Son iki haftadır yaşananlar da gösterdi ki Soçi’de varılan İdlib mutabakatı çöktü…

Tam olarak ilan edilmemiş olsa da son günlerde hem Rus tarafının açıklamalarında hem de Türk yetkililerin sözlerine bakıldığında bunu görmek olası.

Sahada bulunanlarla yaptığım sohbetlerim de gösteriyor ki “Zaten topal yürüyen Soçi Mutabakatı tamamen koptu, bundan sonra ilerlemesi olanaksız…”

Dikkat çeken ise sahadaki tarafların da bu yeni gelişme kapsamında pozisyonlarını yeniden tayin ediyor olmaları.

Hem Şam hem de Rus uçaklarının havadan yürüttüğü ağır bombardıman bir yandan kuzeye doğru güneyden göçü tetiklerken, tersi yönde de militan akışını hızlandırıyor.

Hem de daha 5 ay önce İdlib’in kuzey bölgesinde kanlı bıçaklı olan grupların işbirliğine tanıklık ediliyor.

İKİ TARAFLI HAREKET

Bunun yeni bir göç dalgasını yaratmaması olanaksız.

Ancak bu kez İdlib’in güneyinden kaçıp gelenlerin içeri alınması bir yana, sınır boyunda kurulan kamplara dahi kabul edilmeme kararlılığı var...

Sahada bulunanların aktardığına göre bu konuda da kurallar oldukça katı işlediği için kaçıp gelen binlerce kişi, zeytin dalları arasında küçük kamplar kurup, çevre köylerden edindikleri gıda ile beslenmeye çalışıyor.

Kuzeye akın eden sivil göçün tersine hareket ise güneye doğru askeri göç şeklinde gelişiyor.

Yani, Özgür Suriye Ordusu, beş ay önce çatıştığı Nusra orijinli Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) militanlarının Şam güçlerine karşı savaşına destek amacıyla İdlib güneyine militan sevkiyatı yapıyor.

“BEDELİNİ GÖSTERDİ…”

Bölgeyi iyi bilen ve takip eden ORSAM’dan Oytun Orhan, dünkü sohbetimizde önemli bir noktaya dikkat çekti.

“Soçi Mutabakatı yürümedi, ağır silahlar çekildi ama radikal unsurlar çekilmedi, bu da yeni bir durum doğurdu” deyip devam etti:

“Şam rejimi ağır silahların çekilmesine karşın saldırılarını sürdürüp, amacını bölgeyi ele geçirme şekline dönüştürünce Türkiye buna izin vermedi. Türkiye bölgedeki güçlere sağladığı silah ve malzeme desteğiyle hamlede bulunarak bu işin bedelinin ağır olacağını Şam tarafına göstermeye çalışıyor.”

RUS NOKTASINA SALDIRI

Rusya’nın Soçi Mutabakatının rafa kalkıyor olmasının rahatsızlığı içinde olduğunu da kayda geçiren Orhon, Türkiye’nin bölgedeki gruplara desteğini eksiksiz sürdürmesi sonucu rejim güçlerinin bir adım ileri gidemediğini, sadece hava bombardımanı ile sonuç almaya çabaladığını da vurguladı.

Türkiye’nin gözlem noktalarına yapılan saldırının ardından, rejim muhaliflerinin de Rus gözlem noktasına saldırdığını da anımsattı.

ABD ile S 400 konusunda sıkıntının yaşandığı bir dönemde İdlib sahasında Rusya ile yaşanan bu yeni durumun, füzelerin alımını etkilemeyeceğini de vurguladı.

RUSYA: ÖSO-HTŞ İŞBİRLİĞİ İÇİNDE

Ancak görünen o ki karşı taraf da Türkiye’nin yeni pozisyonunu uluslararası kamuoyuna göstermekte kararlı.

Nitekim geçen hafta Özgür Suriye Ordusu’ndan bir grup üstlendiği İdlib’in kuzeyinden HTŞ’nin yerleşik olduğu güney bölgesine kuvvet kaydırdı.

