Sevimli Canavarlar” ve “Yukarı Bak” ile bilinen Pete Docter, yine yetişkinleri ilgilendiren bir animasyon ile bilinçaltımızı sınıyor. ‘İçses’ tekniğinin farklı uzuvlarında, konuşabilen ve hareket edebilen beş duyguyu keşfe çıkıyor. Kendi içimize bakmamızı salık veren rengarenk bir bellek tasviri sunuyor. Animasyonun bildik kurallarını yıkan Pixar mamulü “Ters Yüz” (“Inside Out”), benzersiz bir fantastik serüven... Filmi daha sağlıklı deneyimlemek için vizyondaki orijinal İngilizce versiyonunu izlemenizi öneririm.

 “Oyuncak Hikayesi”nden (“Toy Story”, 1995) “Sevimli Canavarlar”a (“Monsters Inc.”, 2001), “VOL·i”den (“WALL·E”, 2008) “Yukarı Bak”a (“Up”, 2009), birçok Pixar cinliğiyle ilişkisi olan zeki bir adam. Pete Docter, John Lasseter ve Andrew Stanton’dan sonra animasyon şirketinin en önemli isimlerinden. Serileri başlatmak, özgün fikir üretmek, animatörlük yapmak, kaptan koltuğuna oturmak derken onun görevleri say say bitmez.

 FREUDYEN BİR DISNEYLAND

 Yaratıcı, “Yukarı Bak”ta da gösterdiği gibi olgunları hedef alan bilgisayar animasyonları yapıyor. Bu da onun yeni çağa ayak uydurmasına olanak tanıyor. Orada Jules Verne’in 80 Günde Devrialem romanının yapısını, yaşlı bir gezgin ile onu zorlayan gıcık bir çocuğun çevreci serüvenine kaydırmıştı. Masalsılıktan uzak durarak gerçekçi macerayla artı puan almıştı. Yönettiği ilk eser olan “Sevimli Canavarlar”ın ‘korkutma enstitüsü’ fikrini hiç saymıyoruz.

Belki de doğrudan kendi imzasını taşıyan işler arasında en başarılı, olgun işe imza atıyor Docter burada. Zamanlaması, ritmi iyi ayarlanmış bir bilgisayar animasyonuyla çıkageliyor. Neşe, Üzüntü, Korku, Tiksinti, Öfke adlı konuşmasını beklemeyeceğimiz duyguların gözünden 11 yaşındaki bir kızın büyüme hikayesine bakıyoruz. Bilinçaltının rengarenk evreninde, trenlerden capcanlı hayali öğelere, Hollywood stüdyolarından tanımsız boyutlara atlarken tema parklarını andıran bir cümbüş var. Kendimizi adeta ‘zihinsel açılımları olan Freudyen bir Disneyland’in orta yerinde buluyoruz.

 ‘HAYAL FABRİKASI’ ‘FANTASTİK MACERA’DAN BESLENİYOR

 Aslında biraz “John Malkovich Olmak”ta (“Being John Malkovich”, 1999) Charlie Kaufman’ın önerdiği ‘insanların zihnine girip oradan hayatlarını kontrol etme’ meselesinin daha yaratıcı ya da renkli versiyonu bizim yüzleştiğimiz. Duyguların eline bir ‘joypad’ verilmese de, bu soyut olarak gerçekleşiyor. Neşe ile Üzüntü arasındaki etkileşimin, ‘fantastik macera’ya zemin hazırlaması ilelebet bildiğimiz bir türsel omurgayı belleğe taşıyor. Kaptan koltuğunda olup bitenler capcanlı…

 “Ters Yüz”, bellekte, bilinçaltında geçen filmler arasında özel bir yere sahip. Nasıl “Başlangıç” (“Inception”, 2010) bilimkurguda ‘dolgu bellek’ alışkanlığını yıkıp ‘rüya inşaatı’ konseptini geliştirdiyse, Docter da animasyonun fantastik dünyası için benzer bir atılım yapıyor. Bir mürettebatın kontrolü altındaki ‘kafa’nın, yaşamdan kesitler, anılar, şekillenen platformlar derken üç boyutlu bir hayal fabrikasına açıldığı muhakkak…

