Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması üzerine ara sıra yükselen bir tartışma var. Muhalefete yakın kimi Anayasa hukukçuları Erdoğan’ın bir kez daha aday olamayacağını öne sürüyor. 2019’da seçilmesini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonraki ilk dönemi olarak görmek yerine Parlamenter sistemdeki görev süresini de ekliyorlar.

Şimdi bu tartışmaya Anayasa hukuku profesörü Süheyl Batum da katılmış. “Recep Tayyip Erdoğan 2014'de ve 2019'da iki kez seçildi. Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilebilmesi prensip olarak mümkün değildir. Ancak Meclis erken seçim kararı alırsa durum değişir” demiş.

Hukuki bir meselede ahkâm kesemem ama şundan eminim; bu tartışma bırakın seçime katılamamasını, Erdoğan’ın oylarını daha da artırır. Nasıl ki İstanbul’da seçimlerin iptal edilmesini haksızlık olarak gören seçmen ikinci turda Ekrem İmamoğlu’na desteği ciddi oranda artırdıysa, nasıl ki 367 kararı sonraki dönemde AK Parti’ye yaradıysa, Erdoğan’ı mağdur edecek bu tartışma da aynı etkiyi yaratır. Hele de bu itiraz ‘eski CHP’ ile bütünleşmiş Süheyl Batum gibi bir isimden geliyorsa…

2023 için dikkatli bir seçim stratejisi kurmaya çalışan muhalefet liderleri, “Erdoğan’ı sandıkta yenemeyecekleri için hukuki yollarla önünü kesiyorlar” algısı yaratacak bu tartışmayı bir an önce sonlandırmalı.

Koronaya nasıl yakalandığını, hastalık sürecinde neler yaşadığını konuşmak üzere pazartesi akşam bir program yaptık Ali Babacan ile… Haliyle konu siyasi gündeme de geldi. Sıcak gelişmelere dair yorumlarını sordum. Verdiği cevaplar üzerinden siyasi stratejisine dair gözlemlerim şöyle;

  • İdealist bir siyasi portresi çizmek istiyor, milliyetçilik ya da Atatürkçülük gibi hızlı etki yaratacak söylemlerden uzak duruyor. İktidar ve muhalefet arasındaki polemiklere kasıtlı olarak girmiyor.
  • Kendisini sağda da solda da zor durumda bırakmamak için Demirtaş’a ve HDP’ye dair tartışmalar üzerine yorum yapmıyor.
  • İttifaklar konusunda rengini asla belli etmiyor.
  • Ve fakat elinin güçlü hissettiği ekonomi konusunda sert eleştiriler getiriyor, hükümeti kendi minderine çekmeye çalışıyor.
  • Teoride fazla titiz, pratikte fazla temkinli davranıyor.

Çorum'da, Koronavirüs tedavisi gören PTT emeklisi Yaşar Ünal, yoğun bakıma alınmadan önce kendi cep telefonuyla bir video çekmiş.

"Bugün hastanedeki üçüncü günüm ve kötüyüm. Nefes almakta zorlanıyorum. Ateşim çıkıyor tekrar düşürüyorlar. Tansiyonum çıkıyor, öksürüğüm hiç durmadı. Allah bunu kimsenin başına vermesin. Ben geç kaldım, sizler sakın kalmayın” diyor.

Ve acı içinde kıvranırken ettiği bu sözlerden birkaç gün sonra hayatını kaybediyor.

Öyle çarpıcı, öyle gerçek ki…

Üstelik Yaşar Bey kronik rahatsızlığı olmayan, spor yapan, düzenli beslenen biriymiş. Oğlu “Babam bile virüse yakalanıp, sonucunda hayatını kaybedebiliyorsa herkes bu virüse yakalanabilir” diyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca izledi mi bilmiyorum ama bu video kamu spotu olarak kullanılmalı bence…

İstediğiniz kadar ‘maske, mesafe, hijyen’ deyin…

İstediğiniz kadar kısıtlama getirin…

Hiçbiri ama hiçbiri korona nedeniyle ölen bir hastanın son sözleri kadar etkili olamaz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • talip_65 10 gün önce İnşallah dediğiniz gibi Kamu Spotu olarak yayınlarlar
    CEVAPLA
0:00 / 0:00