Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

“Konstantinopolis doğanın oluşturduğu ya da oluşturabileceği en güzel denizin kenarında yedi tepe üzerine kurulmuştur.”
Venedikli Maffeo Vernier, Vatikan Kütüphanesi’nde muhafaza edilen 1581 yılına ait raporunda İstanbul’un ihtişamını böyle anlatıyor. Galata’ya ait değerlendirmeleri ise şöyle:
“Konstantinopolis’in henüz tam olarak görülmeden bile gerçekten hayran bırakan ve haz veren enfes doğa hediyeleri olan ihtişamı, güzelliği, stratejik konumu gibi harika nitelikleri mevcuttur. Galata bu üç denize (Karadeniz, Haliç, Marmara) hükmederken bağ ve bahçeleriyle Konstantinopolis’in Haliç’e inen tarafını seyretmektedir. Bu liman kadırga, gemi ve her türlü tekneyle kaplanmaktadır. Karadeniz ve Batı Denizi’nden gelen ve giden her gemi buradan geçer ve demir atar.
Konstantinopolis’in üzerinde kurulduğu yedi tepe birbirinin görüntüsüne engel olmayacak şekilde dizilidir. Her birinin yamacı; şehri, su yollarını ve Asya’nın kıyılarını sergilemektedir. Kara tarafında şehir giderek yükselen üç surla çevrilirken, deniz tarafında 250 kulesi bulunan bir surla çevrilidir. Kara tarafında altı, deniz tarafında 10 adet kapı bulunmaktadır. Aralarında Haliç’ten başka sınır olmadığına göre, Galata semti Konstantinopolis’in bir bölümüydü.”
Vernier’nin anlattığına bakılırsa semtin adı burada süt satan Rumlar’dan geliyor. “Galas,” Yunanca’da süt demek ve Rumlar bu toprakları böyle adlandırmış. Yaygın görüşe göre Pera, Cenevizliler tarafından inşa edilmiş. Cenevizlilerin burayı, uzun zaman bölgede yaşayan Peralılardan satın aldıkları ya da başka bir görüşe göre Konstantinopolis imparatorunun savaşta gösterdikleri başarıdan dolayı bu toprakları bir mükâfat olarak Cenevizlilere verdiği düşünülüyor.
Bölgenin 500 yıl önceki nüfus yapısını ise şöyle anlatıyor Vernier: “Nüfusun hemen tamamı Hıristiyanlardan oluşmaktadır. Konventual rahiplerin yaşadığı ve muhterem peder Aziz Francesco’nun müritlerinin inşa ettiği en eski ve büyük kilise olan Aziz Francesco Kilisesi yer almaktadır. Dominiken rahiplerine ait Aziz Pietro Kilisesi; takriben kırk senedir burada yaşayan rahiplere (Zoccolanti) ait Azize Maria Kilisesi; on yedi senedir burada yaşayan Cizvit rahiplere ait Aziz Benedetto Kilisesi; Kapüsen rahiplerin dört senedir görevlerini yerine getirdiği Aziz Giorgio Kilisesi; geçmişte Azize Chiara rahibelerine ait olan Aziz Antonio Abate Kilisesi bulunmaktadır. Burada, şanlı Aziz Antonio Abate vasıtasıyla çeşitli lütuflara nail olan halkın yoğun katılımını gören ayinleri icra edebilmesi için, cemaat kilisede görevli bir peder bulundurur. Vebalılara gizem (kutsal eylem) veren Konventual rahip, Latinlerin hastanesinde ve Aziz Giovanni Battista kilisesinde görev yapar. Konventual rahipleri Aziz Sebastiano adında fakir bir kiliseyle de ilgilenirler. Konstantinopolis’te kalan İran büyükelçisi ve Polonya’dan gelen büyükelçiler hariç diğer büyükelçiler ve İtalyan Deniz Cumhuriyetleri’nin görevlileri Pera’da konaklarlardı…”

