Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anadolu Ajansı’nda işe birisini alacağımız zaman, aradığımız kriterler vardı. Gazetecilik kumaşı bulunacak, genel kültürü güçlü olacak ve dijital devrime uyum sağlayabilecek... Böyle gençleri seçiyorduk.

İletişim fakültelerinin yanı sıra, Boğaziçi, ODTÜ, London School of Economics gibi seçkin üniversitelerden gençler de başvuruyordu.

Bunların büyük bir kısmı eleniyordu. İletişim fakültesi öğrencilerinin çoğu genel kültür eksikliği ve haber yazacak kadar asgari bilgilere sahip olmadıkları için elenirdi.

Diğer seçkin okullardaki çocukların bir kısmı ise gazetecilik kumaşı olmadığı için alınmazdı.

YENİ NESİL HABERCİ YETİŞTİRMEK

Görev yaptığım dönemlerde (2011-2014) kurumda çalışan iletişim fakültesi mezunlarının oranı %70’ten, %40’a düşmüştü. Bu yüzden de iletişim fakültesi yönetimleri ve öğrencileri bana ateş püskürüyordu.

Oysaki mezun olan çocukların bir suçu yoktu. Bu çocuklara mezun olduğunda asgari düzeyde fotoğraf çekmesini, haber yazmasını, video çekmesini öğretmeyen ve sahada yaşayan habercilere rekabet edecek donanımı sağlayamayan okullarındaydı sorun.

Ardından durumu kötüleştiren başka bir şey daha oldu. Dünyada gerçekleşen dijital devrim en çok medya sektörünü sarstı. Şimdi haber yazmasını, fotoğraf çekmesini bilse dahi, dijital devrimin gerektirdiği donanımı, bilgiyi ve zihinsel anlayışı olmayan çocukların sektörde var olma şansı yine olmuyordu.

İşin gerçeği şuydu artık: İletişim fakültelerinin müfredatlarının neredeyse tamamı artık “iletişim tarihi” oluvermişti. Yani yaşayan iletişim ve medya sektöründe öğrendikleri bilgiler öğrencilerin işine yaramazdı.

Bu durumu görünce Anadolu Ajansı olarak 2011 yılında Haber Akademisi kurduk. Ve burada kendi insan kaynağımızı yetiştirmeye kadar verdik.

Biz “yeni nesil haberci” diyorduk yetiştirdiğimiz bu gençlere. Hepsi iyi üniversitelerden mezun olacak, gazetecilik kumaşına sahip olacak ve azimle bu akademiyi bitirecek, öyle ajansta işe girecekti.

Yeni nesil haberci şu demekti:

Dijital devrimi anlayacaksınız. Onun neden olduğu değişimi kavrayacak, sosyal medyayı çok iyi bileceksiniz. Bu yetmez. Bir de fotoğraf çekmesini, kamera kullanmasını, haber yazmasını iyi bilecek, bunları anında sosyal medya hesaplarından yayınlayacaksınız. Ve tüm bunları büyük bir hızla yapacaksınız.

Artık sektör bu özelliklere sahip olmayan habercilere, iletişimcilere iş imkanı sağlamıyor.

DİJİTAL KAFA, ANALOG ZİHİN

Dijital devrim sadece teknolojiyi iyi kullanmaya zorlamıyor sizi, aynı zamanda habere ve iletişime bakış açınızın da dijital olmasını istiyor. Devrim; analog zihinle, yani klasik iletişim bilgilerinizle değil, dijitalleşmiş zihinlerin haberi ve iletişimi algılama biçimini de kavramanızı zorunlu hale getiriyor.

Daha önce Gazi ve Marmara üniversitelerinde dersler verdim. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin reorganizasyon çalışmalarında bulundum.

Üzülerek belirteyim ki, YÖK’ün müfredatı, iletişim fakültelerinin öğrenci yetiştirme yöntemleri eski modeldi. Buradan mezun olan çocukların, eğer kişisel gayretleri yoksa, sektörde yer bulmaları neredeyse imkansızdı. Bu nedenle her sene İletişim fakültelerine olan rağbet azalıyor.

Ancak birçok üniversite iletişim fakültelerinin dijital devrime uygun hale getirmek için, okullarını YÖK’e rağmen revize etmeyi ve geliştirmeyi deniyor. Maalesef bunların sayısı çok az.

YENİDEN AKADEMİYE DÖNME HEYECANI

Dün Üsküdar Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak tekrar ders vermeye başladım. Akademide öğrencilerle birlikte olmak benim için heyecan verici. Onlardan yeni şeyler öğreniyorum.

Okul yönetimiyle yeni nesil haberci ve iletişimci yetiştirme konusunda hemfikiriz. Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek. Sizinle de paylaşmak istedim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • yukselozturk 2 ay önce Kemal bey başarılar diliyorum...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00