Uzun süredir bölgede sağlanan ateşkes tamamen yok olurken, ilginç bir paradoksa da yol açtı.

Hama- İdlib bölgesinde Rusya destekli rejim güçleri ile Türkiye destekli gruplar arasında iki gündür yoğun çatışmalar başladı.

Şam güçlerinin Şarkul Avsat bölgesindeki ağır saldırısına, ÖSO militanları Kernaz bölgesinde karşılık verdi ve 50 rejim askerini öldürdüğünü duyurdu.

Buna karşılık 27 militanın da hayatını kaybettiği açıkladı.

İdlib’deki çatışmalar şiddetini arttırıp Şam güçlerinin ilerleyişini durdururken Rusya, ÖSO ile HTŞ ilişkisini uluslararası kamuoyunun dikkatine getirmek için harekete geçti.

Önce Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov ÖSO ve HTŞ komutanlarının birlikte fotoğraflarının yer aldığı bir görüntüyü paylaştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Soçi Mutabakatına uyulması gerektiği çağrısını yaptı.

İDLİB’DE TÜRKİYE-ABD İTTİFAKI…

Ardından Rusya orijinli internet haber sitesi Sputnik Arapça, Suriyeli askeri uzmana dayandırdığı haberinde, “Türkiye ABD ile birlikte İdlib’in güney ve Hama’nın kuzey kırsalında Suriye ordusuyla savaşan gruplara sofistike (özellikli) silah yardımında bulunuyor” iddiasını dile getirdi.

Haberde dağıtılan silahların ABD menşeli olduğuna da vurgu yapıldı.

Ardından Şam destekli haber ajansları Hama bölgesinde vurulmuş haldeki askeri zırhlı muharip araçların resmini koyarak bunların Türkiye’de üretildiğini ileri sürdü.

Ancak haberde iddia edilen ve fotoğrafları da konulan “Panthera F9” zırhlı muharip araçları Türkiye’de değil, Birleşik Arap Emirlikleri’nin MPSV firmasında üretiliyor.

Durum böyle olsa da Moskova ve Şam’ın Türkiye’nin HTŞ gruplarına askeri destek verdiğine yönelik haberleri, bölgede “dün öpüşenlerin bugün çatıştığı” kuralının geçerliliğini sürdürdüğünün de göstergesi.

Daha ilerisi IŞİD’e karşı birlikte hareket eden, sonrasında ise Washington’un YPG desteği dolayısıyla bölgedeki ittifakı kopan Türkiye-ABD ilişkisinin yeniden canlandığına da işaret ediyor.

AYKIRILARIN BİRLİKTELİĞİ

Şurası kesin ki İdlib sürecindeki gelişmeler,

Bir yanda Ankara ile Moskova S-400 konusundaki tutumunu devam ettirirken, daha önce bu ay sonunda vereceğini belirttiği sistemleri gelecek ay içinde teslim edeceğini açıkladı.

İdlib sahasındaki çatışmazlığı sağlama yönündeki Soçi Mutabakatı son bulurken, Moskova ilginç bir adım daha attı ve ülkesinde iş yapan bir Türk şirketine yönelik ağır vergi borcu çıkardı.

ABD ise S-400 alması halinde askeri tüm anlaşmaları iptal edeceğini Ankara’ya yazılı olarak bildirirken, ilk adımı da F-35 pilotlarının eğitimini durdurarak attı.

Buna karşın dün İdlib sahasında ayrı düştüğü Türkiye ile işbirliğini geliştirip, Şam karşıtı güçleri desteklemeye başladı.

Modern dünya düzeninin tüm uygulaması, taktiği, diplomasisi, her ne derseniz deyin, İdlib sahasında hayat buluyor.

Doğu Akdeniz’deki her gelişme Suriye sahasındaki rolleri de değiştiriyor…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!