Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bolu Belediye Başkanı’nın çocuğu olmayan bir kadın hakkında söyledikleri, bir ruh halinin dışavurumunun ikinci göstergesidir.

        “Öteki” için bilinç altında yatan gerçeklerin, “şaka, bir anı anlatımı, rahat bir ortamda konuşmada” gün yüzüne çıkmasıdır olan biten.

        “Öteki” dediğim, kendinden olmayan, kendine benzemeyen biri demek.

        Bir kadın, bazı erkekler için ötekidir.

        Başörtülü bir kadın, bazıları için saçı açık kadınlar için de “ötekidir”.

        Tanju Özcan, kurduğu cümlelerle “öteki” için düşündüklerini, bilinç altında tuttuklarını böyle dışa vurdu aslında.

        Daha önce de onun için “öteki” olan mülteciler hakkında duymuştuk fikirlerini.

        Suyuna zam yaparak, adeta susuz bırakarak, onunla aynı şehirde yaşamasını engellemeye çalışmıştı.

        Bu aslında bir ruh halidir.

        “Öteki” ile bir arada yaşama şeklini, “öteki” ile iletişim şeklini gösteren, bilinç altı göstergeleridir bunlar.

        Bir kadının çocuk yapmak için yardım talebini Tanju Özcan gibi algılamak, o kadının başörtülü olduğunu özellikle vurgulamak ve bunu itici bir gülmeyle anlatabilmek, sıradan bir tutum değildir.

        Eğer bu mide bulandırıcı şakayı başka biri yapsaydı, belki bu kadar üzerinde konuşmazdık. Ancak “öteki” konusundaki fikirlerini mülteciler üzerinde test ettiğimiz biri bunu yapıyorsa, bunun bir dil sürçmesi değil, bir bilinçaltı kaçağı olduğunu söylememiz gerek.

        REKLAM

        Tanju Özcan’ın “öteki” konusundaki ruh halinin bir prototip olduğunu, onun gibi düşünenlerin bulunduğunu, “öteki”ni konumlandırmalarının benzer olduğunu da görmeliyiz.

        Sorunlu bir ruh hali, sorunlu bir bilinçaltı ve bir arada yaşamamıza engel olacak sorunlu bir bakış açısına sahiptir bu insanlar.

        Ne acıdır ki bu olayı tartıştığınızda klişelere saplanmadan, basmakalıp cümleler kurmadan da edemiyorsunuz.

        Başörtüsü konusu öylesine sömürüldü ki, öylesine yanlış insanlar bundan siyasi rant elde etmeye çalıştılar ki, Tanju Özcan’ı eleştirirken, “yine başörtüsü sömürüsü” demekten geri durmadı bazı insanlar.

        Ama bu köşeyi takip edenler, belki de ilk defa başörtülü bir kadının uğradığı haksızlık ve hakareti dile getirdiğimi bileceklerdir.

        Zira benim ağırlık noktam, kadının başörtülü olması değil, “öteki” konumuna düşürülmesi ve ona reva görülen davranış şeklidir.

        Tıpkı “öteki” mültecilere reva görülen susuz bırakma davranışı gibi.

        Mini etekli birini “öteki” görüp, ahlaki imtihana tabi tutan, dışlayan biri ile başörtülü kadını “öteki” görüp, yardım talebini ahlaksızca anlayan biri bana göre aynıdır.

        Adalet, ikisine de eşit tepki göstermektir bence.

        Sosyal medya düzenlemesine dikkat

        Sosyal medya düzenlemesine dikkat
        0:00 / 0:00

        Hükümet sosyal medyaya bir düzenleme getirmek istiyor.

        Ben de gelmesini istiyorum.

        Ama nasıl olması gerektiğinde farklı düşünebiliriz.

        Sosyal medyayı kullanıp da şikayetçi olmayan yoktur herhalde.

        Hem iktidar hem muhalefet şikayetçiyse, ortada bir sorun olduğu aşikardır.

        Dezenformasyon, manipülasyon, yalan, iftira, hakaret diz boyu.

        Medya, siyaset, sanat, kültür alanında biraz tanınan kim varsa linçe maruz kalmıştır neredeyse.

        Özel hayatın gizliliği ise hak getire. Kişisel bilgilerimiz elden ele satılıyor.

        İnsanlığın bu yeni tanıştığı alanda kurallar, gelenekler, prensipler ve kanunlar henüz yeni oluşuyor. Bu yüzden bir geçiş süreci yaşıyoruz hepimiz. Sıkıntıların sebebi budur.

        Şimdi bu kaotik durumu disiplin altına almak için uğraşıyor tüm ülkeler.

        Sanmayın sadece bizde sorun yaşanıyor. Amerika’dan Çin’e, Güney Afrika’dan İzlanda’ya kadar, her ülke burada bir sorun olduğunu görüyor ve bunu hukuki bir zemine oturtmaya çalışıyor.

        İşte burada kritik konu geliyor önümüze.

        Düzenleme yaparken kişi hürriyetine, özel yaşamın gizliliği ve özgürlükleri koruma penceresinden mi bakacağız, yoksa güvenlik penceresinden mi?

        Her iki pencerenin bakış açısı çok farklı.

        AK Parti uzun süredir güvenlik gözlüğünden hayata baktığından, bu düzenlemeyi de benzer bir bakış açısıyla yapma niyetinde anladığım kadarıyla.

        Tüm gençliğin aktif kullandığı sosyal medyada, güvenlikçi bakışla yapılacak ve özgürlükleri kısıtlayacak her düzenleme, gelecekte AK Parti’nin hiç de iyi anılmamasına neden olacaktır.

        Bu düzenleme başka alandaki düzenlemelere benzemez. Zira gelecekle ilgili bir düzenleme yapılmış olunuyor.

        O yüzden özel yaşamın ve kişisel verilerin korunması, hukukun işlemesi ve özgürlüklerin güvenlik alanıyla çelişmeden geliştirilmesi yönünde bir düzenleme yapmalı AK Parti.

        Bunu gelecek kuşaklara bırakılacak önemli bir miras olarak görmeli.

        Diğer Yazılar