Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden arasında dün Brüksel'deki NATO zirvesinde gerçekleşen görüşmede S-400, YPG, FETÖ gibi mevcut krizlerin yanı sıra iki nedenle gerilim yaşanabileceği düşünülüyordu. Erdoğan’ın, ABD’nin 24 Nisan’ı Ermeni soykırımı olarak kabul etmesine göstereceği yüksek tonlu bir tepki ve Biden’ın Erdoğan’a Türkiye’deki insan hakları hukuk ve demokrasi konusunda yapacağı bir karşı eleştiri...

Beklentilerin aksine bu iki konu da gündeme gelmemiş.

Erdoğan basın toplantısında 24 Nisan meselesi için “Hamdolsun gündeme gelmedi” demesi ve gülümsemesi aslında bunun bilinçli bir tercih olduğunu gösteriyor.

Peki Biden neden Türkiye’de özellikle muhalefetin beklentisinin aksine Erdoğan’a demokrasi vurgusu yapmadı?

Hani Biden’ın yeni dış politika stratejisinde en önemli önceliği demokrasi meselesi olacaktı? Hani seçime gelmeden önce muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı seçimde devirmekten söz ediyordu...

Demek ki seçim öncesinde kurulan süslü cümleler ile reel politik arasında farkı unutmamak gerekiyor.

Aslında bu görüşmenin özeti şu, iki lider de masada S-400 ve YPG gibi daha baskın ve net konular varken, gerilimli değil kontrollü bir başlangıç yapmayı tercih etti.

Erdoğan açısından ekonomide kırılganlık sürerken ABD ile tansiyonu yükseltmek akıllıca bir strateji olmazdı.

Biden ise Türkiye ile tersleşmenin geri adıma değil tam aksine Türkiye’nin ABD’den daha da uzaklaşmasına neden olduğunu açıkça gördü. Türkiye’yi tamamen kaybederek Rusya ve Çin kampına doğru itmektense Suriye, Libya, Karabağ ve Ukrayna’da Rusya’ya karşı bir denge unsuru olarak yakınında tutmayı tercih etti.

Afganistan meselesi yeni bir işbirliği alanı olarak ortaya çıktı. ABD çekilirken Türkiye’nin orada olacak olması NATO açısından bir güvence oluşturacak.

Libya ve Doğu Akdeniz konusunda Türkiye sert bir çizgi izlemek yerine son 3-4 aylık süreçte yapıcı bir tavır sergiliyordu. Bu tutumu fark edildi. Bu iki başlıkta da yeni bir gerilim hattı oluşmayacak gibi görünüyor.

Bana göre NATO zirvesinin Türkiye açısından en verimli tarafı Yunanistan ile buzların erimesi oldu.

Aslında bunun ilk işaretini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 30 Mayıs’taki Yunanistan ziyareti sırasında görmüştük.

Nisan ortasında Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Türkiye ziyareti esnasında basın toplantısında yaşanan gerginliğin aksine Çavuşoğlu’nun Atina ziyareti son derece neşeli bir havada geçmişti.

Belli ki NATO zirvesinde Erdoğan-Miçotakis görüşmesi de benzer sıcaklıkta geçmiş. Hatta Erdoğan, Yunanistan Başbakanı’na özel hattan görüşme teklifi yapmış.

Yunanistan ile yakınlaşma hem Kıbrıs hem de Doğu Akdeniz’deki sorunların yumuşaması anlamına gelir ki bu Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin de iyileşmesine yol açar. AB ile yakınlaşma ise ABD ile ilişkilerde olumlu bir etki yaratır.

Lafın kısası, Biden-Erdoğan görüşmesinden mucize çıkmadı ama bir kriz de çıkmadı. Erdoğan’ın görüşme sonrası basın toplantısında kurduğu son cümlede ifade ettiği gibi, “ABD ile kucaklaşma süreci açılmış ve aşılmış” oldu.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00