Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması


Bilim kurulu üyesi profesör, dün televizyonda, denizde yüzerken bile sosyal mesafe kuralına dikkat etmek gerektiğini söylüyordu! Jaws filminden beri beni denizden bu kadar soğutan bir şey olmamıştı: “Ailenizle yüzebilirsiniz tabi ama denizde yabancılara dikkat etmek gerek!”
İstanbul’da sahillerdeki parklara çizilen ikişer metre çapındaki ‘sosyal mesafe daireleri’ birer açık hava hapishanesi gibi görünüyor gözüme...
Çarkıfelek’te yarışmacıların arasına şeffaf ayraçlar koymuşlar; bu feleğin çemberine çomak sokmaktan daha absürt geldi bana.. Süpermarketlerde plastik kutularda satılan hazır yemeklerin sağlığa zararı tartışılırken şimdi lokantalarda insanların devasa plastik kutuların içinde yemek yenmesi gündemde... Birkaç ay önce Japonların metroda, sinemada maskeyle oturmasına bıyık altından gülerken şimdi ben Mezdeke üyesi gibi yüzümde gözlerim dışında her şeyi örten bir peçe olmadan sokağa adım atmıyorum.
Eski normali mükemmel yaşayan birçok arkadaşım çoktan yeni normalin de tadını çıkarmaya başladı. Ama ben cennetle cehennem arasında araftaki Dante gibi ‘eski’ normalle ‘yeni’ normal arasında boşlukta süzülüp duruyorum bir süredir!
Fatih Altaylı ile Teke Tek’te astrologlar “Bunlar daha iyi günlerimiz dibin dibini görmedik” diyordu ki dün sosyal medyada, Bertolt Brecht’in kurduğu ve koronavirüs salgını nedeniyle iki aydan fazladır kapalı olan Berliner Esemble’in tarihi salonunun gelecek sezondaki ‘yeni normal’ koltuk düzeni fotoğrafı düştü önüme...

“BİLİM ÇAĞININ TİYATROSU”

“Tiyatro yazara değil, seyirciye uyar" diyen, sahnede bir oyun oynandığını seyirciye hatırlatmak için ‘yabancılaştırma’ tekniğini geliştiren Brecht, 1892’de açılan ve 1954’ten beri Berliner Esemble’ye ev sahipliği yapan efsanevi salonun yeni oturma düzenini görse çok gülerdi herhalde!

‘Oyundaki kişilerin durağan olmadığı, gerçek yaşamdaki gibi değiştiklerini, bir oluşum içinde geliştiklerini, toplumsal yaşamın değişebilirliğini, insanların değişimiyle seyirciye gösteren’ epik tiyatronun yaratıcısı Brecht, gözle görülemeyen bir virüsün tüm dünyayı nasıl değiştirdiğini istese bu fotoğraftaki kadar güzel anlatamazdı herhalde.
“Bilim nasıl ki yaptığı buluşlarla bize dünyanın ve doğanın bir eleştirisini sunuyorsa sanat da aynı hedefi gerçekleştirmelidir. Bilimdeki bu eleştiri, tabiat olaylarının arkasındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya hedefli olup, daima gelişmeye ve değişmeye yöneliktir. Eğer tiyatroyu insanları arasındaki ilişkileri eleştiren bir sanat olarak tanımlıyorsak bilimin eleştirme yöntemlerini kullanmalıdır. Ancak o zaman toplumsal olayların ardında yatan gerçekler ortaya çıkartılabilir...” diyen Bertolt Brecht’in ‘bilim çağının tiyatrosu’ dediği, Epik Tiyatro’nun şu oturma düzenine açıklaması nedir acaba çok merak ediyorum!


BİLET FİYATLARI ÇOK PAHALI OLACAKTIR


Kafeler, barlar, gece kulüpleri, konser salonları, sinemalar, tiyatrolar ne zaman açılacak tartışmaları arasında Berliner Esemble’nin Facebook sayfasında yayınlanan bu fotoğraf, benim içimi burktu.
Sosyal medyada fotoğrafla ilgili “Üzücü ama en azından yeniden açılma yönünde hazırlıklar var” gibi bardağın dolu tarafını göstermeye çabalayan yorumlar gördüm... Ancak kendi adıma Covid-19 salgınıyla ilgili gördüğüm en acı fotoğraflardan biri oldu benim için. Yeni sezona hazırlanan bir tiyatro topluluğunun salonundan çok, ölmekte olan bir yakınıma bakıyormuşum gibi hissettim ben!
Bu oturma düzenindeki seyirci sayısının tiyatroyu finanse edemeyeceğini söyleyenler, bu şekilde bile olsa uzun bir süre kapalı salonlarda oyun, film, konser izleyemeyeceğini belirtenler, “Bilet fiyatları çok pahalı olacaktır” diye endişelenenler ve her durumda eğlenecek bir şeyler bulanlar: “Bacak aralıkları süper...”

