Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Koronavirüs her ülkede gösterdiği pik, yani en üst seviyedeki hasta yaratma sürecini belirli bir aşamadan sonra tamamlıyor.

İstanbul’un bunun için daha bir aylık süreci olduğunu geçen gün yazmıştım.

Ancak diğer iller açısından da durum benzer mi?

Salgın hastalık başladığı günden bu yana tespitleri ve önerileri ile öne çıkan Bilim Kurulu üyesi, Ankara Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap’a bu soruyu yönelttim.

Önce bir noktanın altını çizme gereği duydu; başlangıçta geç kalma süreci yaşandığını, ancak toparlanılmaya başlandığını belirtti.

“Karşımızda olan kontrolden çıkmış bir tablo değil” deyip ekledi:

“İstanbul dışında kontrol sağlandı gibi diyebilirim. İstanbul’da da önlemler açısından ciddi bir gayret var. İzmir ve Ankara'da ise vaka sayısı daha yatay gitmeye başladı. Özellikle de Ankara daha iyi gibi...”

Bütün bunlara da son dönem insanların evlerine kapanması, kentler arası geçişlerin yasaklanması gibi ardı sıra alınan önlemlerin etkili olduğunu belirtti.

“İlk anda yaşanan gevşeklik şimdi daha iyi kontrol edilir hale geldi” dedi.

Özellikle komşu ve akraba ilişkilerinin yayılımın artmasına önemli katkı yaptığının da altını çizen Prof. Alpay Azap’ın en çok kaygılı olduğu yer ise geniş aile yapısı olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi...

OKULLARIN AÇILACAĞINI SANMAM

Prof. Dr. Azap, sorum üzerine konunun kendi alanı olmamakla birlikte hastalığın seyrine bakarak okulların açılmasına olanak görmediğini belirtti.

Salgındaki sürecin Haziran’ı aşabileceğine dikkat çekti...

ANKARA’DA DURUM DAHA İYİ

Bu aşamada görev yaptığı İbn-i Sina Hastanesi’ne gelen vakalar üzerinden de değerlendirmede bulundu.

Bazı istatistik veriler üzerinden Ankara’da hastalığın seyrinin nasıl devam edeceğine ilişkin öngörülerini şöyle sıraladı:

“Ankara’da beklediğimiz kadar kötü gitmedi. Bu sevindirici. Temas eden sayısı azaltılınca, hastalığın yayılması da düştü. Bunda bir de Ankara’nın memur ve öğrenci kenti olmasının etkisi var. Ankara insanının daha eğitimli olması, eğitim ve sosyal seviyesinin yüksekliği de yayılımın olmamasında çok önemli.”

SAYI SON ÜÇ GÜN HEP AYNI

Sevindirici haberi de şu cümlelerle aktardı:

“Ankara’da İbn-i Sina Hastanemize son 3 haftada her gün gelen hasta sayısı neredeyse aynı. Hatta son 3 gün, sayıda azalma var. Diğer hastanelerdeki hekim arkadaşlarımla da konuşuyorum onlardaki veriler de benzer. Ankara’da vaka sayısında düşme var... Bu da Ankara’nın yatay seyrinin bir süre daha bu şekilde devam edeceğini gösteriyor.”

Vaka sayısının aynı kalmasının veya bir miktar düşmesinin yayılımının da düştüğü anlamı taşımadığına da vurgu yaptı.

“Ankara’da yatay seyir daha uzun devam edebilir...” deyip ekledi:

“İstanbul ise daha harlı ve dikey giderken, Ankara uzun süre bu yatay seyrini sürdürecek gibi...”

BAĞIŞIKLIK OLMADAN NORMAL HAYAT ZOR...

Prof. Dr. Alpay Azap'a bu durumda Ankara’da normal hayata ne zaman geçebileceğimizi sordum...

Yanıtı net ama bir o kadar da ilginçti:

“Hastalığın bulaşma hızına da bağlı ama bağışıklığa herkes erişmedikçe normal hayat zor. Mesela Çin çok çabuk baskıladı, şemdi ikinci dalga ile karşılaşabilir, çünkü kitle bağışıklığı orada tam oluşmadı. Ankara’da örneğin, kitle bağışıklığı yavaş yavaş oluşuyor, ama uzun sürecek gibi... Kitle bağışıklığı yavaş olunca Haziran’a kadar devam edebilir.”

DAMLA YOLUYLA BULAŞTIĞI KESİN

Kendilerine gelen hastalar içinde aile kümelenmesi yapmışlar.

Yani birlikte hasta olup gelen hastaların durumlarını ele alıp istatistiklemişler.

Prof. Dr. Azap, “Şurası kesin artık, bu hastalık damlacık yoluyla daha fazla bulaşıyor” tespitini yapıp devam etti:

“Yani 1 metre içinde yayılan damlacıklar yoluyla bulaşıyor.

