Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “Bir gün iktidara gelirsek işe alımlarda liyakatli olması koşuluyla CHP’ye destek verenlere öncelik tanıyacağız” demiş.

Tam sözleri şöyle:

“Liyakata dayalı bir çalışma uygulayacağız. Hani bu demek değil ki bizim çalışma arkadaşlarımızı, bize destek verenleri ihmal edeceğiz. Tabii ki önceliği onlara vereceğiz. Ama bu liyakat ölçüsünde olacak. O işte bir becerisi varsa değerlendireceğiz. O işe uygun değilse sırf partilimiz diye işe almamız uygun olmaz.”

Yani aynı becerilere sahip iki isimden hangisi CHP’liyse onu tercih edeceğini itiraf ediyor.

Liyakati olmayanları sırf partiliniz olduğu için işe almayacağınızı söylemeniz iyi güzel ama “Elbette önceliği bizi destekleyenlere vereceğiz” dediğiniz andan itibaren kadrolaşmaya yol açmış oluyorsunuz Seyit Bey.

Yani siz liyakat meselesini çok ama çok yanlış anlamışsınız.

“Hangi partiye destek verirse versin biz kamuda sadece liyakate dayalı istihdam yapacağız. CHP’ye oy verip vermemesi kesinlikle bir kriter olamaz” diyebilseydiniz bugün başkalarını eleştirmeye hakkınız olurdu…

Bu haliyle vatandaşın kuracağı cümle bellidir: “Yok birbirinizden farkınız!”

Alman otomobil üreticisi Volkswagen'in Türkiye'de fabrika kurmaktan vazgeçmesine karşılık Cumhurbaşkanlığı, birçok kamu kurumunda makam arabası olarak kullanılan başta Passat modeli olmak üzere Volkswagen markalı araçların değiştirilmesi için bakanlıklara uyarıda bulunmuş.

Euronews’in Mayıs 2019’da yaptığı bir habere göre Türkiye'de kamuda halen 115 bin makam aracı bulunuyor.

Pandeminin ortaya çıkardığı durgunluk ekonomide dar boğaz yaratırken kamu harcamaları her zamankinden fazla göze batıyor.

Lüks makam araçları bunun en sembolik parçalarından biri…

Hatırlarsanız geçen yerel seçimlerden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti kurmayları ve belediye başkanları da dahil olmak üzere herkesin çakarlı araç kullanımına son vermesini ve bunun denetlenmesini istemişti.

Hazır makam araçlarının markaları değişecekken çok daha mütevazı modeller seçilmeli ve araç sayısı azaltılarak tasarruf yoluna gidilmeli.

Halk dardayken, hayat pahalılığı alıp başını gitmişken devlet de her türlü lüksten vazgeçmeyi bilmeli…

Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye'nin tanıtımı için çalışacak 19 şef arasında Nusret’i de tercih edince sosyal medya ikiye ayrıldı.

Kimileri Aziz Sancar, Uğur ve Özlem Türeci gibi gurur duyduğumuz isimlerle kıyaslayarak “Bu çapsız adam mı bizi temsil edecek?” diye isyan ediyor, irrite edici şovlarını örnek gösteriyor.

Kimileriyse “Kıskançlığı bırakın, adam başarılı. Sıfırdan yükseldi, örnek alacağınız yerde çamur atıyorsunuz. Dünyaca ünlü isimler onunla fotoğraf çektirmek için çıldırıyor ama biz yeriyoruz” diyor.

Mesele dikkat çekmesiyse, dünya çapında bir fenomene dönüşmesiyse, yani reklamın iyisi kötüsü olmaz diye mantık yürüteceksek Nusret iyi bir tercih olabilir.

Ama listeye Nusret’i almak yaptığı yemeklerle öne çıkan harika şeflerimize haksızlık sayılır mı diye düşünmeden de edemiyorum. Sonuçta Türk mutfağı Nusret’in önce şaplak atıp sonra porsiyonuna fahiş fiyatlar koyduğu etlerden ibaret değil.

Ne yalan söyleyeyim, kararsız kaldım…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • umitt10 1 ay önce 115 bin makam aracı? Yani her 700 kişiye bir makam...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00