FİLMİN NOTU: 6.5

Ağustos 1974 sabahı New York’ta, Dünya Ticaret Merkezi’nin iki binası arasına gerdiği telin üzerinde yürüyen Philippe Petit, 2009’da Oscar kazanan “Teldeki Adam” (Man on Wire) adlı belgesele konu olmuştu. “Tehlikeli Yürüyüş” ise büyük bütçeli, gösterişli bir Hollywood filmi. Philippe Petit’nin “To Reach the Clouds” (Bulutlara Ulaşmak) adlı biyografik kitabından Robert Zemeckis ve Christopher Browne’nin sinemaya uyarladığı “Tehlikeli Yürüyüş” İkiz Kuleler yürüyüşünü eksen alsa da öncelikle bir insanın kendini bir tutkuya adayışının öyküsünü anlatıyor. Petit’nin tutkusunun izini çocukluğuna kadar takip ediyor; ip cambazını gördüğü ilk anlara, Paris sokaklarındaki gösterilerine şahit oluyor ve tarihe geçen İkiz Kuleler yürüyüşüne kadar geliyoruz.

İKİZ KULELER, EYFEL’İ GEÇİNCE

Zemeckis’in amacını açılış sahnesinden anlamak mümkün. Fransız vatandaşı Philippe Petit, öyküsünü Özgürlük Heykeli’nin üstünde, İkiz Kuleler manzarası önünde anlatıyor. ABD’nin tek karede birleşen bu iki simgesi filmin ruhunu da özetliyor. Hedef Amerikan değerlerini yüceltmek ve bireyin başarısını, gökyüzüne güç anıtı gibi yükselen İkiz Kuleler’le birleştirmek... Petit’nin henüz inşaat aşamasındayken İkiz Kuleler’in arasında yürümeye karar vermesi, kuşkusuz ABD’yi fethetmeye yönelik büyük bir arzunun ifadesi. Her şeyin Eyfel Kulesi’nin İkiz Kuleler’in yanında ne kadar küçük kaldığını gösteren bir dergi grafiğiyle başladığını unutmayalım. Petit için Fransa geçmişi, ABD ve İkiz Kuleler ise geleceği simgeliyor.

11 EYLÜL TRAVMASINA TERAPİ

11 Eylül’den sonra çekilen birçok Hollywood filminde İkiz Kuleler’in hiç gösterilmediğini, hatta bazı filmlerden çıkarıldığını biliyoruz. “Tehlikeli Yürüyüş”ün de travmayla yüzleştiği söylenemez. Sadece İkiz Kuleleri nostalji ve gururla anıyor, simgelediği değerleri yeniden hatırlatıyor. Böylelikle film bir Fransızın İkiz Kuleler arasında yürüme aşkı üzerinden ABD halkının 11 Eylül travmasına terapik bir yaklaşım getirmeyi deniyor.

SON BÖLÜM NEFES KESİCİ

Filme çok da şey katmayan bütün bu duygusal cilalara rağmen “Tehlikeli Yürüyüş”ün en çekici yanı kuşkusuz İkiz Kuleler yürüyüşü. Philippe Petit’yi ve fikirlerini daha iyi anlamak isteyenlere belgeseli seyretmeleri ya da yazdığı kitabı okumalarını önermek mümkün. Ancak o gün orada tel üzerinde tam olarak ne yaptığını anlamanın tek yolu galiba bu filmi seyretmek. Zemeckis, İkiz Kuleler sahnesinde 3D formatını da kullanarak yönetmenlik gösterisi yapıyor. Kamerayı telde ilerleyen ayakların yanına ya da üstüne koyduğu, Petit’nin bakış açısını yansıtarak çektiği tüm planlar etkileyici. Gerçek New York hava çekimlerinin, oyunculu sahneler ve başta İkiz Kuleler olmak üzere bilgisayar kökenli görüntülerle birleştirilmesi mükemmel bir uyumla gerçekleştiriliyor. Burada görüntü yönetmeni Darius Wolski’yi de kutlamak gerekiyor. Teldeki yürüyüş sahnesi, kamera açıları ve hareketleriyle parmak ısırtıcı bir sinema tekniği gösterisine dönüşüyor. Öyle ki bazı sahneler yükseklik korkusu olmayanlar için dahi zor bir deneyime dönüşüyor, çünkü film Petit’nin orada neyi, nasıl başardığını bir tür hiper gerçekçilikle yansıtarak benzerine zor ulaşılır bir gerilim kuruyor. Ancak o sahneler dışında filmin bütünü için aynı şeyi söylemem zor. Son olarak, Joseph Gordon-Levitt’in iyi bir performans çıkardığını ve bir dönem filmi olarak 1970’lerin Paris ve New York’unun havasının çok iyi yansıtıldığını da belirtelim.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!