Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir süredir yeni içinden kopanların kurmayı planladığı yeni partilere ilişkin gelişmeler yaşanıyordu.

        Son günlerde de Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün çıkışı ile daha da netlik kazanan parti içi başka gelişmelere tanıklık edilmeye başlandı.

        Netlik kazandı dememin nedeni, AK Parti’de yer alan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan bağlılıkları tartışılmaz isimlerin arasındaki çatışmaya bir süredir tanıklık ediliyordu.

        Hatta sütre gerisindeki gerilim, son dönem ekranlara kadar taşmıştı.

        O nedenle Adalet Bakanı’nın dünkü sert çıkışına neden olan durum çok önem arz ediyor.

        Nedeni de bugüne kadar bakan hakkında hükümete yakınlığı ile bilinen bir gazeteden böyle bir suçlama hiç gelmemişti.

        Hem de Milli Görüşten gelen, sağduyu ve hukuku önceleyen akil kimliğiyle tanınan, yargı reformu ve ceza indirimi üzerindeki çalışmalarıyla farklı kesimlerin de beğenisini kazanan Abdulhamit Gül hakkında olması dikkat çekiciydi…

        Bu da bir süredir devam eden kabine değişikliği ve erken seçim beklentisinin yeniden tedavüle girmesine yetti.

        MECLİS’TE YEMİN ETMEDEN OLMAZ

        Dikkat çeken ise bu beklentilerin son dönem AK Parti içindeki bazı kesimler arasında da tartışılıyor olması.

        Kabine değişikliğinden başlamak gerekirse…

        Cumhur İttifakı bileşeni MHP lideri Devlet Bahçeli, bir süre önce, “Ne yapacağız, her gün bakan mı değiştireceğiz” diyerek kabine değişikliğini doğru bulmadığını açıkladı.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan da destek vererek, “birileri istiyor diye kabine değiştirecek değilim” çıkışıyla tartışmayı noktaladı.

        Bu kabine değişikliği uzun vadede bir daha olmaz anlamına gelmiyor.

        TBMM açılmadan yapılacak bir değişiklik de bir şey ifade etmez; çünkü Anayasa 106. maddesi, “Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81’inci maddede yazılı (yemin metni) şekilde TBMM önünde and içerler” hükmünü taşıyor.

        Yani Cumhurbaşkanı atayınca bakanlığa gelmiş olabilir, ama yemin etmeden bakan sıfatını elde edemez.

        Dolayısıyla, bugünden atayıp, TBMM açılıncaya kadar beklemek gelen için de sağlıklı sonuç vermez.

        Bundan dolayı Meclis’in açılması sonrası bir gelişme beklenebilir.

        ERKEN SEÇİME NİYE GİTSİN?

        Gelelim erken seçim konusuna…

        AK Parti bugün için TBMM’de Cumhur İttifakını kurduğu MHP desteğiyle salt çoğunluğa sahip olan bir azınlık durumunda.

        Çünkü biri TBMM Başkanı olduğu için 290 milletvekili var ve iktidarını rahat sürdürebilmesi için gerekli olan salt çoğunluğa ulaşabilmiş değil.

        MHP’nin 49 milletvekilinin desteğiyle 339 rakamına ulaşıyor.

        Ancak yeni sistem Cumhurbaşkanı’nın seçilmesini iktidar açısından baz aldığından, Meclis’teki sayı önem arz etmiyor; tabi ki desteğiyle birlikte 300’ün altına düşmediği sürece.

        Eğer düşerse Erdoğan açısından sıkıntı yaratabilir, çünkü çıkardığı kararnameleri ortadan kaldıran bir Meclis’i bir anda karşısında bulabilir; bu da iktidarını sürdürmesini zora sokar.

        Bunun için de 39 milletvekilinin eksilmesi gerekir ki, bugün için olasılığı oldukça düşük görünüyor.

        AK Parti’den ayrılan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun partileşme süreci sonrasında bir gelişme olup olmayacağını da zaman gösterecek.

        MHP DESTEĞİNDE RİSKLİ SAYI

        Bütün bunlara karşın, iktidar partisi açısından bu rakam sırtını dayayamayacağı bir çoğunluk olduğu gerçeği de önünde duruyor.

        Çünkü iktidar partisi milletvekilleri Genel Kurul salonlarına hep %10 eksikle girer.

        Buna neden, iktidar partisi vekillerinin komisyon başkanı olmaları nedeniyle iş yoğunlukları ve gezileriyle, bakanlar Meclis’e gelemediği için milletvekillerinin seçmeni ile birlikte bakanlıklarda dolaşıyor olması.

        Geçen dönem bundan dolayı bir yasa muhalefetin istediği şekilde geçti.

        Bunun geriye döndürülmesi, Cumhurbaşkanı’nın yasayı yeniden görüşülmek üzere göndermesiyle mümkün.

        O durumda da yine salt çoğunluk aranacak.

        Buna karşın salonda yeterli sayıda vekil bulunmaması durumunda sıkıntıya girme olasılığı yüksek.

        İLK KEZ TAM ÇALIŞACAK

        Geçen yasama döneminde bunun sıkıntı yaratmadığı söylenebilir. Ancak Haziran seçiminin hemen ardından TBMM milletvekili yemini için aç kapa yaptı; Ekim’de açılınca da bütçe görüşmeleri başladı.

        Torba yasa niteliğindeki birkaç kanunu çıkardıktan sonra da yerel seçim nedeniyle Meclis tatile girdi; tam çalışacaktı ki bu kez İstanbul’un ikinci seçimi ile uğraştı.

        Dolayısıyla geçen yasama dönemi, Meclis çalışmalarının bütünüyle işlediği bir süreç olmadı.

        Milletvekilleri ilk kez tam yasama dönemine tanıklık edecekler.

        Hem de yargı reformu, belediyeler yasası, KHK'lılara af, mahkumlara ceza indirimi ve yeni parti oluşumlarının yaşandığı bir dönemde.

        Buna Meclis’in birinci ve ikinci partisinin kongre-kurultay süreçleri eklendiğinde bu yasama döneminin çok daha ilginç olacağını bugünden söyleyebilirim…

        Diğer Yazılar