2019 yılında ABD'de ticari gösterime giren filmlerin değerlendirildiği 92. Akademi Ödülleri, 9 Şubat 2020'de gerçekleştirilecek bir törenle sahiplerine verilecek. 13 Ocak 2020'de açıklanacak adayların kim olacağına dair tahminler şimdiden başlamış durumda... Özellikle Venedik, Toronto ve Telluride film festivallerinde görücüye çıkan filmlerin ardından “Oscar manzarası” giderek netleşiyor. İşte en iyi film Oscar'ına aday olabilecek en iddialı 15 film...

A Beautiful Day in the Neighborhood
Toronto Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan film, seyirci ve eleştirmenleri buluşturması itibarıyla şimdiden birçok Oscar tahmincisinin listesinde ilk sıralarda boy gösteriyor. Düşük bütçeli işleriyle tanınan yönetmen Marielle Heller'in ABD'de 22 Kasım'da gösterime girecek filmi, gerçek bir hayat hikâyesinden esinleniyor. Senaryo yazarları  Micah Fitzerman-Blue ve Noah Harpster, Esquire yazarı Tom Junod'nun ABD'nin ikonik televizyon yıldızı Fred Rogers üzerine kaleme aldığı “Can You Say... Hero?” adlı makalesinden yola çıkmışlar. Geçtiğimiz sene “Can You Ever Forgive Me” ile ses getiren Mariel Heller'in yönettiği filmin başrollerinde Tom Hanks ve Matthew Rhys oynuyor. Geçen yıl “Yeşil Rehber”in (Green Book) gösterdiği başarıyı düşünürsek duygusal bir “kendini iyi hisset filmi” olarak “A Beautiful Day in the Neighborhood”un Oscar yarışında azımsanmayacak bir şansı olduğu söylenebilir. Film, Türkiye'de 28 Şubat 2020 tarihinde gösterime girecek.

The Farewell
Lulu Yang'ın otobiyografik nitelikler taşıyan eseri “The Farewell”, geçtiğimiz Sundance Film Festivali'nin en beğenilen filmlerinden biriydi. Festival sonunda sadece Seyirci Ödülü'yle yetinse de eleştirmenlerin verdiği yüksek notlarla Oscar yarışına erkenden dahil olan filmlerden biri oldu. Lulu Yang'ın senaryo yazarı ve yönetmen olarak imza attığı film, büyükannelerinin kansere yakalandığını ve 3 ay içinde öleceğini öğrenen Çin kökenli bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Aile, öleceğini büyükanneden saklamaya karar veriyor ve onu mutlu etmek için herkesi bir araya getirecek bir evlilik töreni düzenlemeyi planlıyor. Duygusal yanları ağır basan hüzünlü bir komedi filmi olan “The Farewell”, başroldeki Awkwafina'nın çok iyi eleştiriler alan oyunculuğuyla da öne çıkıyor. ABD'deki birçok festivalde gösterime giren filmin ABD ve Türkiye sinemalarında ne zaman gösterime gireceği henüz belli değil.

The Irishman
Çekimleri bile başlamadan, henüz bir proje olarak adı açıklandığında dahi “olağan Oscar adaylarından” biriydi.. Film, Charles Brandt'ın “I Heard You Paint Houses” adlı kitabından usta senaryo yazarı Steven Zaillian tarafından sinemaya uyarlandı. Hikâye, II. Dünya Savaşı'ndan döndükten sonra mafya tetikçisi olarak çalışmaya başlayan Frank Sheeran'ın, dönemin ünlü sendika lideri Jimmy Hoffa suikastindeki rolü üzerine kurulu... Jimmy Hoffa'yla olan arkadaşlığı ve Bufalino ailesiyle olan bağlantıları, olaya kuşkusuz farklı bir boyut getiriyor. Netflix yapımcılığında gerçekleşen “The Irishman” 3 saat 30 dakikalık bir mafya filmi... Sheeran'ı Robert De Niro, Hoffa'yı Al Pacino, Russell Bufalino'yu ise Joe Pesci oynuyor. Yönetmen koltuğunda Martin Scorsese oturuyor... Dağ fare doğurmazsa en iyi film dalında şimdiden Oscar'ın “doğal adayları”ndan biri... Dünya prömiyeri 27 Eylül'de New York Film Festivali'nde gerçekleşecek. Oscar adaylığı konusunda bir sıkıntı yaşamaması için Netflix'te yayına girmeden önce, ABD'deki sinema salonlarında  27 Kasım'da gösterime girecek.

