Son Dakika

Mü’minin en büyük korkusu

02.03.2018 - 04:08 | Güncelleme:

 

KIYMETLİ dostlar! Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği nimetlere ne kadar şükretsek az. O sebepten; kendisine bunca ihsan ve ikramda bulunan Rabb’ine karşı, kıyamet gününde mahcup olmak mü’minin en büyük korkusu olmalıdır.

Dostlar! Korku türlü türlüdür. Mesela, günahkârların korkusu cehenneme girmek, zâhitlerin, ibadetle meşgul olanların korkusu cennete girememek, ariflerin, velilerin korkusu ise Cenâb-ı Hakk’tan ayrı kalmaktır.

Rabb’imiz olan Allah Teâlâ’dan korkmamız icap eder elbette ama bu korkmak, eli kanlı, insaf bilmez, hak tanımaz, adaletten nasibini almamış bir caniden, zalimden korkmak gibi de olmamalıdır.

Allah Teâlâ bizi bu dünyaya başıboş olarak göndermemiştir. Evet hesap soracağını duyurmuştur ama neden, niçin o hesabı soracağını ve o hesabı kolayca vermenin yollarını da Efendimiz (SAS) vasıtasıyla bizlere bildirmiştir. Affedici olduğunu, hatta tövbe edilirse tüm günahları affedeceğini de müjdelemiş, dünya hayatını bizler için kolaylaştıran, güzel ahlaka kavuşmamıza vesile olan kurallar koymuştur. Yani yoldan çıkmamak ve olur da çıkarsak tekrar salimen o yola dönebilmek için ihtiyaç duyacağımız her şey bizlere bildirilmiştir.

Bütün bunlara rağmen, yoldan çıkmakta, emri tutmamakta, yasağı çiğnemekte ısrar edenler için de elbette bir ceza vardır. Yani durup dururken bir kimse Allah’ın cezasına, gazabına uğramaz, uğramayacaktır. Çünkü Allah Teâlâ kullarına zulmetmez, zulümden münezzehtir.

Allah Teâlâ’dan korkunun ölçüsünü en iyi bilen kişi olan Efendimiz (SAS), bir hadis-i şeriflerinde mealen, “Kul Rabb’inin affediciliğini bilseydi haram işlemekten çekinmezdi. Azabının ne kadar şiddetli olduğunu bilseydi hep ibadet eder, hiç günah işlemezdi” buyurmuşlardır. Yani Efendimiz (SAS) azabın şiddetini tek başına zikretmemiş, affın, mağfiretin büyüklüğünü de müjdelemiştir. Yine başka bir hadis-i şerifte, “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip peşinden tövbe eden kullar yaratırdı” buyurulmuştur.

Rabb’imiz, Efendimiz’in (SAS) mübarek lisanından mü’minlere her fırsatta bir kurtuluş kapısı işaret etmiş, günahtan samimiyetle dönenin hiç günah işlememiş gibi olacağını müjdelemiştir.

KORKU İLE ÜMİDİN DENGESİNİ NASIL KURACAĞIZ?

Korkuyla beraber ümidin de bir mü’minde olması şarttır. Bunların ölçüsü de bellidir. Çünkü kişide korku ağır basarsa, dünyayı bırakır alnını secdeden kaldırmaz. Ümit ağır gelirse bu sefer de haram-helal ayırmaz, ibadete fırsat bulamaz. Peki bunun sağlıklı şekli nasıl olmalıdır?

İslâm âlimleri bunu şöyle açıklamışlardır... Bir kişide korku hali hâkim geldiğinde, o kul “Artık bu isyanla, günahla Allah’ın (CC) rızasını, Efendimiz’i (SAS), cenneti, cemâli görmem mümkün değil” diye düşünmeye başlar. İşte tam o anda kişinin “Allah (CC) merhamet edenlerin en merhametlisidir, hangi günahım onun affından büyük olabilir ki! Ben namazıma, orucuma, güzel ahlaklı bir mü’min olma mücadeleme elimden geldiğince gayret ederim, elbet o beni nefsime, şeytana bırakmaz, tutar elimden kurtarır” diye düşünmesi gerekir.

