Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Üzerinden 15 yıl geçti; o gün de dünya bir başka virüsle, kuş gribiyle uğraşıyordu.

        Türkiye’yi de etkisi altına almış, Van’da Koçyiğit kardeşlerin ardı sıra ölümü de toplumda “İlaç var mı?” endişesine yol açmıştı.

        Anımsıyorum hasta olmayan kişiler dahi ilaçtan elde etmek için olmadık paralar ödeyerek bin türlü yola başvurmaya başlamıştı.

        Topluma panik virüsü yayılınca hükümet ilaç ithalinde bulunmak zorunda kaldı.

        Bu da bir başka kesimden, “Gereksiz yere az da olsa ilaç ithal edildi” suçlamasını yükseltti.

        Cümlenin içinde yer alan “az da olsa” bölümü de yeni bir paniğe yol açmaya yetti…

        Bilim insanlarının televizyonlara çıkıp meseleyi daha sağlıklı bir şekilde ortaya koymasıyla da yatıştı…

        SIRALI YALANLAMA

        Geldik bugüne…

        Koronavirüs Çin’de ortaya çıktığından düne kadar kendi mecrasında iyi yönetildi…

        Toplumu sakinleştiren ancak kendi vatandaşına da sahip çıkan Sağlık Bakanlığı algısı yerleşti; takdir de topladı.

        Ancak İran’da virüse rastlanmasından bu yana yaşananlar her nedense başta yakalanan ivmeyi bozdu…

        Hatta dün tam anlamıyla Bakanlığın Bakan’ını, ardından Hükümetin Bakan’ını, en sonunda ise Bakan’ın her ikisini yalanlayıp başa dönüldüğü bir döngüyü ortaya koydu.

        THY ise bunun bir yerinden olaya dahil olmak zorunda kaldı, yarınki uçuşun kaldırıldığını açıkladı.

        ACİL İNİŞ Mİ, PLANLI UÇUŞ MU?

        Gün içinde yaşananları sıralamak gerekirse…

        Her şey Tahran’dan kalkan uçaktaki 132 yolcudan 7’sinde yüksek ateş tespit edilip öksürdükleri de belirlenince Koronavirüs dolayısıyla Ankara Esenboğa Havalimanına acil iniş yaptırıldığı haberiyle başladı.

        Konuyla ilgili farklı haberler yayılırken, havalimanından ambulansların uçaktaki yolcuları taşıyan görüntüleri yansıdı.

        Tam bu sırada Sağlık Bakanı Koca’nın Hürriyet’ten İsmail Saymaz’a “Ateşi ve öksürüğü olan hastalar tespit edince acil iniş yapmasını istedik” açıklaması düştü.

        Beklenmedik gelişme yaşandı, Sağlık Bakanlığı yaptığı resmi açıklamasıyla Bakan’ını yalanlayan şu ifadeyi kullandı:

        “İran’dan ülkemize dönmek isteyen Türk vatandaşları için ise özel bir sefer düzenlenmiştir. İran’dan bu seferle ülkemize gelen Türk vatandaşları 14 gün süreyle gözlem altında tutulacaktır. Bu çerçevede THY’ye ait TK879 sefer sayılı Tahran uçuşunun Ankara’ya inişi planlanmıştır.”

        Yetmedi, İletişim Başkanlığı da uçağın, “olağandışı bir durum dolayısıyla değil, planlı bir şekilde Ankara’ya indiğini” duyurdu.

        SAKARYA’DAN DÖNDÜ

        Oysa THY’nin TK879 sayılı uçuşunun Tahran- İstanbul seferini tamamlamak üzereyken Sakarya üzerinden geri çevrildiği, uçak takip sitelerine girildiğinde açıkça görülüyor.

        Bırakın yabancı uçak takip sitelerini, THY’nin kendi sitesinde yer alıyor…

        Bakan Koca da akşam saatlerinde düzenlediği basın toplantısında bu gerçeğin ardında durdu, uçağın İstanbul’a gitmekte iken zorunlu inişini Ankara’ya yaptırdıklarını bir daha açıkladı.

