviste yanı başımda oturan büyük şaire fısıldadım: “Biz adınızı hatırlıyoruz Refik Bey...”


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300