ŞİİR OKUYARAK TİYATRO KURTULUR MU?


Türkiye’de tiyatroların durumunun ne olacağı konusunda henüz kimse bir şey bilmiyor. Salgın sonrası kapılarını kapatan özel tiyatrolarda oyuncusundan yönetmenine, dekorcusundan kostümcüsüne iki binden fazla tiyatro emekçisinin evine kapandığı söyleniyor. Genco Erkal’dan Dolunay Soysert’e, Mert Fırat’tan Nurgül Yeşilçay’a, Şebnem Bozoklu’dan Alican Yücesoy’a onlarca ünlü sanatçı bu emekçilere destek için ‘Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformu’nu kurmuş... Platform üzerinden toplanacak bağışlar tiyatro emekçilerine aktarılacak.
Harika bir hareket tamam ama dayanışma, şiir falan güzel de nereye kadar?
Şehir ve devlet tiyatroları dışında 400 farklı tiyatro topluluğunun oluşturduğu Tiyatromuz Yaşasın İnsiyatifi’nden Kemal Aydoğan, Cumhuriyet’ten Emrah Kolukısa’ya pandemi sağlık koşullarına uyulması halinde salon kapasitelerinin 3’te 1’i oranında seyirci alınacağını ve bu sayının tiyatroların masraflarını karşılamasının mümkün olmadığını söylemiş.
Aydoğan’ın sözlerinden ülkemizde özel tiyatroların hayatta kalması için şiir okumaktan fazlasını yapmak gerektiğini anlıyorum!

PATLAMALAR DOYMAYAN TİYATROMUZ ‘PERDE’ DEDİ

TÜİK verilerine göre tiyatrolarda seyirci sayısı 2017-2018 sezonunda, 2016-2017 sezonuna göre yüzde 11.9 artarak 7 milyon 841 bin 353 olmuş. 2020 için beklenti daha da yüksekti. 2019’da 300 olan yeni oyun sayısının 2020’de 600’ü geçeceği söyleniyordu ama işte bir virüs son yıllarda ‘patlamalara’ doymayan tiyatromuza ‘Ve perdeeee!’ dedi.
Çok değil 5 ay evvel tiyatroların içinde bulunduğu durumu ‘80 sonrası gazinolarda şarkı söylemeye başlayan sinema oyuncularının döneminin bir tekrarına’ benzeten sanatçı Murat Daltaban, bu duruma ‘tiyatronun gerileme dönemi’ diyordu. Ama eminin o da tiyatronun bu kadar kısa sürede bu kadar geriye gideceğini düşünmemiştir.
Berliner Esemble’nin ‘yeni normal’daki koltuk düzenini gösteren fotoğrafın tam da seyircinin oyunu izledikten sonra bir rahatlama yaşayarak salondan ayrılmasını istemeyen, bir neden olmadıkça düşünmeyen kitleleri olaylar karşısında tavır almaya itmek ve düşünmeye sevk etmek derdinde olan Brecht’lik bir fotoğraf olduğunu düşünüyorum.

Bir tiyatro sever olarak benim bir biletim var yeni sezonda elimden geldiği kadar tüm salonlarda ‘sosyal mesafe’li de olsa ‘iki kalas bir heves’ diyerek sahneye çıkan tiyatrocuları alkışlamak için yerimi alacağım.
Peki siz?
Dizilerden bulamadığı 'prestiji' sahnelerden devşirmeye çalışan 'iyi gün oyuncuları' siz ne yapacaksınız tiyatro için? Olmayan seyircilerin önünde sahne tozu yutmaya var mısınız? Yoksa her şey normale dönene kadar 'evde mi kalacaksınız?'
Ve biz seyirciler... Seyirciyi pasif konuma iten sahneyle aramızdaki duvarları yıkmak isteyen, kahramanla duygusal özdeşlik kurmamızı talep eden Brecht'e kulak vermeye var mısınız? Tiyatronun hiç olmadığı kadar bize ihtiyacı var. Ne dersiniz böyle bir salonda oyun izler misiniz?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!