CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da İstanbul’da farkın bu denli açılabileceğini öngörmemiş.

“Tahminim 300 bin civarında bir farkın olabileceğiydi; 800 bin çok iddialı bir rakam oldu…” diye söze girdi.

Alınan sonuçtan ve izledikleri yöntemden memnundu.

Bunun da uzun süredir üzerinde çalışıp hayata geçirdiği yeni stratejiye bağladı, “CHP’nin kodları ile birlikte çok şeyini değiştirdiklerini” bu sayede başarıyı elde ettiklerini vurguladı.

Gelecekte Cumhurbaşkanı adaylığını konuşmanın da Ekrem İmamoğlu’nu yıpratacağını belirtti ve “Onları hiç konuşmam” dedi.

TBMM’deki odasında sohbet ettiğimiz Kılıçdaroğlu, bir erken genel seçime de karşı çıktı.

Bunu söylerken 1989’da SHP’nin büyük bir başarı ile Türkiye’deki birçok belediyeyi kazanıp, yanlış politika sonucu 1991 genel seçiminde aynı başarıyı elde edemediği süreci anımsattı.

Bu nedenle belediye başkanlarına 7 maddelik yol haritası verdiklerini ve bunu da Genel Merkez’den takip edeceklerini belirtti ve Biz 1989 travmasını yeniden yaşamak istemiyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu alınan sonuçtan memnundu, ama bunu büyük sevince dönüştürmeme gayretinde olan, “zaferden yeni dönen mağrur komutan” duruşundaydı.

İki kez kahkaha attı, biri twitter üzerinden bir seçmeninin “her yaptığına sövdük, ama sen haklıymışsın” anlamına gelen mesajıydı.

Diğeri ise İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu bir ara görevden alma girişimi anımsatıldığında “İyi ki almamışız” dediği andı.

Kılıçdaroğlu’na sorularımız ve yanıtları şöyle oldu:

- Soru:

Sonucu bekliyor muydunuz? Bu sonucun alınmasındaki en önemli faktör neydi?

- Kılıçdaroğlu: Hayır ben de beklemiyordum. Tahminim 300 bin civarındaydı. 800 bin çok iddialı bir rakam. Rakamın bu noktaya gelmesindeki neden de haksızlık duygusu. Bu kişiyle (İmamoğlu) haksızlık yapılıyor duygusunu gittiğim her yerde duydum. Kanaat önderleriyle biraraya geldik. Hemen hemen bütün ilçelerde buluştuk. Onların kurdukları ilk cümle ‘haksızlık yapıldığı’ şeklindeydi.

- Cumhurbaşkanının sahaya inmesi ve Öcalan meselesi etkili olmuş olabilir mi?

- Onu bilmiyorum. Onu değerlendirme fırsatı bulamadık artısı eksisi nedir diye. Şunu gözlemledim; Cibali bölgesinde Siirtliler, Bitlislilerin kahvelerine gittim. Orada bir özel toplantı da yaptım. Onları hiçbir şekilde etkilemediğini gördüm yapılan atraksiyonun. Onlar gayet kararlıydı. Çok mağdur edildiklerini söylüyorlar. ‘Bizi perişan ettiler’ diyorlar, demokrasinin olmadığını söylüyorlar. Ama o, MHP tabanında bir etki yaptı mı bilmiyorum.

DOĞU’YA GİDEMEYEN CHP YOK ARTIK…

- 1991’de CHP ile HDP arasında bir kırılma yaşandı. Sonrasında da Güneydoğu ve Doğu da HDP ile hep ayrık politika izledi. İstanbul seçiminde yeniden buluşmaya, işbirliğine tanıklık edildi. Bundan sonra HDP ile eskisi gibi seviyeli ilişki şeklinde mi devam edecek, yoksa işbirliğine dönüşecek mi?

