Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu yılın Haziran ayında bir erken seçim beklediğini söyleyen Meral Akşener ve “biz de öyle düşünüyoruz” diyen CHP’nin bu tahminlerinin olmayacağını sanırım kendileri de biliyor.

Ben yine de neden erken seçim olamaz fikrimi madde madde yazayım.

1. Pandemi ortamında, millet sağlık derdiyle uğraşırken kimse erken seçime gitmez, buna muhalefet de dahil.

2. Ekonomi böyle bozukken ve bir türlü rayına oturmamışken, dünyada ekonomi trendleri aşağı doğru seyri sefer halindeyken hiçbir iktidar seçime gitmez.

3. AK Parti hukuk, eğitim, ekonomi, demokratikleşme, hükümet sisteminde birçok sorun olduğunu biliyor. Bunun için de "reform paketleri açıklayacağım" diyor. Bu kadar sorunu varken neden seçime gitsin?

4. Muhalefet “ülke yandı, bitti” derken, oyların neden oluk gibi kendilerine akmadığının cevabını henüz bulmamışken, erken seçim istemez. Siz bakmayın “erken seçim istiyoruz” demelerine.

5. Muhalefet cephesinin iki büyük partisi CHP ve İYİ Parti, kendi içinde ayrışmalar, bölünmeler, kavgalar yaşarken üstüne erken seçime gitmek ister mi? İstemez. “Kavgalı eve kız verilmez” ata sözünü onlar da biliyor.

6. Haftaya Pazar seçime gidilse bile partilerin ve ittifakların şu anki oyları üç aşağı, beş yukarı aynı çıkacak gibi gözüküyor. Ne değişecek ki seçim olunca?

7. Millet iş yeri ne zaman açılacak, ne zaman işe başlayacak, mutfaktaki yangın ne zaman sönecek, sokağa çıkma yasakları ne zaman bitecek, aşı ne zaman olacak, eğitim öğretim ne zaman düzene girecek diye dert yanıp dururken, erken seçime gidelim diyeni sopayla kovalar.

8. Millet yaşadığı dertleri ve sorunları çözeceğine inandığı birilerini görse, ona yapışır, başının üstünse erken seçime götürür. Onu görmüyor hala. Erken seçimi neden istesin?

9. İttifak yapıları henüz tam oturmadı. Hem Cumhur, hem Millet ittifakının üye yapısı kesin olarak değişecek ama ne yönde değişecek bilinmiyor hala. Yeni bir ittifak doğacak mı bu da belli değil. Tüm bu belirsizlikler erken seçime gidilmesine engel.

Şimdi diyeceksiniz ki peki muhalefet neden erken seçim olacak diyor. Ee demese ayıp olur zaten. Muhalefet dediğin seçime gidip iktidar olmalı. Bunu biraz yarım ağızla da olsa diyorlar işte.

Bir de bu erken seçim konusu parti teşkilatlarını canlandırır, heyecanlandırır. Onu sağlıyorlar.

Geçen seneden beri iktidar cephesinde yürütülen reform çalışmaları vardı. Yapılması planlanan ama gündeme gelmeyen reform çalışmalarının listesini sunayım.

1. Hayati Yazıcı’nın başkanlığında, AK Partili hukukçulardan oluşan komisyonda birçok alanda köklü değişimler yapacak çalışmalar yürütülüyordu. Seçim barajından tutun siyasi partiler yasasına, milletvekili transferlerinden tutun seçim kanununa kadar, çok ciddi konulardı bunlar. Geçen sene Kasım ayında kamuoyu ile paylaşacaklardı. Hala bir taslak çıkmış değil.

2. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın başkanlığında kurulan bir başka komisyonda da yeni hükümet sisteminin bürokratik ve teknik aksaklıklarını giderecek ciddi çalışmalar yürütüyorlardı. Sistemin tıkandığı, iyi işlemediği birçok alan var. Bunları düzeltecek bir reform çalışması içeriğinde ne var henüz öğrenemedik.

3. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yürüttüğü ve yargı alanında reform yapacak çalışmalar vardı. Geçen sene açıklanması bekleniyordu ama o da açıklanmadı.

4. Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomi alanında reform çalışmaları yapılacağını açıklamıştı. Yeni Hazine Bakanı Lütfü Elvan göreve gelince, bu çalışmaları hazırlayıp kamuoyuna sunacaktı. Bu da olmadı.

5. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokratikleşme konusunda ciddi reformlar yapılacağını açıklamıştı. Hangi alanda, ne konuda, nasıl bir reform olacak? Taslak düzeyinde bile bir bilgi edinemedi kimse.

