Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” söylemi bir anda atmosferi değiştirdi. Bugünlerde hükümetten ya da AK Parti’den önemli bir ismi yakalasam, herkesin aklındaki şu soruları sormak istiyorum:

Hükümet büyük bir değişim hamlesi mi başlattı? AK Parti tarihinde 2007, 2013, 2016 gibi dönüm noktalarına Kasım 2020 de eklenecek mi?

Özgürlükler, hukuk ve demokrasi konusunda dışarıdan ve içeriden uzun zamandır dillendirilen eleştiriler karşılık mı buldu?

Son yıllarda ağırlığını yitiren AK Parti Genel Merkezi tekrar önem mi kazanıyor? AK Parti kurmaylarının öne çıkacağı, kadro hareketi olma vasfının yeniden hatırlanacağı bir döneme mi geçiliyor?

Ekonomide reform hamlesi sözde değil özde uygulanarak yapısal sorunlarla mücadele edilebilecek mi?

Yıllarca tutuklu kalan, bir davadan tahliye edildiği anda benzer uyduruk delillerle başka bir davadan yeniden cezaevine konulan, hukuki değil siyasi nedenlerle içeride tutulduğu herkesin malumu olan isimler için adalet yerini bulacak mı?

Dış politikada milli çıkarlardan taviz verilmeden dostların sayısının artırılacağı bir döneme geçilebilecek mi?

İktidara yakın medyada yaşanan çürüme ve tek seslilik giderilerek halkın medyaya olan güveni tamir edilebilecek mi?

Yurtdışına yerleşmek için can atan gençlerimiz için Türkiye bir cazibe merkezi haline gelecek mi?

Yalnızca Ortadoğu ülkelerinden değil dünyanın dört bir yanından turist çeken cıvıl cıvıl bir ülkeye dönüşebilecek miyiz?

Dünyada liberal demokrasinin zayıfladığı, sağ popülizmin yükseldiği yılların sonuna mı geliyoruz ve Türkiye bu yeni dönemin örnek ülkesi olabilecek mi?

7. Koğuştaki Mucize bu sene Oscar için aday adayı olarak belirlenince sinema çevreleri haklı olarak tepki gösterdi çünkü senaryosu Güney Kore yapımı bir filmden uyarlama, yani orijinal bir hikâyeye dayanmıyor.

İsmail Saymaz’ın yeni kitabı Tosun Bank’ı okuyunca aklıma hemen bu tartışma geldi.

 “Sürükleyici senaryoları başka yerde aramaya hiç gerek yok, işte film gibi bir anlatı” dedim.

Türkiye’nin eski banker ve dolandırıcılarının kısa tarihiyle başlayan kitap, “Tosun” lakaplı Mehmet Aydın’ın Çiftlik Bank adlı online oyun üzerinden bir saadet zinciri kurarak nasıl köşeyi döndüğünü anlatıyor.

İsmail’in akıcı üslubuyla ve daha önce bilmediğimiz detaylarla zenginleşen bu kitap beyaz perdeye uyarlanacak olsa, Oscar’a adaylığı garantilemekle kalmaz, sinema tarihine geçen dolandırıcılık filmleri arasında da hemen yerini alır.

Macera tadındaki bu eğlenceli ve ibret verici kitabı herkese tavsiye ederim.

Tabii üçkâğıtçılara ilham vermemesini umarak!

Pandemi kurallarına uymamışlar falan tamam ama bayağı güzel eğlenmişler, keşke orada olsaydım…

Bu Ugandalılar kafa insanlar belli ki…

Bu kadar Ugandalı İstanbul’da mı yaşıyor yoksa yarışma için mi geldiler dersiniz…

Pavyonu kokoreççi diye kamufle etmek de şeytanın bile aklına gelmez hakikaten…

Birinci seçilen genç kız pek sevimli birine benziyor, televizyona davet etsek kabul eder mi acaba…

Spotify’da en popüler Uganda şarkılarını dinlemek istiyorum…

Tamam tamam, korona korkusu yüzünden fazla evde kaldım galiba...

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00