ÖNCE HDP’den, ardından CHP’den, son olarak da MHP’den yöneticiler dikkatimi çekmişti.

Baktım, benzer tespit sadece muhalefette değil iktidarda da var...

Anayasa Mahkemesi kuruluş yıldönümü töreninde önceki gün sohbet ettiğim AK Parti’nin etkin iki ismi, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop da benzer şeyler söylüyor.

Üzerinde durdukları, sandığa 40 gün kalmış olmasına karşın, toplumda seçim algısının, havasının, hareketliliğinin henüz olmaması.

Sadece mitingde kent meydanı hareketleniyor, bittikten sonra da durağanlaşıyor, kitleler bildik hallerine dönüyor.

Milletvekili adaylarının aktardığına göre, ev ziyaretlerinde de benzer tabloyla karşılaşılıyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şentop da benzer bir noktaya işaret etti.

Gezdikleri yerlerde geçmişe göre ilgide bir eksilme olmadığını vurgulayıp ekledi:

“Ancak geçmişe göre daha durgun bir seçim dönemi yaşadığımız da gerçek...”


SUSKUNLUĞUN NEDENİ?

Bütün bunlara bakarak, “Toplum kararını verdi, o nedenle politikacıların söylediklerini duymazdan, görmezden geliyor” denilebilir.

Son 30 yılda uygulanan depolitizasyonun bütün hücrelerine işlediği toplumun, siyasal duyarsızlık içinde hareket ettiği de söylenebilir.

Elisabeth Noelle-Neumann’ın “suskunluk sarmalı” teorisinin bütün unsurlarıyla çalıştığına da dem vurulabilir.

Veya, 1992 İngiltere seçimleri örnek gösterilip, “utangaç muhafazakâr seçmen etkeninin” çalışıyor olmasına da işaret edilebilir.

“Seçimler televizyon oyununa dönüştü, onun için alanlara ilgi azaldı” tespiti de yapılabilir.

Bu durumda da muhalefet partilerinin toplumsal tabanının hareketsizliğinin izahı gerekir.

Haydi diyelim ki HDP’li seçmen tepki toplama kaygısından hareketle büyük kentlerde daha sakin bir propaganda süreci yaşıyor...

Peki, çok iyi bir seçim bildirisiyle yola çıktığını iktidar partisinden isimlerin de onayladığı CHP’nin toplumsal tabanı için ne denilecek?

Veya bir zamanlar “hareket” denilince “ülkücü kadrolarıyla” akla ilk gelen MHP?


AÇIKTA KALAN YOK

TOBB ETÜ’den Yrd. Doç. Dr. H. Övünç Ongur ile sohbet ederken bir etkene daha dikkat çekti:

“Bu seçimde boşlukta hiçbir kesim kalmadı ondan...”

Ardından ekledi:

“Siyasal hareketler, beklentisi karşılanmamış olan kitlelerde görülür. Oysa bu seçimde CHP sosyal politikalarıyla, HDP de LBGT’liler dahil demokrasi açılımıyla, MHP muhafazakâr, milliyetçi kesime hitabıyla tüm kesimlerin beklentilerini karşıladı. Seçmen kararını verdi.”

Ekonomik sıkıntının seçmen üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekti:

“Siyasetçilerin geçmiş vaatlerini gerçekleştirmemiş olmasının yarattığı inandırıcılık sorunu da suskunluğun nedeni olabilir...”

Aslında söylediğinde haklı.

Çünkü, muhafazakâr kesimin ağırlıkta olduğu bölgelerde CHP’nin bildirgesindeki vaatleri konusunda sorunla karşılaşıldığını yöneticileri de söylüyor.

Aynı durum iktidar partisi için de söz konusu.

“Tayyip Erdoğan adının ikna gücünü bulamıyoruz” sözü AK Parti’nin etkin isimlerince de dile getiriliyor.

İlginç bir seçim sürecine tanıklık ediliyor...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!