Bu durum tam tersi için de geçerlidir. Bir kişi, “Allah’ın merhameti nasıl olsa benim günahımdan büyük. Şunu içmişim ne var canım!” derse veya “Şu vakit namazını da kılmadan yatayım, bir kereden bir şey olmaz” diye aklından geçirirse, “Bunun bir de hesabı var, şu an Allah’ın (CC) yasaklarını çiğniyorum, dilerse hesaba çeker, hesaba çekerse bunun altından kalkamam” deyip derhal kendini toplaması icap eder. Kulun vazifesi, Cenâb-ı Allah’ın emir ve yasaklarını elinden gelen en üst gayretle tutmaya çalışmaktır. Bunun için de ne sadece korku ne sadece ümit tek başına yeterli bir motivasyon kaynağı olamaz. Her ikisinin kişide dengeli bir şekilde, beraberce bulunması gerekir.

*********** 

DUA SAMİMİ OLMALIDIR

KIYMETLİ dostlar! Hepiniz “Nasıl dua etmeliyiz?”, “Dualarımızda neleri istemeliyiz?”, “Neden bütün dualarımız kabul olmaz?” gibi sorular sormuşsunuzdur.

En başta şunu söylemeliyiz ki mü’minin her işinde olması gerektiği gibi duada da niyet ve elbette samimiyet çok önemlidir. Kul; Rabb’ine niyaz ederken samimi olmalıdır, fakat kişi, ahmakça ve cahilce dua etmemeli, -hani derler ya- ağzından çıkanı kulağı duymalı, olur olmaz şeyleri istememeli. Bu sebeptendir ki duanın adabı, erkânı hususunda Kur’an-ı Kerîm, hadis-i şerifler ve âlimlerin sözleri bizlere rehber olmuştur.

Kişinin Rabb’i ile arasında samimi bir irtibatı olmalı. Allah Teâlâ’nın kuluyla konuşmasına vahiy, kulun Rabb’iyle konuşmasına ise dua denir. Aklın ve maddenin yoğunluğu altında sıkışıp kalan ve bundan dolayı muhabbetten zerre kadar nasiptar olamayanlar için belki bunlar beyhude sözler sınıfında görülebilir. Bu durum dahi Allah muhabbetinin nasıl sırlı bir güzellik olduğunun alâmeti ve tasdikidir.

İnsanların çoğu, dualarında kendi arzu ve isteklerinin çabucak olmasını niyaz ederler. Bunun için de tabiri caizse yakaladıkları fırsatların kaçmaması yahut kendilerine fırsat verilmesi için duada bulunurlar. Öyle ya, uyanık hatta biraz da kurnaz olmak lâzımdır. Biz, hayatta hep uyanık olmakla bir şeyler elde ettiğimizi düşünürüz. Parasına para katan, işlerini ustalıkla halledenlere “uyanık” tabirini kullanmaktan da çekinmeyiz.

Uyanıklık güzeldir, fakat kişi gaflet uykusundan uyanmışsa güzeldir. Dünya hırsına, mal ve servet muhabbetine, gadaba, hırsa, şehvete karşı uyanık olmak kişiye zarar mı yoksa fayda mı getirir? Varın gerisini siz düşünün dostlar.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 07 Mart 2018 Çarşamba 12:48
    Toplum olarak batıni ilimlerde doyurucu bilgilere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.Allahı tanıma konusunda eksiğimiz kalmamalı.Nefis ve şirk konularına hakim olan Allahı hakkıyla tanıyan bir müslüman Zahiri ibadet ve dualarında daha titiz olacaktır
  • Misafir 02 Mart 2018 Cuma 14:45
    ​“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip peşinden tövbe eden kullar yaratırdı” buyurulmuştur.
  • Misafir 02 Mart 2018 Cuma 10:53
    Zahitlerle olanlarla arif ve veli olanların farkı nedirki cennete girmeme korkusu yok Veli ve arif olanlar cenneti garantilemişlerde üst makamda olmayı dert ediyorlar.Arif ve Veli olmayı kim belirliyor onlara bu makamı kim veriyor kim kategorize ediyor burda geçmiyor ama birde kutup ve gavs makamları var onlarda kahinatın yönetiminde tasarruf sahibi olduğu söyleniyor(DİYANETİN İSLAM ANSİKLOPEDİSİNE GAVS VE KUTUP BÖLÜMÜNE BAKILABİLİR)Tasavvuf inancını islamla çelişen çok tanrılı dinlere benzemesinin sebebi nedir
  • Misafir 02 Mart 2018 Cuma 16:13
    HERKESİN HAYATINA KİMSE KATIŞAMAZ
Kalan karakter : 2000