- Diğer siyasi partilerle olan ilişki neyse aynı ilişki şekilde olur. İYİ Parti ile ittifakın içinde HDP yoktu. Burada HDP kendi inisiyatifi ile demokrasiye olan duygu ihtiyaç nedeniyle bir karar aldı. Ama şunu da kabul etmek lazım biz son 10 yıldır doğu ve güneydoğuda çok çalıştık. Kürt sorunun çözümü konusunda çok emek harcadık. Hiç gitmediysem 5-6 kez Doğu ve Güneydoğu’ya gidip sivil toplum örgütleri ve medya ile toplantılar yaptık. Doğu ve Güneydoğu’ya gidemeyen CHP süreci tamamen dışarda kaldı biz hemen hemen her kesimle bağ kurabiliyorduk. HDP, İYİ Parti ayrı partiler. Son çıkan Seçim Yasası’ndaki değişiklikle partilerin bir araya gelip ittifak kurmalarına yasal olanak sağlandı, o çerçevede biz DP, SP ve İYİ Parti biraraya geldik.

AK PARTİ VE HDP DEDİĞİMİZ NOKTAYA GELDİ

- Kültürel hakların verilmesi konusunda HDP’nin sosyolojik tabanı ile CHP biraraya gelmedi. HDP, sorunun çözümünü hep AK Parti’de aradı işbirliğini o zeminde gerçekleştirdi.

- Parti ve HDP ile ayrıştığımız temel nokta onlar sorunun çözümünü başka mecrada arıyorlardı. Biz ise sorunun çözümünü parlamentoda aradık hep. Bugün hem AK Parti hem de HDP sorunun çözümü TBMM’de bulunur noktasına geldiler. Bu bizim için çok önemli bir şey. Sorun çözülecekse adres belli oluyor. O adreste biz bu sorunu çözeceğiz dediler.

- AK Parti’den oy aldınız. Bunun kalıcı olması için ne yapacaksınız? Üç büyük kenti almış CHP bundan sonra ne yapacak?

- İzlediğimiz politikayı sürdürmeniz gerekiyor. Biz ilk kez kendi seçmen kitlemizin dışındakilerle iletişim kurup o kitlelerle konuşmaya başladık. Bu nasıl oldu, mitinglerle değil. Hayatında hiç CHP’ye oy vermemiş bir grup ile karşılaştık, bunun şöyle bir özelliği vardı; diyordum ki ‘CHP ile ilgili aklınıza ne gelirse sorabilirsiniz…’ Şu soruyu Genel Başkana sorarsam ayıp olur mu, şu soruyu sorarsam üzülür mü diye düşünmeyin aklınıza gelen her soruyu sorabilirsiniz. Ben de size çok samimi cevap vereceğim’ diyordum. Aramızda çok samimi bir ilişki çıkıyor o zaman. Bizim samimiyetimize güvenmeye başlıyorlar. Bu kolay olmadı. Bu uzun süredir devam ediyordu. Vaizelerle, ilahiyatçılarla, sadece Rizelilerle, Bayburtlularla toplantıları düşünün. Bize mesafeli, hayatında bize oy vermemiş kişilerle toplandık. Bunları davet etmek de mesele, gelmiyor. Ben bir de görünmüyorum. Onlar da görünmek istemiyorlar. Mesela bir toplantı yaptık AK Parti’nin ilçe yönetimindeki kişi geldi, ‘Öğrenci bursunun Anayasa Mahkemesi’nde iptali konusunda ve bir başka konuda AK Partililerin kafası karışık, açıklık getirmeniz gerekir’ dedi. Açıklık getirdik oraya. Diğerleri geldi özel fotoğraf çektirdi, o ‘Partimin yönetimindeyim, ben çektiremem’ dedi mesela. O tür insanlar var. Dolayısıyla biz onlarla birlikteydik.

1989 TRAVMASI

- İstanbul’da aldığınız %54 partinizin oyunun iki katı, bu sizde yeni bir stres yaratır mı? Partinin politikasının dönüşümünde yeni bir süreci başlatır mı?

- Bunu sürdürebilmemiz lazım. Grup toplantısında (dün) 7 madde ilan ettik. Halkçı belediyeciliğin temel kuralları... Gerçekten işi ehline verecek, işte ‘geçen dönem belediye başkanının döneminden kaldı bunu hemen sürelim’ değil. Bu kişi eğer görevini çok iyi yapıyorsa tutmak lazım görevde. Zaten o işi yapıyor kalsın. Buna benzer yoksul mahallelere hizmet götürme vs. Belirlediğimiz 7 kurala belediye başkanları uyacak, biz de merkezden takip edeceğiz. Biz 1989 travmasını yeniden yaşamak istemiyoruz.