Marriage Story
29 Ağustos'ta Venedik Film Festivali'nde gerçekleşen dünya prömiyerinden iki gün sonra Telluride Film Festivali'nde, 8 Eylül'de ise Toronto'da gösterildi... Oscar adaylıklarında zaten adı geçen filmlerden biriydi; bu gösterimlerin ardından bütün tahmincilerin listesinde üst sıralara yükseldi... Amerikan bağımsız sinemasının usta isimlerinden Noam Baumbach'ın yazıp yönettiği film, New York'tan Los Angeles'a uzanan bir boşanma hikâyesini anlatıyor. Başrollerinde Adam Driver, Scarlett Johansson ve Laura Dern'in oynadığı “Marriage Story” en iyi film dalında şimdilik Oscar'ın en güçlü adaylarından biri olarak sivriliyor. Film, ABD'de kasım ayında gösterime girecek.

Bir Zamanlar... Hollywood'da
(Once Upon a Time...  in Hollywood) Quentin Tarantino'nun filminin Türkiye'de çok beğenildiğini ya da önemsendiğini söylemem mümkün değil ama ABD'de tam tersi bir durum var... Yılın en iyilerinden biri olarak görülüyor ve en iyi film dahil birçok dalda Oscar'a aday olacağı düşünülüyor. Kaldı ki, Akademi genelde Hollywood üzerine çekilmiş filmleri seviyor. 1969 yılında Hollywood'un altın çağında geçen “Bir Zamanlar... Hollywood'da” baştan sona sinema aşkıyla ve nostaljiyle dolu bir film.... Üstelik Sharon Tate olayına çok duygusal bir yerden yaklaşıyor. Özetle, Akademi'nin kayıtsız kalması mümkün değil. An itibarıyla, en iyi film dalında adaylığına garanti gözüyle bakılan 5-6 filmden biri... Türkiye'de 23 Ağustos'ta gösterime giren film, Boxoffice Türkiye'deki verilere göre 2 hafta 3 günlük süre içinde 302 bin 796 kişi tarafından seyredildi. Aynı sitede, eleştirmenlerin verdiği puanların ortalaması 100 üzerinden 65... Aynı ortalama, Amerikalı ve İngiliz eleştirmenleri bir araya getiren Metacritic sitesinde 83....

Asfaltın Kralları
(Ford v Ferrari) 20th Century Fox'un yıllardır geliştirmeye çalıştığı proje, 2019'un en çok merak edilen filmlerinden biriydi... Telluride ve Toronto festivallerindeki gösterimleri sırasında hem seyircileri hem eleştirmenleri mutlu eden filmlerden biri olduğu netleşince, bütün Oscar tahmincilerinin listesindeki yeri sağlamlaştı. Türkiye'de “Asfaltın Kralları” adıyla gösterime girmesi beklenen film, Ford ve Ferrari'nin 1966 yılındaki Le Mans yarışı için girdikleri rekabetin hikâyesini anlatıyor. James Mangold'un yönettiği film, Ferrari'nin Le Mans yarışlarında yıllarca süren üstünlüğüne son vermek isteyen Ford firmasının otomotiv tasarımcısı Carroll Shelby (Matt Damon) ile yarış otomobili sürücüsü Ken Miles'ın  (Christian Bale) yaptığı işbirliği üzerinden ilerliyor. Film, Türkiye dahil birçok ülkede 15 Kasım'da gösterime girecek.

Joker
Aslına bakarsanız “Joker”, ABD'deki birçok Oscar tahmincisinin listesinde hâlâ üst sıralarda yer almıyor... Çoğu kişi bir süper kahraman filminin Akademi'nin radarına girmesini imkânsız buluyor. Ama “Bir süper kahraman filminin Venedik Film Festivali'nin ana yarışmasında ne işi var?” diye homurdananların jürinin Altın Aslan'ı “Joker”e takdim etmesiyle ne diyeceklerini şaşırdıklarını unutmamak gerekiyor.... Filmin eleştirmenleri “sevenler ve nefret edenler” olarak ikiye bölmesi, kuşkusuz daha da kafa karıştırıcı. Kesin olan tek şey, seyircilerin filmi çok sevdiği... Akademi üyelerinin nasıl bir karar vereceğini tahmin etmek ise son dakikaya kadar hiç kolay olmayacak. Yine de “Joker”in en iyi film Oscar'ında şanslı filmlerden biri olduğunu düşünüyorum... Todd Phillips'in yazıp yönettiği film, Batman'in ezeli düşmanı Joker'in nasıl Joker olduğunu anlatıyor, toplum tarafından dışlanan Arthur Fleck'in bir portresini çiziyor...  1980'lerin New York'unda geçen filmin başrolünde Joaquin Phoenix oynuyor. Film, Türkiye'de 4 Ekim'de gösterime girecek.

