Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kafamız bu konuda karışık. İçinde bulunduğumuz siyasi ortamda bu durum normal sayılabilir.

Fakat netleştirelim derim.

Çünkü insanları hak etmedikleri bazı kavramlarla mahkum ediyoruz.

“Bu kişi muhalif” dediğiniz anda, bu insanın söylediği her şeyi kategorize etmiş ve çöpe atmış olursunuz.

“Bu kişi taraf” dediğinizde de durum aynı.

Peki “bu insan adil” dendiğinde zihninizde canlanan şey nedir?

Sizin fikirlerinizi savunduğu için mi adil buluyorsunuz? Yoksa hangi durum olursa olsun, doğruya doğru, yanlışa da yanlış dediği için mi?

Ben kendi tecrübemden söyleyeyim, sizin fikirlerinizi savunduğunda genelde adil buluyorsunuz. İtiraz etmeyin hemen açıklayayım.

Sizin sahip olduğunuz siyasi fikirleri ya da tuttuğunuz siyasi partiyi eleştirdiğinde anında “muhalif” oluveriyor bu insan. Doğru mu? Evet doğru.

Peki fikri hoşunuza gittiğinde “adil” dediğiniz bir insana, farklı düşündüğünde “muhalif” etiketi yapıştırmak adalet mi? Hayır değil.

MUHALİF OLMAK KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?

AK Parti çevresinde daha sıklıkla kullanılır bu kelime: “Muhalif oldu”.

Son zamanlarda CHP içinde de artık sıklıkla kullanılıyor. Zira partiden ayrılmak isteyen Muharrem İnce bu tutumu tetikledi.

İYİ Parti ayrılmadan önce de MHP içinde kullanılırdı bu kelime.

Durumu şöyle netleştirebiliriz:

Muhalif olmak kötü bir şey değildir. Bunun ifade edilme şekli önemlidir.

Örneğin bir siyasi parti ya da bürokrasi içinde yer alıyorsanız ve bazı kararları, tutumları yanlış buluyorsanız, muhalefet etmelisiniz. Bu kurumunuzun iyiliği için gerekli. Ancak bunu kamuoyu önünde değil, parti içinde ya da bürokrasi kuralları içinde yapmalısınız.

Eğer o siyasi parti yeteri derecede demokratik olgunluğa sahipse, o bürokratik yapı sağlıklı bir sistem kurmuşsa, farklı düşünceleri ve muhalif fikirleri zenginlik sayar ve ondan istifade eder.

Ancak kamuoyu önünde, içinde bulunduğunuz parti ve bürokratik organizasyonu eleştirmeniz sağlıklı sonuçlar vermez.

Zaten parti içi demokrasi ve bürokratik yapı tıkanmışsa muhalif düşünceler dışa doğru patlama yapar ve yapılardan koparlar.

GAZETECİ NASIL TARAF YA DA MUHALİF OLUR?

Bir gazetecinin ya da yazarın muhalif olmasını neye göre değerlendireceğiz?

İşte burada dikkat kesilelim lütfen.

Başıma çok geldiği için konuyu anlatmam kolay olacak!

Bir gazeteci, köşe yazarı ya da yorumcunun iktidarın, muhalefetin yaptığı bir icraatı eleştirmesi ya da doğru bulduğunu söylemesi işinin doğası gereğidir.

Lakin bir gazetecinin, iktidarın ya da muhalefetin doğru olsa da her yaptığını eleştirmesi; yanlış yapsa da her yaptığını desteklemesi çok ciddi bir sorundur. İşte bu insanlara “müzmin muhalif” ya da “müzmin yandaş” denir. Bu tip arkadaşların buna kızma hakkı yoktur.

İktidar ve muhalefet partileri genelde şöyle düşünür: Hep beni destekleyin, hep liderimizi övün, hep muhaliflerimizi kötüleyin.

İşin tuhafı, bu siyasi partilerin tabanları da böyle düşünüyor.

Burada duralım efendim.

Bu hayatın akışına ters.