6. Eğitimdeki sorunları çözecek bir reform çalışması yapılacak mıydı? Bunu tam hatırlayamadım.

Bu reform çalışmalarının neden geciktiğini Ankara'daki ilgililere sormama rağmen öğrenemedim. Yazıyı yazarken Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada yakında kamuoyu ile paylaşacağız dedi. Bekleyeceğiz yani. 

Eskiden üç kağıtçı falcılar, cinci hocalar falan vardı. Onların yanına gittiğinizde, başka bir odada beklerken, biri sizi konuşturur, bu üç kağıtçı falcılar da bunu dinlerdi. Sonra güya suya, kemiğe, kağıda, duvara bakıp sizinle ilgili şeyler anlatırdı. Siz de, “ayol resmen kaynanamın adını bildi” diye ağzınız açık ona buna anlatırdınız.

Dün Ebru Baki’nin programında, reklam arasında Ebru Hanım anlattı, gülmekten karnım ağrıdı.

Onun anlattıklarını aktarayım.

GELECEĞİ BİLEN DİJİTAL FALCILAR

Fal bakan cep telefonu uygulamaları var. Kahveyi içiyorsunuz, sonra fotoğrafını çekip, bu falcı uygulamalara gönderiyorsunuz.

Bir dakika sonra orada cinler, periler, kahinler falınıza bakıp size geri gönderiyor!

“Baş harfi A. olan biriyle sorun yaşamışsın, yakında çözülecek… Tatil planı yapıyorsun, yakında kum, deniz, güneşi meşhur bir yere gideceksin… Kilo sorununu çok kafana takmışsın yapma, daha gençsin… Üç vakte kadar yeni bir iş fırsatı karşına çıkacak sakın kaçırma, akıllı ol…”

Bunları okuyanlar hayrete düşüyor. "Anam dediği her şey çıktı" diyor bir de.

Bu fal uygulamalarını kullananlardan biri, dijital falcının yazdıklarından bir kısmının arkadaşlarıyla WhatsApp grubunda konuştuğu şeylere çok benzediğini fark ediyor. Sonra WhatsApp uygulamasını açıp geriye doğru bakıyor ki ne görsün. Tatile gitmekten, baş harfi 'Ahmet' olan biriyle tartışmaktan ve yeni bir iş başvurusu yaptığından bahsetmemiş mi grupta? O zaman jeton düşüyor.

Bu uygulamayı kullanan arkadaşlarına söylüyor, hepsi falcının söyledikleriyle, telefon yazışmalarını karşılaştırınca aradaki benzerlikleri görüyorlar. Kilo sorunundan birçoğu bahsetmiş meğer!

Bu uygulamayı yapanlar, bu insanların telefon datalarını gizli, saklı ya da cinler aracılığı ile elde etmiyorsa bir yerden alıyor demektir.

Aldığı yer de “data pazarı”…

Bütün mesajlaşma şirketleri, arama motorları, oyun siteleri, birçok web sitesi kullanıcılarının datalarını biriktirip, bunları “toptancıya” satar.

Toptancıda üreticiden topladığı bu “turfanda dataları” marketine koyar isteyen herkese satar. Kimi fal bakarken kullanır, kimi tost makinesi satarken, kimi de alışveriş sitesinde…

Ama falcıların bu işe girmesine şapka çıkarttım. Bu kadar zekice bir şey olabilir mi?

SATILAN ÜRÜN SİZSİNİZ ANLAYIN ARTIK

Basit bir kural var: Bir ürün bedavaysa, satılan şey sizsiniz demektir.

WhatsApp ya da diğer mesajlaşma programları bedava ve reklam almıyorsa nasıl ayakta duruyor sizce?

Google, Yandex, Yahoo gibi arama motorları, navigasyon programları bedava ve reklam almıyorsa nasıl para kazanıyordur?

Sizi satarak!

Bu uygulamaları indirirken “kabul ediyorum” diye bastığınız buton da sizin satış sözleşmeniz. Verileriniz ticari amaçlı ya da iş geliştirme çalışmalarında kullanılır… böyle böyle yüzlerce maddeye “evet” dediniz. Sonra mahkemede, sanki böbreğinizi satmışlar gibi feryat edip, “bunları benim verilerimi sattı” deseniz bile bir işe yaramaz.

Navigasyon şirketleri trafik durumunu nereden alıyor sanıyorsunuz? Sizin cep telefonunuzdan tabii ki. O yol üzerinde bulunan bütün cep telefonlarından toplanan veriler, trafiğin durumunu tespit edip yine size gönderiliyor.

Bu verilerin sadece trafikte kullanılmadığını artık söylememeyim. Ha bu arada ne zaman, nereye gittiğiniz de kaydedilmiş oluyor, bilin!

Yalnız ben hala dijital falcı bacıların kurnaz taktiğine gülüyorum! 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00