Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

VARILAN bu sonuca ulaşmak için yıllardır uğraş veren, eski TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in yorumu netti:

“Azerbaycan, Türkiye’nin Lozan Barış Anlaşmasına gidişindeki pozisyonda...”

Gerekçesini de aynı netlikte, “Çünkü topraklarını işgalden kurtaran oldu, masaya güçlü bir şekilde oturacak…” diye sürdürdü…

Sohbette biraz eskilere gittik.

İstanbul’da 1991’de yapılan ilk Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısı sırasında dönemin Ermenistan lideri Petrosyan ile iyi bir ortam yakalanmışken, nasıl kaybedildiği üzerinde sohbet yaptık.

LOZAN’A GİDER GİBİ

Madem benzer fırsat sonrasında biri NATO diğeri Antalya’daki bir toplantıda da yakalanmış.

Ancak Azerbaycan birinde son anda ABD yönetimini de güç durumda bırakacak şekilde gece yarısı vazgeçmiş.

Diğerinde ise Karabağ’da bir rayonu işgal etmiş, masayı dağıtmış.

Bunları sıraladıktan sonra Azerbaycan’ın 28 yılın ardından geldiği noktanın önemli olduğunu anımsattı.

“Lozan’a gider gibi; masaya otururken elde ettikleriniz ve gücünüzle var olursunuz; bugün Azerbaycan da varlarıyla masaya oturacak” deyip devam etti:

“Azerbaycan, Minsk Grubunun 3 eş başkanının Güvenlik Konseyi’nden aldığı 4 kararının yanında bir de Şuşa’yı ele geçirmiş, 4 rayonu geri almış şekilde oturacak.”

RUSLAR ZATEN ÇIKMADI Kİ…

Bu süreçte Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in sürekli barışa ve Karabağ’daki Ermenilerle de kardeşliğe vurgu yapmasının önemine değinip ekledi:

“Bölgede barış, bunun ardından Türkiye-Ermenistan, Azerbaycan-Ermenistan diplomatik ilişkilerinin oluşumu ile perçinlenir. Umarım bir gün onlar da olur…”

Aslında varılan ateşkes anlaşması ve Ermenistan’ın işgal altında tuttuğu rayonlardan çekilmesinin ne büyük bir kazanım olduğu Erivan’da dün gece yaşanan gelişmelerden belli.

Bugüne kadar sürekli olarak çatışmayı körükleyen, ancak bir gün olsun o çatışmanın içinde bulunmayan bir kesim dün Meclis Başkanı’nı linç etti, Başbakanlığı bastı.

Başbakan Paşinyan da bundan sonrasının işaret fişeğini ateşledi:

“Başbakanlığa saldıranlar arasında eski hükümetin kriminalleri var. Bu klanlar, bunların babaları halktan çaldı, ordudan çaldı, çocuklarımızdan çaldı. Cephede savaşan askerin iç çamaşırını çaldı. Vatan hainliğinden bunlar mı bahsedecek?”

Burada da durmadı, aslında Karabağ kökenlileri kastederek devamını getirdi:

“Kamuflaj montları giymişler vatanımız diye bağırıyorlar şehrin merkezinde. Madem vatanın, Erivan'da işin ne? Neden cephede değilsin? Benim oğlum cephede, benim karım cephede, siz burada yine mi talan peşindesiniz? Neyi koruyacaksınız, 20 yıl halktan çaldığınızı mı?”

ERİVAN’I KARIŞTIRDI

Bundan sonra Erivan’ın sakinleşeceğini kimse sanmasın, bunun Dağlık Karabağ’a da yansıması olacaktır.

Çünkü Azerbaycan kimsenin aklından geçmeyen bir başarı öyküsüne imza attı.

Burada Türkiye’nin önemli katkısı olduğunu Aliyev de her adımda kayda geçirdi; çünkü bu destek olmasa 28 yıldır olmayanın bugün başarılmasının olanağı yoktu.

Şimdi deniliyor ki, “Bu adımla Rusya Dağlık Karabağ ve Azerbaycan topraklarına yeniden sokuldu…”

Sanki hiç yoklarmış gibi…

Bölgeyi çok iyi bilen Prof. Dr. Mitat Çelikpala’nın tanımlamasıyla, “Hiç çıkmadılar ki; dün sivil paltoluydu, bugün askeri parkalarını giyerek görünür hale gelecekler…”

Ayrıca bu varoluş da öyle dünden bugüne değil; 1917’den 1991’e kadar 74 yıl süren bir var oluş…

MASAYA GÜÇLÜ OTURACAK

Prof. Dr. Çelikpala da Azerbaycan’ın masaya güçlü oturacak olmasının önemine işaret etti.

Azerbaycan’ın Şuşa’ya kadar silahla elde ettiği 4 reyona ilave olarak Laçin, Kelbecer ve Ağdam’ı çatışma olmaksızın verecek olmasının önemine değindi.

Nahçıvan’dan, doğrudan Azerbaycan’a bağlanacak ulaşım hatlarının inşa sürecinin getireceği öneme değindi.

“Şimdi yeni bir masa açılacak ve o masada Azerbaycan, en güçlü zamanında olacak” dedi.

Aslında Madrid Anlaşması da bunu gerekli kılıyordu.

Bırakın onu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıkan 4 karar da benzer hükümlere işaret ediyordu.

Ancak Azerbaycan, son Ermenistan saldırısı sonrası gücünü gösterince 28 yıldır sürüncemede bırakılan sorun çözülmüş oldu.

Bölgenin Rus askerleri tarafından kontrol edilecek olması, 5 yıl boyunca 2 bine yakın askerin konuşlanması mesele gibi görünebilir.

TÜRKİYE ENERJİ YÜKLENDİ

Ancak dün Rusya’nın da doğruladığı bir başka gerçek var.

O da barışı sağlayacak gücü de denetleyecek bir Gözlemci Merkezinin kurulacak olması ve Türkiye’nin bunun içinde bulunması…

Bir önemi yok gibi görünebilir, ama Türkiye bugüne kadar Kafkaslar’da uzak tutulmak istediği topraklarda, Azerbaycan ile kol kola girerek güçlü bir şekilde varlığını gösterdi; sancak salladı.

Türkiye uzun yılların ardından belki çok küçük gibi görünebilir ama bir çatışmada, doğrudan taraf olup SİHA, savunma silahları ve füze sistemleriyle desteklediği bir ülkenin kazanmasını sağladı.

Hem de arkasında Rusya gibi büyük bir gücün olduğu ülkeye karşı önemli bir başarı öyküsünün yazılmasına aracılık etti.

Enerjide geleceğini garanti altına aldı; düşünsenize tersi bir durum olduğunu…

Bunun uluslararası arenada bir karşılığı olacaktır.

Eğer iyi sunulabilirse, yüklenilen bu enerji Libya ve Doğu Akdeniz’de de önemli iş görür…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00