        Bakanlığının resmi açıklaması açığa düştü…

        PERŞEMBEYE KADAR DEVAM

        Baştan iyi kurulan sistemi bu noktaya taşıyan neden ise iletişimsizlik ve panik…

        Sürecin içinde bulunan ve sakin kalmayı başaran etkili ve yetkili isimin dünkü sohbetimizde anlattığı da bunları doğrular nitelikte…

        Süreç şöyle işlemiş…

        İran’da vakanın görülmesi üzerine pazar günü kriz masası toplanıp, gümrük kapılarından Türk vatandaşlarının girişi, İran vatandaşlarının da çıkışı haricinde geçişe kapatılması kararlaştırılmış.

        Türk vatandaşlarının İran’dan getirilmesi konusunda, daha önce Çin operasyonunda olduğu gibi Tahran uçuşlarına Perşembe gününe kadar devam edilmesi, sonrasında da haftada bir uçuşun gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış.

        Bu kapsamda uçağa virüsün yayıldığı Kum ve Meşet kentleri dışından gelen Türkiye vatandaşı bindirilmesi THY’ye iletilmiş.

        THY de iki gündür uçuşlarını belirlenen kurallar doğrultusunda Tahran-İstanbul olarak gerçekleştirmiş.

        BAŞKA YOLLA GELİRSE

        Ancak dün uçaktaki bazı yolcuların Kum’dan geldiği ve öksürdüğü bilgisine ulaşılınca uçak zorunlu olarak indirilip, yolcuların Ankara’da karantina hastanesi olarak düzenlenen Zekai Tahir Burak Hastanesi ve Bilkent Konukevi’ne getirilmesine karar verilmiş.

        Sonrası malum…

        Panik olmama kuralına sıkı sıkıya bağlı kalması gerekenlerin toplumu kaygıya sevk ettiği, meseleyi daha büyük boyuta taşıdığı olaylar zinciri…

        Aslında mesele burada da bitmiyor…

        Haydi, THY bu kararı aldı, ya diğer özel şirketlerin uçuşları ne olacak; ya da başka ülkelerin?

        Çünkü başka ülkeler İran’a, hatta Çin’e uçuşu aynen devam ettiriyor. Bu durumda Kum veya Meşet’te yaşayan bir kişi Tahran’a gelip yabancı bir uçak şirketi ile ikinci ülkeye transit olmayan uçuşla geçip, oradan da bilet alıp Türkiye’ye gelirse ne olacak?

        Bunu engelleyebilecek bir mekanizma yok…

        ENGELLEME DUVARI YOK

        Etkin ve yetkin makamların aktardığına göre Türkiye dışında bu tür önlemler alan başka ülke de olmamış.

        Kararı uçak şirketlerine bırakmış, bazıları uçmamayı tercih etmiş ama Air China bütün ülkelere uçuyor.

        Örneğin Cumhurbaşkanı’nın dün resmi ziyarette bulunduğu Azerbaycan Havayolları da dün Şangay ve Pekin uçuşlarını gerçekleştirdi.

        Emirates ve Rus hava yolu şirketleri de farklı değil, aynen devam ediyor.

        Uçak seyahatinin ağ toplumunun en önemli nüvesi haline geldiği dünyada yasakla engellemenin duvarı yok…

        KORKALIM AMA PANİK OLMAYALIM

        Bunu en iyi anlatan da Koronavirüs Bilim Kurulu üyelerinin dün akşam arkadaşım Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında söyledikleri şu sözdü:

        “Türkiye virüsün girişini geciktirmeye çalışıyor; korkalım, ama panik yapmayalım…”

        Virüsün ağırlıklı olarak yaşlıları ve hastaları olumsuz etkilediği, dünya nüfusunun %50’sine yayılacağı, yazla birlikte yok olacağı için kaygıya gerek olmadığını belirtti.

        Koronavirüse yakalananların %95’lik grubunda ölümün görülmediğini belirten açıklaması da panik virüsü öldüren sprey gibiydi…

        Sakin, endişeye yer vermeyen kararlı, bilim insanının yaklaşımı ve sakin ses tonuyla meseleyi net ortaya koydu

        Ne yalan söyleyeyim içimi ferahlattı…

        Anlaşılmayan nokta ise madem Koronavirüs Bilim Kurulu oluşturuldu o zaman bu açıklamaları neden bilim insanları yapmaz…

        Güvenilir, ikna edici, hem de siyasetin de işini kolaylaştırıcı…

        Daha önemlisi, panik virüsünü de yok edici...

        Diğer Yazılar