GALATA-PERA (Rinaldo Marmara / İş Bankası)
GALATA-PERA (Rinaldo Marmara / İş Bankası)

GİZLİ ARŞİVLER, GÜN YÜZÜNE ÇIKMAMIŞ FOTOĞRAFLAR

Bugün günden güne yok etsek de güzelliğiyle asırlardır dillere destan İstanbul’da tarih boyunca çok farklı medeniyetler boy gösterdi. Farklı dilden, farklı dinden insanlar Boğaz’ın eşsiz güzelliğini seyre daldılar. Bu kadim kentin en önemli yerleşim bölgelerinden Galata ve Pera hakkında kaleme alınmış birçok kitap mevcut. Ama bölgenin tarihinde önemli yer tutan ve ekonomik, siyasal, kültürel katkıları bugün de devam eden Levanten toplumu hakkında pek esere rastlanmıyor. Rinaldo Marmara, “bu eksikliği bir nebze olsun gidermek için” yazmaya karar vermiş “Osmanlı Başkentinde Bir Levanten Semti / Galata-Pera”yı.
Bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış belgelerin yer aldığı kitap, Galata ve Pera’nın Levanten tarihine farklı bir bakış açısı sunuyor. Levantenlerin tarihi, 10. yüzyılda İtalyan kolonilerin deniz ticareti, yapmak amacıyla Haliç’in sağ yakasına göç etmeleriyle başladı. Levantenler, Latin cemaatinin yükselme dönemi olan 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına yerleşerek kendilerine tanınan ticari serbestlik ve inanç özgürlüğü sayesinde hayatlarını rahatlıkla sürdürdüler. Rinaldo Marmara, şöyle anlatıyor: “Doğu Latin tarihinin altyapısını Osmanlı hoşgörüsü ve bilhassa misafirperverliği teşkil eder. Bu misafirperverlik sayesindedir ki, bilhassa 19. yüzyılda, Latinler ya da yabancı niteliği taşıyan Levantenler Osmanlı topraklarına yerleşebildiler; cemaatleri kendilerine tanınan ticari serbestlik ve din hürriyeti sayesinde altın çağını yaşayabildiler. Levanten Galata-Pera semtlerini yazarken bu tarihi gerçeği vurgulamak istedik. Osmanlı İmparatorluğu’nda her bir yabancı cemaat hem özerk olarak hem diğer dini topluluklarla aynı sınırlar içerisinde kardeşçe yaşayabilmiştir. Kuşkusuz bu özelliğiyle Osmanlı İmparatorluğu günümüz Avrupa Birliği’nin öncüsü konumundadır. Kitap bunun en güzel kanıtıdır.”
Kitapta, Vatikan Gizli Arşivi, Propaganda Fide Tarihi Arşivi, Latin kilise arşivlerinden derlenen bilgiler; eğitim, sağlık ve gündelik yaşam konularında Levantenlere dair kesitler sunan 20. yüzyılın başında çekilmiş fotoğraflar ile Rinaldo Marmara’nın dedesi Policarpo Giudici’nin koleksiyonundan bazı kartpostallara da yer veriliyor.
Bölgenin tarihi ve toplumsal yapısına dair önemli bir kaynak.

*

İKİ TAVSİYE


Başaramadığımız iki şeyden bahsediyor iki kitap da. İlki futbolda. Oyuncu gözlemlemek, bulmak ve onu parlatmak bu ülkede yapılamayan şeylerden biri. Kitap bu işi tarihinden başlayarak ele alıyor. Diğeri tam demokrasi. Eski bakan ve TBMM başkanlarından, 37 hükümet ve dört darbeye tanıklık eden Erdem’e göre sebep kuvvetler ayrılığının hayata geçirilememesi ve yargının bağımsız olmaması…

Scout Açısı (M. Sinan Pala / İthaki)
Scout Açısı (M. Sinan Pala / İthaki)

Neden Başaramıyoruz? (Kaya Erdem / Doğan)
Neden Başaramıyoruz? (Kaya Erdem / Doğan)

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00