 ANİMASYON FONUNUN ARKASINDA BİR AİLE/ÇOCUK DRAMI

 Üstüne üstlük burada gerçek dünya ile bilinçaltı arasındaki çizgi asla kaybolmuyor. Riley’nin bir peri masalı dünyasına girmesi, halüsinasyonlar görmesi gibi bir şey söz konusu değil. Biz köşemize çekilip başka bir boyutta olup bitenleri izliyoruz. Böylece klişelerden arınıyoruz. Hatta bu deneyimden yaratıcı sahneleri de yanımıza kar kalıyor. Neşe ile Üzüntü’nün zıtlaşmasıyla, Korku, Tiksinti ve Öfke’nin uyumunu tasvir etmek kolay değil! Sanki Docter, Burton’ın “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” (“Charlie and the Chocolate Factory”, 2005) uyarlamasını kendine göre yorumluyor.

 Arkadaki kırmızı, mavi, sarı gibi top renkleri aslında değişken anılara dönüşüyor. Bir süre sonra transparan gözükmek anlamlı hale geliyor. Gerçek dünyada olup bitene ‘bir başka şehre taşınmanın yarattığı yıkım’ üzerinden başarısızlık ve kalıplara karşı gelme yan hikayeleri ekleniyor. Sanki eski Disney animasyonları son 20 yılın bilinçaltıyla ilgili genelde ‘mizah’ yüklü felsefe yapma arzusuyla iç içe geçiyor. “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nın yolu “John Malkovich Olmak”la kesişirken, bu buluşmayı kaldırımdan “Başlangıç” izliyor sanki… Aslında gerçeklik fazlasıyla mat renklere kaymış, natüralizm tercih edilmiş. Arkada sağlam, sahici bir aile dramı akıyor.

 Biz ise Neşe’nin kendini öne atması ve biraz fazla şey istemesine, ‘bencil’ ve ‘havalı’ durmasına takılıyoruz. Adeta onun bu iyimserliğinden soğuyoruz. Disney animasyonlarının tersine bir durum bu. Pixar’ın “Oyuncak Hikayesi”, “Arabalar” ve “Bir Böceğin Yaşamı” (“A Bug’s Life”, 1998) kadar değerli olmasa da, en yaratıcı işlerinden biri bu sayede bize ‘inceleme’ olanağı veriyor.

İÇSES’İ KİMSE DUYMUYOR

 Fantastik maceranın Charlie Kaufman zekasıyla kaynaştığı yer çok çekici. İçses ya da kafa sesi dediğimiz, bize Orson Welles’ten miras kalan, değişim geçirmesiyle birlikte dil aracına dönüşen teknik, başka bir boyut kazanıyor. İçeride farklı ‘kafa’lardan ses çıkması, kimsenin duymadığı bir ‘içsel bakış’ getiriyor. Dışarıya sızmadan, Riley’ye ‘gürültü’sünü yansıtmadan iş bitiren ‘saklı’ bir kullanım var. Hikaye içi sesi (diegetic voice) bıraktık, kendini ana karaktere bile duyurmuyor içses. Ama bizi animasyon boyunca meşgul ediyor.

 Böylece ‘içsel yolculuk’ kavramı kendine başka bir anlam buluyor. Ezber bozuculuk da, içsesin karakterler arası geçişini bir zihinsel temsille donatıyor. “Ters Yüz”, yaratıcılık dönemi krizi filmi, fantastik macera filmi, fantastik komedi filmi, hayali arkadaş filmi, peri masalı filmi alanlarından bir şeyler alıyor. Ama temeller başka bir inşa sürecini yansıtıyor. Oscar’lı Michael Giacchino’nun besteleri bizi öyle bir kavrıyor ki, bu maceraya katılmak, renkli karakterlere eşlik etmek istiyorsunuz. Pete Docter-Josh Cooley-Meg LeFauve imzalı özgün senaryonun ise ‘En İyi Özgün Senaryo’ dalında Oscar adayı olma ihtimali yüksek.

 

FİLMİN NOTU: 7.5

 

Künye:

 Ters Yüz (Inside Out)

Yönetmen: Pete Docter, Ronnie Del Carmen

Süre: 94 dk.

Yapım Yılı: 2015

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!