Ama ters yolda giden çok sayıda gazeteci ve yazar olduğu için bizlerden de böyle davranmamızı bekliyorlar. Üzgünüm ama o ters yolda giden çoğu meslektaşımız sonunda bir yere tosladı.

Bu durumda şöyle anlaşabiliriz:

İktidar ya da muhalefet partisinin bir kararını ya da icraatını kimi zaman doğru, kimi zaman da yanlış buluğunu söyleyen insanlara “adil insan” denir. Köşe yazarı, gazeteci, yorumcu, akademisyen… Tüm bu insanları iyi tanıyın ve bu kişileri “adil insan” ya da benim sevdiğim tabirle “makul insan” diye etiketleyin. Onlara kulak verin.

Bir insan iktidarı ya muhalefeti sürekli övüyor ya da sürekli kötülüyorsa sakın onları dinlemeyin. Zira fikirleri sağlıklı değildir.

TARAF OLMAYAN BERTRAF OLUR MU?

Şimdi son bir şey daha söyleyip gideyim:

“Taraf olmayan bertaraf olur” sözü yanlış anlaşılıyor ve yanlış kullanılıyor.

Duruma ve yere göre değişir bu söz.

Bakınız Ermenistan-Azerbaycan savaşında işgalci olan ve suçlu olan Ermenistan olduğu için burada taraf tutmayan bertaraf olur. Zira burada haklıdan yana taraf tutmak esastır.

Ancak ABD Başkanı Bush Afganistan’ı işgal ederken, “ya bizim taraftansınız ya düşmandan yanasınız” dediğinde ne olacak? Tipik bir “taraf olmayan bertaraf olur” kalıbı işte.

ADİL İNSAN BAZEN MUHALİF, BAZEN TARAF OLUR

Bu nedenle şöyle netleştirebiliriz:

Taraf olacaksak adaletten, haklıdan ve mazlumdan yana taraf olacağız.

Kategorik olarak “taraf olmayan bertaraf olur” demek bizi çok yanlış yere götürür.

Yazıyı bitiriyorum:

Yanlışa karşı muhalif, doğrudan yana tarafız.

Hiç ayrım yapmaksızın herkese aynı şekilde davranmak da adalettir.

Adil insan, bazen muhalif, bazen de taraf olur.

Bence güzel özetledim. Ne dersiniz?

Moskova’da yapılan ateşkes görüşmelerinden sonra, içimde yaşadığım öfke, kızgınlık ve umut dolu duygularımı Pazar günü yazdım. Yüzlerce mesaj aldım. Herkes “içimizden geçen duyguları ifade ettin” dedi.

En çok da Azerbaycanlı kardeşlerimizden aldığım mesajlara duygulandım.

Sosyal medyada biri şöyle yazmış:

“Azerbaycan’da ateşkes sonrası insanlar bilirsiniz en çok ne düşünür? Düşünür kü, göresen Anadolu Türkleri ne düşünür bizimle alakalı, onların gözünden düştük mü? Utanır hale geldi millet.”

Bir başka Azerbaycanlı şunu yazmış bana:

“Diyebilersense dostlarına (Ankara’dakilere) söyle, Gözümüz Ankara’ya dikilmiş”

Gözümüzde daha da yüceldi Azerbaycan Türkleri. Kahramanca savaşıyorlar. Direniyorlar, topraklarını geri almak için ölümü hiçe sayıyorlar.

Şu fotoğrafa bakın.

Foto: Onur Çoban - AA
Foto: Onur Çoban - AA

Evladı şehit olmuş bir ananın feryadı. Ama sakın isyan ettiğini düşünmeyin. “Daha nice evlatlarımız feda olsun vatana, Karabağ’a” diye bağırıyor.

Çok öfkeli, çok dirençli, çok azimliler. Ateşkes istemiyorlar. Çünkü toprakları işgal edilen, yurtları elinden alınan onlar. Ateşkes demek, onlar için zulmün devam etmesi demek.

Türkiye asla yalnız bırakmayacaktır onları.

Şimdi gerçekten tek millet, iki devlet olduk.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00