Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kayseri civarında yetişenler iyi bilir.

Çocuklara küçük yaşta, ortada olmayan bir malın fiyatını biri soruyorsa, “alacak mıyım,  satacak mıyım?” diye sorması tembihlenir.

Açık artırmalı pazarlık sırasında da zengin pinti ortağın ortada dolaştırılmaması tavsiye edilir.

Çünkü önceden hazırlanmış pazarlık zeminini bozar; mümkünse o gün işe gelmemesi, en azından pazarlık bitene kadar susması tavsiye edilir...

Bütün bunları yazmamın nedeni ABD’nin bir haftadır pinti ortak gibi davranış sergilemesi.

MÜZEKEREYE 2 GÜN KALA

Rusya ile görüşmelere iki gün kala ardı ardına gelen açıklamaları.

Yaptığının destek mi, yoksa köstek mi olduğu tartışılır.

Örneğin Türkiye’nin baştan bu yana talep ettiği Patriot konusundaki tutumu…

Patriotların, Türkiye için ne denli elzem ihtiyaç olduğunu dünya alem biliyor.

Rusya da bir süredir ABD’nin bunu sağlayıp sağlayamayacağını gözlüyor.

Sanki iki gün daha beklese çürüyecekmiş gibi, hava savunma sistemi vermeyeceğini açıkladı.

Böylece müttefiki Türkiye yerine, İdlib müzakeresi yapacağı Rusya’nın elini rahatlattı.

Daha ilerisi İdlib hava sahasının kapatılması yönünde atılabilecek olası adımları da frenledi.

Hem de destek jesti yapmak için Suriye Özel Temsilcisi James Jaffrey ile birlikte yolladığı BM Daimi Temsilcisi Kally Craft’ın da Türkiye’de bulunduğu, hatta sınırdan Suriye sahasına da geçiş yaptığı sırada…

Bütün bunların ötesinde sadece askeri mühimmat ve istihbarat desteği verebileceğini belirten açıklama yapmakla yetindi.

Yani taktik ve operatif zeminde kaldı, stratejik tek adım atmadı...

Bütün bunları baştan verecekmiş gibi yapmasına da gerek yokken...

Ayrıca Ankara’nın Suriye sahasında iş bu noktaya geldikten sonra bunlara ne denli ihtiyaç duyar cabası...

Belki askeri mahzeme konusunda uzun süredir var olan parasıyla da olsa satmama kararı kalkar ve Türkiye’nin alım kolaylığı bulması sağlanır.

O bir nebze nefes aldırabilir.

Ancak aspirin tedavisi gibi olmanın ötesinde bir etki yaratmayacağını konunun uzmanı askerler dün açıktan dile getiriyordu.

İstihbarat ve elektronik harp desteği önemli bir yardım, ancak İdlib gibi oldukça küçük bir sahada zaten Türkiye’nin kendi elindeki imkanlar da etkili olabiliyordu.

Özetle, ABD BM Daimi Temsilcisinin Başkan Yardımcısı gibi ağırlandığı bir ortamda, gelen destek aynı oranda olmadı...

AB’nin desteğinin olması da zaten beklenmiyordu.

ANKARA’DA BEKLENEN

İdlib üzerine TBMM’de kapalı oturan yapan Ankara siyaseti ise bir hafta öncesine göre oldukça farklı.

Nedeni de iktidar ve muhalefette bir hafta önce var olan Suriye konusunda Türkiye ortak paydasında buluşurken, dün eski ayarlarına döndü.

Muhalefetin bu konudaki yakınması, böyle bir konuda destek açıklamaları yaptıkları hükümetin kendilerine yeterli ve doyurucu bilgiyi vermemesi...

Ayrıca İdlib sahasında olan bitenler hakkında kamuoyuna yeterince bilgi aktarılmaması.

Moskova ile bir uzlaşı sağlanamadığı takdirde nasıl bir yol izleneceği konusunda ellerinde yeterince bilgi olmaması.

Hükümet ise böyle bir dönemde karar mekanizmasını başkasıyla olarak paylaşma niyeti yok.

Hatta İdlib konusunun AK Parti ve MHP milletvekillerini muhalefete karşı daha yakınlaştırıyor olmasından da memnun.

Dolayısıyla kapalı oturum sonrası saflar daha da ayrışmış bulunuyor.

GÖÇ SORUNU

Ankara’nın bir diğer sorunu da iki tarafta da yaşadığı sığınmacılar meselesi.

Bir yandan Yunanistan üzerinden AB ülkelerine gitmesi için sınırını tamamen açarken, diğer yandan İdlib’den gelecekleri de önleme çabası güdüyor.

Burada dikkat çeken Avrupa’dan daha çok Moskova’nın tutumu...

Bunu da dün en açık ifadeyle Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Sadece Avrupa’nın mülteci sorunu çözülsün diye, İdlib’de teröristlere karşı verdiğimiz savaşı durdurmayacağız” dedi.

Dolayısıyla İdlib’den muhtemel göçü göz önüne almadıklarını açıktan söylerken, Esad yönetiminin savaşına desteğe devam edeceklerini de aynı açıklıkta ifade etti.

Şurası açık ki 5 Mart’taki Moskova buluşmasına kadar bu gerilim hem sahada hem de diplomatik söylem zemininde devam edecek.

Hatta oldukça da şiddetlenecek...

Moskova’da böyle gerilimli bir zeminde yapılacak görüşmeden çıkacak sonucun uygulanabilirliği de bundan sonra çok daha fazla önem arz edecek. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!