 

Little Women
Sundance, Cannes, Telluride, Venedik, Toronto gibi festivallerde görücüye çıkan ve çok beğenilen filmler, Oscar yarışında kuşkusuz bir adım öne geçerler... Ama henüz seyirci karşısına çıkmadığı halde yüksek ihtimalle Oscar adayı olması beklenen filmler de vardır. “Little Women” bunlardan biri... Tümüyle “kapalı kutu” olduğu söylenemez. En azından bir fragmanı var ve her haliyle “buram buram Oscar” koktuğu söylenebilir. İlk filmi “Lady Bird” ile büyük başarı kazanan Greta Gerwig'in, Louisa May Alcott'un 1868 yılında yayımlanan ve daha önce 7 kez sinemaya uyarlanan romanına feminist bir yorum getirdiği kesin. Kadın hikâyeleri ve feminist filmlerin son yıllarda Akademi içindeki yükselişi hesaba katıldığında “Little Women”a şans verenleri haksız bulmuyorum. Oyuncu kadrosu da akla direkt Oscar'ı getiriyor: Saoirse Ronan, Timothée Chalamet, Emma Watson ve Florence Pugh'un yanı sıra filmde  Laura Dern ve Meryl Streep de oynuyor. Dağ fare doğurmazsa Oscar'a aday olma ihtimali çok yüksek... Film ABD'de 25 Aralık'ta, Türkiye'de ise 14 Şubat'ta gösterime girecek.

 

1917
Henüz filmi seyreden hiç kimse yok ama yönetmeni, oyuncu kadrosu, prodüksiyon kalitesi ve konusu itibarıyla 2020'de verilecek Oscar ödüllerinin önde gelen favorilerinden biri... İngiliz yönetmen Sam Mendes'in, büyükbabasından dinlediği bir anısından yola çıkarak senaryosunu Krysty Wilson-Cairns ile yazdığı film, Birinci Dünya Savaşı sırasında iki İngiliz askerinin gerçekleştirmeye çalıştığı imkânsız bir görevin hikâyesini anlatıyor. 1600 İngiliz askerinin hayatını kurtarmak için zamana karışan iki genç askeri George MacKay ve Dean-Charles Chapman oynuyor. Diğer rollerde Colin Firth, Benedict Cumberbatch Mark Strong ve Richard Madden gibi isimler var. Fragmanı gerçekten şahane. Belli ki “1917”yi seyretmeden önce 2020 Oscarları hakkında son sözü söylemek mümkün olmayacak. Film ABD'de 25 Aralık'ta, Türkiye'de 10 Ocak'ta gösterime girecek.

Parasite
Geçtiğimiz mayıs ayında Cannes'da Altın Palmiye kazanan Güney Kore filmi “Parasite”in Oscar tahmincilerinin listesindeki yeri,  Telluride ve Toronto film festivallerindeki gösteriminden sonra her geçen gün biraz daha sağlamlaşıyor. Aslına bakarsanız, en iyi film Oscar'ını kazanacağını iddia eden kimse yok ama ilk 9'a girme ihtimali azımsanamaz... “Memories of Murder” (2003), “The Host” (2006), “Mother” (2009) ile tanınan Bong Joon-ho'nun yönettiği “Parasite”, sadece eleştirmenler tarafından değil seyirci tarafından da çok sevilen, beğenilen bir film... Şimdiden 90 milyon doları aşan bir hasılatı var. Akademi üyeleri de filmi severse, adaylığının önünde hiçbir engel kalmayabilir. Film, hepsi de işsiz olan dar gelirli bir ailenin hikâyesini gerilimle komedi arasında gidip gelerek anlatıyor. ABD'de 11 Ekim'de az sayıda kopyayla gösterime girecek. Türkiye vizyon tarihi ise 1 Kasım...

Jojo Rabbit
2014 yapımı “sahte belgesel” türündeki komedi filmi “What We Do in the Shadows?” ile dikkat çeken Yeni Zelandalı yönetmen Taika Waititi, “Thor: Ragnarok” gibi hem eleştirmenlerin hem seyircilerin gönlünü çelen bir süper prodüksiyonun ardından bu kez Oscar yarışında söz sahibi olabilecek bir filme imza attı. Yanlış anlaşılmasın, Waititi komediden vazgeçmiş değil. “Jojo Rabbit”, komediyle dramı bir araya getiren bir film... Hitler'in ordusunda görevli bir genç, annesinin evde Yahudi bir kızı sakladığını fark eder... Waititi'nin Christine Leunens'in romanından bizzat uyarladığı filmde genç oyuncular Roman Griffin Davis ve Thomasin McKenzie'nin yanı sıra Stephen Merchant, Alfie Allen, Sam Rockwell, Scarlet Johansson gibi isimler de yer alıyor. Dünya prömiyerini 8 Eylül'de Toronto'da yapan filmi eleştirmenler vasat buldu ama yine de Oscar tahmincilerinin en iyi film listelerindeki yerini koruyor. ABD'de 18 Ekim'de gösterime girecek.

