ABD Başkanı Trump, iki günde Ankara siyasetinin başını döndürdü.

Partileri de tepki açmazına kilitledi.

Örneğin AK Parti, akşam saatlerindeki, “Türkiye, benim derin ve eşsiz anlayışıma göre, sınırların dışında olduğunu düşündüğüm bir şey yaparsa, Türkiye’nin ekonomisini mahvederim ve yok ederim (Bunu daha önce yaptım)” cümlesine tepki hazırlığındaydı ki akşam bir öncekini egale eden yenisi geldi.

Sabah yine tehdidi devam ettirirken, öğleden sonra Türkiye ile dostluk havasını yükseltti.

Muhalefetin de tepki göstermesi için baskısıyla AK Parti belki de siyasi tarihinde ilk kez pozisyon belirlemede sıkıştı.

AK Parti yöneticilerinin birinin dün TBMM kulisinde, Trump’ın twitter üzerinden son bir açıklamasının daha geldiğini belirten danışmanına davranışı durumun özetiydi.

Önce yüzü asıldı, “Yine ne dedi?” diye merakla tableti hızla önüne aldı, ekranda Erdoğan ile buluşacağını açıklayan ve Türkiye’ye övgü düzen tweetini okuyunca da başını sallayarak gülmeye başladı.

“İki gündür başımızı döndürdü…” demekten de kendini alamadı.

MUHALEFETİ DE KİLİTLEDİ

Bu sadece AK Parti için geçerli değil, CHP’nin hali de benzer.

Normalde hükümetin TBMM’ye sunduğu yurtdışına asker gönderme ile ilgili tezkereye bu denli açık desteği olamazdı.

Nitekim 1 Mart 2004’den bu tezkereye ret oyu vererek veya salona girmeyerek sürdürdüğü tavrında düne kadar da sapma göstermedi.

Ancak dün gelinen noktayı CHP lideri Kılıçdaroğlu net özetledi:

“İçimiz yanarak oy veriyoruz…”

Özetle yaşananlar siyasetin başını döndürmekle kalmadı, pozisyonsuz da bıraktı…

Ancak şunu da belirtmeliyim ki Ankara’da siyasetin Suriye konusunda kafası da oldukça karışık.

HALİLZAD’IN TERCÜMESİ

Bunu en iyi anlatan da AK Parti’nin eski Milli Savunma bakanlarından birinin 8 yıl önce tanıklık ettiği konuşma…

Aktarıldığına göre aynı ortamda bulundukları sırada dönemin ABD Genelkurmay Başkanı, “Suriye meselesi 30 yıldan önce bitmez…” tespitinde bulunmuş.

Uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapan ve Başkan’ın Afganistan Özel Temsilciliğini de yürüten tecrübeli diplomat Zalmay Halilzad, Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini tercüme etme gereği duymuş:

“Komutan demek istiyor ki ‘biz ABD olarak Suriye sahasına girmemeliyiz’…”

Bu yaşanmışlığın anlatımı meseleye bakışın ortaya konulması için iyi bir örnek.

Aslında Ankara’da siyasetin neredeyse tamamı Suriye’ye girilmesine karşı çıkmıyor; ancak yaratacağı risklerin de iyi hesap edilmesi gerektiğini düşünüyor.

ABD’NİN, RUSYA VE ESAD’LI SENARYOSU

Çünkü bu tür operasyonlar ağaç dalına benzer, uzayan dalı kadar toprakta da kök salar; içeriyi de etkiler…

Bunun en iyi örneğini Al Bab operasyonu sırasında gördük.

Ayrıca sahanın zaten karmaşık yapısını, ABD’nin Beyaz Saray dışında kalan unsurlarının politikası da daha karmaşıklaştırıyor.

Nitekim dün ABD’den gelen haberler de bunu teyid eder nitelikteydi.

Senaryoların neredeyse tamamı NATO müttefiki Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine girmesini engellemeyi hedefliyordu.

Bunu da güç mücadelesinde bulunduğu Rusya ile yapma çabasındaydı.

Tartışılan plan da oldukça basit…

“ABD ve Rusya’nın birlikte baskı oluşturarak, ‘bölgedeki Kürtlere herhangi bir saldırıda bulunmaması ve varlıklarına dokunmaması kaydıyla’ bölgenin Beşar Esad güçlerine terk edilmesi…”

ABD böylece çıkmak istediği sahadan ayrılırken, gerisinde dokunulmazlığını garanti altına almış işbirliğindeki yapıyı bırakacak; kazancını sahada korumuş olacak.

