Einstein’a göre ben bir dahiyim! Tamam biraz abarttım; cümleyi şöyle kursam daha doğru olurdu: “Einstein’a göre ben bir ahmak değilim!” E bu da bir şeydir;)

Hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemenin ahmaklık olduğunu söyleyen bu büyük bilim insanından aldığım gazla bir süredir ‘farklı bir sonuç’ beklemeden aynı şeyleri yapmaktan büyük keyif aldığımı fark ettim. 

Çok değil 4-5 yıl önce ‘hayatımı otomatik pilota aldığımı’ düşünüp “Dakikalar, saatler, günler, haftalar, aylar geçiyor ama ben tek bir günü yaşıyorum...” diye isyan eden ben şimdi ‘o tek bir günün’ hayatımın en güzel günü olması için çalışıyorum.

Tekrar tekrar aynı şeyi yapmanın beni mutlu ettiğini, geçen yıl ağustos ayında, Londra’da Ulusal Galeri’de Joseph Wright’ın (nam-ı diğer Derbiy’li Wright) ‘An Experiment on a Bird in the Air Pump’ adlı tablosunun önünde fark ettim.

'An Experiment on a Bird in the Air Pump' (Joseph Wright)
'An Experiment on a Bird in the Air Pump' (Joseph Wright) 

HAVA POMPASINDAKİ PAPAĞAN

2000’lerin başında bu tabloyu galerinin 34 numaralı salonunda ilk gördüğüm günden beri ne zaman Londra’ya gitsem bir şekilde kendimi hep onun karşısında buluyorum... 18. yüzyılda yaşayan ve ‘Sanayi Devrim’, bilimsel gelişmeler gibi konuları tuvallerine yansıtan Wright’ın, gezgin bir bilim insanının bir masa etrafında toplanmış insanlara ortada duran vakumdaki havanın çekilmesiyle oluşacak etkileri ‘hava pompasındaki bir papağan’la anlattığı deneyi gösteren bu tablonun her seferinde beni büyülemesinin nedenini inanın bilmiyorum. Ama Londra’ya her gidişimde, o salonda, karşısına geçip, fanusun arkasındaki tek bir mumun ışığının tablonun her köşesine nasıl dağıldığını izlemek beni her defasında daha da mutlu ediyor.

Oray Eğin birkaç gün önce çoktandır aynı yerlere gittiğini yazıp eklemişti: “Bilindik şehirlere gitmenin insanı dinlendiren bir tarafı var...” Bildiği şehirlerde bir rutini olduğunu bunun da hayal kırıklığı faktörünü ortadan kaldırdığını da belirtmişti.

Ben de geçen ağustos ayında o tablonun önünde ‘rutinin’ insanı ‘dinlendiren ve mutlu eden’ bir tarafı olduğunu keşfettim. Yeni şehirlere gitmekle, yeni şeyler yapmakla, zaman zaman kendimi şaşırtmakla bir derdim yok ama Oray’ın bahsettiği ‘hayal kırıklığı’ faktörünü yaşamaktansa tekrar tekrar aynı günü yaşamak zorunda kalan ve büyük bir bıkkınlıkla “Bugün çoktan yaşanmış yarındır...” diyen Phil Connors’ın aksine tek bir ‘mutlu’ güne sıkışıp kalmayı tercih ediyorum!

TEKRARA GEREKEN DEĞER VERİLMİYOR

Geçenlerde “İnsanlar aynı şeyi iki kez yapmanın ne kadar eğlenceli olduğunu hafife alıyor” diyen Chicago Üniversitesi’nde davranış bilimi profesörü Ed O’Brien’ın yaptığı araştırmaya denk geldim. O’Brien, bir şeyleri tekrar tekrar yapmanın çoğu zaman insanların düşündüğü kadar sıkıcı olmadığını söylüyor. 

Profesör O’Brien ve araştırma ekibi bu konuyla ilgili yaptıkları araştırma çerçevesinde Chicago Bilim ve Endüstri Müzesi’ni gezen insanlar yaklaşıp müzeyi gezmekten ne kadar keyif aldıklarını ve tekrar gezdiklerinde ne kadar keyif alabileceklerini derecelendirmelerini istemiş. Deneklerin çoğu ikinci gezmelerinin ilki kadar eğlenceli olmayacağını söylese de müzede bir tur daha atanlar en az ilki kadar hatta belki daha fazla keyif aldıklarını belirtmiş.

Ed O’Brien, “İnsanların daha önce tecrübe ettikleri şeyleri yeniden tekrarlamanın içindeki gizli yeniliklere hak ettiği değeri vermiyor” diyor. 

BİR FİLMİ ÜST ÜSTE İZLEMEK

O’Brien ve ekibi bir başka deneyde insanlara Neflix’te daha önce izlemedikleri ama izlerlerse keyif alacaklarını düşündükleri bir filmi izlemelerini söylemiş. Ertesi akşam aynı filmi yeniden izlemelerini istemiş. Filmi ilk izlediklerinde aldıkları keyfe 7 üzerinden 5.3 veren ve ikinci kez izlemeyen gurup ‘yeniden izleselerdi keyif alıp almayacaklarına 3.5 vermiş. Filmi ikinci kez izleyenlerin notu ise 4.5 olmuş. 

Prof. O’Brien, “Bir filmi iki gece üst üste izleyip aynı tadı almak zor ama bu deney ikinci izlenmede alınan keyfin başlangıçta düşünülenden daha fazla olduğunu göstermesi açısında önemli” diyor. 

Araştırmalar, insanlar keyif alacakları şeyleri düşünürken genellikle yeni bir kitap, yeni bir film ya da daha önce görmedikleri bir yere gitmek gibi tecrübe etmedikleri deneyimlerin kendilerini daha mutlu edeceğini düşündüklerini ortaya koyuyor. Ed O’Brien bunun nedeninin insanların yeni seçeneklerde ‘olumlu tepkiler’ beklemesi değil daha çok eski seçenekleri tekrarlamanın ‘sıkıcı’ olabileceğini düşünmeleri olduğunu söylüyor: “Tekrarlamak sıkıcı olabilir diye yeni şeyleri tercih ediyorlar!”

Prof. O’Brien, bu araştırmanın kendi davranışları üzerinde de etkileri olduğunu söylüyor: “Amacım biraz olsun rahatlamaksa zamanımı saatlerce yeni bir şeyler bulmak için harcamaktansa zaten sevdiğim bir şeyi yapmak daha akıllıca geliyor.”

TEK BİR GÜNE SIKIŞMAK İSTİYORUM

O’Brien ve ekibinin araştırmasını gördükten sonra yaşadığım monotonluğu hayatımda değişiklikler yaparak aşabileceğimi söyleyenlere artık sadece nanik yapıyorum! İşini, sevgilini, evini hatta ülkeni değiştirsen bile bir süre sonra gelip hayatının orta yerine oturuveren ‘rutin’imle barışıyorum.

Hayatımı mutluluğu arayarak heba etmektense tekrar tekrar beni mutlu eden şeyleri yapmaktan yana tavır alıyorum... En baştaki sözümü tekrarlıyorum: “Son zamanlarda ‘farklı bir sonuç’ beklemeden aynı şeyleri yapmaktan büyük keyfi alıyorum...”

Yoruldum; artık tek bir ‘mutlu’ güne sıkışıp kalmak istiyorum!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!