The Two Popes
Senaryosunu Anthony McCarten'in yazdığı film, gerçek olaylardan esinleniyor ve gelenekçi Papa Benedict ile geleceğin reformist papası Cardinal Bergoglio'nun Katolik Kilisesi'nin geleceğine yön çizme çabalarına odaklanıyor... Fernando Meirelles'in yönettiği filmde Anthony Hopkins Papa Benedict'i, Jonathan Pryce ise Cardinal Bergoglio / Papa Francis'i canlandırıyor. Dünya prömiyerini Telluride Film Festivali'nde yaptıktan sonra Toronto'da da gösterilen film, eleştirmenlerden aldığı yüksek notlarla Oscar şansını artırmış görünüyor. Akademi'nin gerçek hayat hikâyelerine olan ilgisini unutmamak gerek. Film önce sinemalarda, sonra Netflix'de gösterime girecek.

Pain & Glory
Usta İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın yeni filmi “Pain & Glory” (Dolor y Gloria), dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali'nde çok beğenildi. Antonio Banderas'ın en iyi erkek oyuncu, Alberto Iglesias'ın en iyi müzik ödüllerini kazanmasının yanı sıra festivalin en iyi filmlerinden biri olarak kaldı akıllarda. Eleştirmenlerden aldığı yüksek notları gişede seyirciden gördüğü ilgiyle birleştirmesini bildi. “En iyi uluslararası film” kategorisinde İspanya'nın adayı olan “Pain & Glory” ABD'de 4 Ekim'de gösterime giriyor. Akademi üyeleri severse en iyi film dalındaki adaylardan biri olmaması için hiçbir neden yok. Başrollerinde Antonia Banderas ile Penelope Cruz'un oynadığı film, tecrübeli bir yönetmenin hayatını, geçmişte yaptığı seçimleri sorgulama sürecini anlatıyor. En iyi film adaylarında tahmincilerin ilk 10'una giremese de Akademi'nin duygusal filmlere olan ilgisi nedeniyle bir şansı olduğunu düşünenlerin sayısı az değil. Türkiye'de 11 Ekim'de gösterime girecek.

Waves
Dünya prömiyerini Telluride Film Festivali'nde yapan “Waves”, iki genç çiftin aşk öykülerini anlatan duygusal bir dram... Daha önceki iki filmi, “Krisha” (2015) ve “It Comes at Night” (2017) ile dikkat çeken genç yönetmen Trey Edward Shults, bu kez hedefi 12'den vurmasını başardı. Film, Telluride'den sonra gösterildiği Toronto'da da çok olumlu tepkiler aldı. Sonuç olarak, ABD'de 1 Kasım'da gösterilecek “Waves”, Akademi üyelerinin radarına girmiş durumda... Çok güçlü adaylardan biri değil belki ama listelerin çoğunda yer alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Kelvin Harrison Jr., Lucas Hedges, Taylor Russell, Alexa Demie, Renée Elise Goldsberry ve Sterling K. Brown gibi isimler yer alıyor.

Ad Astra
Bir uzay filmi ve bilimkurgu olması itibarıyla tahmincilerin “Oscar'da en şanslı filmler” sıralamasında hiçbir zaman üst sıralarda yer almadı.  Toronto ve Telluride film festivallerinde gösterilmemiş olması, Oscar yarışında çok da iddialı olmadığının bir işareti olarak yorumlandı... Peki, Akademi'nin ilgi alanına girebilir mi? Zor görünüyor ama dünya prömiyerini Venedik Film Festivali'nde yapan “Ad Astra”nın festival seyircileri ve eleştirmenlerden çok iyi tepkiler aldığı gerçeğini unutmamak gerekiyor... Oscar'a aday olacağı varsayılan birçok filme oranla daha fazla beğenildiği kesin... Dolayısıyla, bir şekilde yarışta olduğu söylenebilir. Film, kayıp babasını bulmak ve gezegenimizin geleceğini tehdit eden gizemi çözmek için Güneş Sistemi'nin sınırlarına doğru yolculuğa çıkan bir astronotun (Brad Pitt) hikâyesini anlatıyor. James Gray'in yönettiği film, ABD ve Türkiye'de 20 Eylül'de gösterime girecek.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!