HEDEFİ KUZEY IRAK MODELİ

İkinci senaryosunun da asıl oyuncusu yine Moskova…

Washington’un YPG, Moskova’nın da Türkiye üzerinde kuracağı baskı ile Kuzey Irak ve Barzani sürecinde yaşandığı gibi Ankara ile YPG’yi görüşür kılmak…

Nitekim Trump’ın dün attığı tweet de bunu teyit eder nitelikte:

“Suriye’den çıkıyor olabiliriz ama özel bir halk ve harikulade savaşçılar olan Kürtleri yüzüstü bırakmıyoruz. Benzer şekilde, NATO’da ve ticarette ortağımız olan Türkiye ile ilişkilerimiz iyi. Türkiye halihazırda büyük bir Kürt nüfusa sahip.”

Burada da durmayıp, aba altından sopa göstermeye devamı da ihmal etmedi:

“Suriye’nin bu bölgesinde bizim sadece 50 askerimiz kalmışken ve bunlar çekilmişken, mecburi olmayan, gereksiz bir çatışmaya girmenin, Türk ekonomisi ve kırılgan durumdaki lira için yıkıcı olacağını anlıyor. Kürtlere para/silah yardımı yapıyoruz…” 

ESAD VE MOSKOVA’NIN KAZANCI

ABD, Moskova’nın da bu konudaki kazancını hesaplıyor.

Astana’dan bu yana bölgede arabulucu, çözüm üreten ülke olarak Rusya’nın pozisyonunu yükselteceğini görüyor.

Hatta batılı ülkeler için de bölgede çözüm bulucu pozisyona ulaşacağının da farkında.

Esad ise ilk kez ABD’nin muhatap alıp, hatta işbirliği yaptığı pozisyona kavuşacak; bir süredir yükselen pozisyonunu ABD aracılığıyla bu kez batılı ülkeler nezdinde de legal hale getirecek.

Buna ilişkin temasların son hızla sürdüğü de sır değil…

TÜRKİYE’NİN OPERASYON PLANI

Türkiye ise bütün bu gelişmeleri soğukkanlı izliyor ve ABD ile arasında varılan mutabakat kapsamında kendi operasyonunu yürütüyor.

Bunun da ötesine geçme eğilimi de göstermiyor.

Dolayısıyla daha önce de bu sütunda yazıldığı gibi, vardığı mutabakatın sağlıklı işlemediğini gören Ankara, ABD ile birlikte gerçekleştirmeyi planladığı güvenli bölgeyi tek başına oluşturacak.

Ancak vardığı mutabakatı da ihlal etmeden, ilk adımda bazı bölgelerde 14 kilometreye kadar inen 5 kilometrelik derinlikte kalacak. 

Bu alanda daha önce varılan mutabakatta da yer aldığı gibi YPG/SDG/PKK’nın silahlı uzantıları olmayacak.

Daha önce ABD ile birlikte bu alanda devriye atılıp, kontrol sağlanması planlanıyordu.

Yeni duruma göre ABD’de de 5 km derinliğe çekilecek ve sonraki 9 kilometrelik alanı ABD denetleyecek ve bu alana yine YPG/SDG/PKK unsurlarını sokmayacak.

Dolayısıyla 14 km’lik alanın ilk 5 kilometresinde Türkiye dışında silahlı kimse olmayacak, geriye kalan 9 kilometresinde ise ABD dışında herhangi bir silahlı unsur adım atmayacak.

TÜRKİYE BASTIRDI, ABD SINIRA ÇEKİLDİ

Bu alanın genişliğinin ise ilk adımda Tal Abyad’ın hemen batısından başlayıp, Resulayn’a kadar uzanan 120-140 kilometrede kalacak.

Sahadan dün gelen haberlere göre ABD güçleri de daha önce ikna ettiği YPG/SDG güçleri ile birlikte çekilmeye başladı.

ABD bundan böyle 5 km derinlikten sonraki 9 kilometrelik bantta kontrollerini sağlayacak.

Ancak Türkiye bu noktada durmayı düşünmüyor.

Sahadaki gelişmelere göre de Mürşitpınar’dan (diğer yarısı Kobani), Silopi’ye kadar uzanan genişlik ve M4 otobanına kadar uzanan 30 km derinliğe hakim olma konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

Ancak bunları operasyonun sonraki adımlarına saklıyor.

İlk adımın daha sınırlı tutulmasının nedeni ise geniş bir alanı eş zamanlı kontrolün zorluğu…

Ayrıca unutulmamalı ki şu an gerçekliğe en yakın olan plan da Türkiye’nin eli kulağında bekleyen operasyonu…

Sonrasında ne olacağını kestirmek ise zor çünkü sahada kartlar yeniden karılıyor ve çok sert bir denkleme tanıklık ediliyor. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!