- Önceki haftaki sohbetimizde ‘Erken seçim istemiyoruz. Belediye Başkanlarının icraatları görünecek ondan sonra’ demiştiniz. İstanbul sonucundan sonra da görüşünüz devam ediyor mu?

- Evet devam ediyor. Değişmedi görüşüm. Ülkenin gerçekten çok ciddi sorunları var. Dış politikada Türkiye ilk kez bu kadar yalnızlaşıyor. Kendi tarihinde bu kadar yalnızlaşmadı. Mısır ile ilişkiyi nasıl bozarsın. Akdeniz’in bir tarafında Mısır, bu tarafında Türkiye var. İkisi de güçlü devlet. Birisi Arap dünyasının, birisi diğer dünyanın... Bakın şuraya, Mısır, İsrail, Kıbrıs, Yunanistan, Katar hepsi bir arada, Türkiye karşılarında.

- Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüşmenizde S-400 konusunu ele aldınız mı?

- O ayrıntıya girmek istemiyorum.

- Bir tweet var; ‘Kılıçdar emmi, kongreye gitmedin diye sövdük, Ekrem’i aday yaptın diye yine sövdük, Canan’ı istifadan vazgeçirdin bir daha sövdük, neyse ki bizi dinlememişsin, senden şahsım adına özür diliyorum. Sen de bize söv helalleşelim’ diyor.

- Kahkaha (Oldukça uzun süre güldü…)

 

ALMAMAKLA İYİ ETMİŞİZ

- Canan Kaftancıoğlu’nu görevden almadığınız konusunda ‘iyi ki almamışım’ diyor musunuz?

- Kahkaha atarak…İyi ki olmamış evet…

- Ekrem İmamoğlu muhafazakar bir profile de sahip. Bu profil sizin için gelecekte yeni bir parti profiline dönüşüp, yeni bir durum yaratır mı?

- Hayır yaratmaz. Ekrem Bey tam bir halk adamı... Gerçekten tam bir halk adamı ama birikimli bir isim… Sorunları sağlıklı saptayıp çözüm üreten bir isim. Bir de belediyecilik deneyiminden geldiği için Zeydan Karalar da Muhittin Böcek de aynı şekilde… Geçmişte biz adayları getiriyorduk, hayatlarında belediyeciliği bilmiyor; beş yılda öğreniyordu. Şimdi bunların tecrübeleri var.

CHP’NİN KODLARI

- Siz CHP’nin kodlarını da değiştirdiniz.

- Evet. Çok şey, çok şey değişti.

- Kılıçdaroğlu doktrini diye bir şeyden söz ediliyor, ne diyorsunuz?

- Buna ben bir şey demem.

ADAYLIĞINI KONUŞMAM ZARAR VERİR

- Sayın İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu?

- Hayır, hayır onları hiç konuşmam. Bugünden konuşmak öyle bir konuyu bugünden onu yıpratır. Hiç konuşmamak gerekir…

***

Yıldırım: Asıl işimi yapacağım, milletvekili olarak devam...

Cumhur İttifakı’nın İstanbul adayı Binali Yıldırım seçim sonucu konusunda fazla konuşmak taraftarı değil.

TBMM’deki Grup toplantısından çıktıktan sonra bir yandan yürüyüp, sohbet ettik.

Çevreden gelen, “Sen üzülme…” diye sarılan, “Uğraştık ama olmadı…” diye gönül almaya çalışan bakanlar, milletvekilleri, partililerin gönül alan cümleleri arasında sohbetimizi yaptık.

Bir ara, “Ne diyorsunuz gelen bu tepkilere?” dedim, bir şey söylemek istedi, ama hafif gülümseyerek başını iki yana sallayıp sustu.

Sonuca ilişkin olarak da sadece “Sonuç alındı… Nasip artık, söyleyecek bir şey yok, sonuç ortada” demekle yetindi.

Bu aşamada partide veya hükümette bir görev üstlenip üstlenmeyeceğini de sordum.

Sesi kararlı bir tona dönüştü, “Sade milletvekiliyim” dedi.