Veya yüzeye çöküyor, kısa sürede o yüzeye dokunulup ağza veya göze götürüldüğünde virüs vücuda giriyor. Kapı kolu, elektrik düğmesi, tarabzan, asansör düğmeleri, bulaşmanın en çok olduğu yerler. El temizliği onun için çok önemli.

Bize gelen hastalar içindeki aile kümelerinde de bu sonucu bize verdi...”

Bir damlacığın yerde kalma süresi de durumuna göre farklı, bir saat de olabiliyor, bir gün de...

Ancak burada önemli olan virüsün hasta yapacak kadar etkili olma süreci; anlattığına göre o da birkaç saat kadar devam ediyor, sonra tükeniyor.

Bulunduğu yerde kalmasına rağmen hasta edecek kadar güçlü miktarda olmuyor.

AKCİĞER EGZERSİZİ NASIL OLMALI

Prof. Dr. Alpay Azap, evde günlerini geçirenlere hastalığın yerleştiği en önemli yer olan akciğerlere yönelik önemli bir tavsiyesi de var...

Hemen belirteyim ben uyguladım ve iyi geldi, size de tavsiye ederim.

Oldukça basit, ciğerlerinize beş saniye boyunca havayı dolduruyorsunuz, beş saniye içerde tutup, 10 saniyede dışarı veriyorsunuz.

Her birinde 4 kez olmak üzere günde 4-5 seans yapıldığında akciğer kaslarını geliştiriyor ve virüsle daha güçlü savaşacak ortama yaşam sağlıyor...

Deneyin evde ama akciğerleri de güçlü kalın...

*

Mevsimlik işçilere Korona düzenlemesi

Büyükşehirler arasında geçişin izne bağlandığı, hatta bazı bölgelerde ilçelerin karantinaya alındığı süreçte, ekonomik hayatın devamlılığı nasıl sağlanacak?

Hükümet bu konuda bir süredir Sağlık Bakanlığı’nın da bu konudaki taleplerini dikkate alarak düzenlemeleri güncelliyor.

Baharın geldiği, çayın, güneyde ekinin toplanmaya başlanmasına az kaldığı bir dönemde mevsimlik işçiler de bunun bir parçası...

Nitekim dün Habertürk’teki Gün Başlıyor programında sevgili arkadaşlarım Serap Belet ile Selçuk Tepeli de mevsimlik işçiler konusunu gündeme getirince bu konuda çalışmada bulunan Halk Sağlığı birimi ile görüştüm.

DÜZENLEME HAZIRLANDI

Aktardıklarına göre her kent kendi durumunu gözeterek bu konuda bir adım atacak.

Ancak ürünün de tarlada, bahçede kalmayıp toplanması için Sağlık Bakanlığı genel bir çerçeve çalışması yapmış.

Buna göre mevsimlik işçiler kentler arası geçişlerini belirli bir düzene sokmak için bir genelge daha yayınlanacak.

Getirilmek istenen düzenlemeye göre mevsimlik işçiler hangi işyerinde görev yapacaksa, o tarla veya bahçenin sahibi veya şirketinin öncelikle talep yazısı olacak.

Çalışmak için talep edilen kişilerin isimleri ve sayıları ile onlardan kimlerin “çavuş” adı altında sorumlu olacağına kadar bilgiler de bu talep yazısında yer alacak.

Ayrıca kalacakları yerlerin veya bahçe, tarlaya yakın kurulan çadırların durumu kontrol edilip, bulaşma olayının ortadan kaldırmasına dönük dezenfeksiyon tedbirlerinin de tam olması istenecek.

SORUMLULUK ÇAVUŞLARDA

Bu kapsamda yemekleri sadece “çavuş” veya “kalfa” diye tanımlanan kişiler tarafından getirilip götürülecek; tarla veya bahçeden yerleşim yerlerine gidiş gelişleri yasak olacak.

Bu konudaki tüm sorumluluk da tarla veya bahçe işletmecisiyle birlikte çavuş-kalfa dile tanımlanan kişilere verilecek.

Kolluk güçleri de zaman zaman bu kişileri bulundukları yerlerde denetleyecek.

SINIR DA KAPALI

Bütün bu çalışmanın hedefi ise ekonominin zaten belirli alanlarda koronavirüs dolayısıyla tıkandığı bir dönemde, tarım kesiminin üretiminin tarladan veya bahçeden alınması sürecinde bir kesinti yaşanmaması...

Alınan karar çok önemli, çünkü yakın gelecekte Karadeniz’de çay toplama işleminin başlaması gerekiyor.

Çay da öyle dalında beklemeye müsait değil; zamanında toplanmadığı takdirde işe yaramayan veya ekonomik değeri yok olan bir ürün...

Uzun yıllardır Gürcistan’dan gelen mevsimlik işçiler topluyordu, bu kez sınır da kapandığı ve geçişler de yasaklandığı için imkansızlaştı.

Beklenti, Ordu, Giresun bölgesinde bulunan işçilerden yararlanmak...

O da ancak hazırlığı tamamlanan mevsimlik işçilere ilişkin düzenleme ile olacak...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!