Devamını da şöyle getirdi:

“Asli işimize milletvekilliğine döndük. Sade milletvekiliyim artık…”

Başka bir uğraş içinde olmadığını da vurguladı.

Etrafımızı saran kalabalık moral aşılayan sözlerle çevresini sarıp yanımdan uzaklaştırdı…

***

Başkanlık sistemine genel bakım ayarı...

AK Parti Grubunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul seçimine yönelik sözleri önemliydi.

Yenilgiyi kabullenen, rakibin başarısını kutlayan, ancak mücadeleyi de tetikleyen net bir duruş sergiledi.

Ardından erken genel seçim arayışlarına da karşılık gelecek şekilde Türkiye’nin önünde duran sorunları işaret etti.

Bundan sonra bu konulara odaklanacaklarını da yurtdışı gezilerini sıralayarak dile getirdi.

Konuşmasında en dikkat çeken nokta da İYİ Parti lideri Meral Akşener’i ilk kez hedef almasıydı.

BAŞARIYI İMAMOĞLU’NA YAZDI

Bir de CHP’ye ve grup toplantısında ilk kez tek cümle söz etmedi; başarıyı Ekrem İmamoğlu’na yükledi.

Şunu belirteyim ki AK Parti’de dün hemen herkes seçim stratejisinin yanlışlığını tartışıyordu.

Üzerinde durulan, “geniş kesimlerin görüşünün alınması ve herkese eşit yaklaşılması” politikasının terk edilmesi sonucu bu noktaya gelindiğine yönelik eleştiriydi.

"TEK SES KALDIK"

Hatta Trabzon Of’tan gelen seçmen de aynı yakınma içindeydi: “Muhalefetin sesini kestik, biz tek sesli kaldık, onu da millete dinletemedik…”

Anlaşılan o ki İstanbul seçimi İstanbul’da ciddi bir sorgulama başlatacak.

Üzerinde durulan da hem AK Parti politikaları hem de Başkanlık sisteminin uygulamada getirdiği aksaklıkların tespiti…

Grup toplantısının sonunda Erdoğan da bunu açık şekilde dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin birinci yılının dolduğunu anımsattı ve “Böylesine büyük bir reformun oturması, uygulamanın yerleşmesi elbette zaman alacaktır. Ancak genel hatlarıyla milletimizin bu sistemi kabullendiğini, ülkemizin de uyum sağladığını görüyorum” dedi.

GENEL BAKIM, KONTROL

Ardından da Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturdukları yeni çalışmayı açıkladı:

“Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni yönetim sisteminin bir yıllık uygulama sonuçları, eksikleri, aksaklıkları ve geliştirilmesi gereken yönleriyle ilgili bir kapsamlı çalışma başlattık. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay'ın başkanlığında bakanlıklarımızın, kurumlarımızın, akademisyenlerimizin, medya mensuplarının ve ilgili tüm kesimlerin katılımıyla bu değerlendirme çalışmasını gerçekleştireceğiz.”

Toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a nasıl bir model üzerinde durduklarını sordum.

PARTİ İLE İLİŞKİSİ AYNEN DEVAM EDER

MHP lideri Bahçeli’nin 31 Mart seçimi öncesi dile getirdiği, “Cumhurbaşkanı’nın partisi ile ilişkisinin yeniden düzenlenmesi” talebinin de bunu kapsayıp kapsamadığını sordum.

Oktay, “Böyle bir şey olmayacak, çünkü sistemi değiştirme yönünde bir çalışma değil” yanıtını verdi.

Aktarıldığına göre ağırlıklı olarak sistemin ağır işlemesine neden olan aksaklıkları üzerinde durulmuş.

“Dinamikler ve teamüller üzerinden yürüyerek aksaklıkların tespit edilmesi” yönünde karara varılmış.

Yani birilerinin ileri sürdüğü gibi, “Parlamenter sistemde %33 ile seçimi kazanmak varken, %50 artı biri zorunlu kılan sistemden vazgeçilsin” yönünde bir beklenti kesinlikle yok.

Bırakın bunu sistemin bütününü bozacak herhangi bir adım bugün için kesinlikle düşünülmüyor.

Bütün kesimlerle yapılacak temaslar sonrası ne olur; ona da o dönemde bakılır.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!