Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SİZE üzerinden 33 yıl geçmiş bir anektod aktaracağım....

Anavatan Partisi iktidarda; 1987 seçimlerinden sıkıntılı çıkmış.

Toplumun geniş kesimlerine ulaşmanın yol ve yöntemlerini aradığı dönemden söz ediyorum...

Belli ki Başkan Turgut Özal seçim sonrası oluşturduğu kabinesinin 7 aylık performansından hoşnut değil.

Kongresinden de buna yönelik mesajını almış, yerel seçime giderken toplumun geniş kesimlerini kucaklayacak kadro kurma peşinde.

Seçim öncesi, 6 Eylül 1987’de siyasi yasaklar kalkmış.

Özal’ın yasağı kalkan muhafazakar kesimin önde gelen ismi Mehmet Keçeciler’e de kabinesinde koltuk vereceği haberlerinin yayıldığı günler...

İddia o denli güçlü isimlerden geliyor ki Keçeciler’in bakanlığı sanki olmuş, bir tek açıklaması kalmış...

Ancak beklenin olmadığı, değişikliğin iki bakanla sınırlı kaldığı dönem...

T’LERİMİ KESERİM

Bunlar yaşanırken, dönemin Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bülent Akarcalı, Güneş Gazetesi'nden Sedat Yazıcıoğlu’na şu demeci verdi:

“Keçeciler bakan olursa T........... keserim...”

Gerekçesi de Keçeciler’in eşinin başörtülü ve muhafazakar kesimden olması...

Demecin ortaya çıkması üzerine, kabinede iki değişiklikle kalan Özal, anında kendisini görevden aldı ve yerine de vekaleten Devlet Bakanı Cemil Çiçek’i atadı.

Sonrasında da Keçeciler Gümrükten Sorumlu Devlet Bakanlığı'na getirildi.

Akarcalı bu durum karşısında ne yaptı bilmem...

TBMM BAŞKANINA DA SATAŞTI

Bunları yazmamın nedeni, siyasette hızlı dönenlerin halini göstermek...

O denli hızlı döndü ki, AK Parti’den Çankaya Belediye Başkan adayı olunca, muhafazakar kesime olan tepkisini unutup, dedesinin Hacı olduğunu hatırladı.

CNNTürk’te dün Hande Fırat’ın sunduğu Gece Görüşü programında da hızını alamadı.

Ülkede “etki ajanlarının” bulunduğunu, farkına varmadan insanları yönettiğini ileri sürdü.

Hadsiz şekilde benim için “Meclis Başkanı’na o soruyu soran da etki ajanı mesela...” dedi.

Arkadaşım Hande Fırat, "Gazeteci arkadaşımız sadece soru sordu, onun için bunu söyleyemezsiniz" tepkisini gösterdi.

Ama o durmadı, TBMM Başkanı Mustafa Şentop için de aynen şu ifadeyi kullandı:

“Meclis Başkanı’nın verdiği cevap ne? ‘Böyle soru sorulur mu?’ yerine, diyor ki, ‘O da olur... Marmara Denizi’nden ayran da yapılabilirsiniz diyor. Verdiği cevap siyasi mizah cevabıdır...”

Her meseleye içindeki karayı ortaya çıkarıp, "siyasi mizah" olarak bakanlar TBMM Başkanı Şentop'un akademik ve siyasi açıdan örnek teşkil eden açıklamasını anlamaz.

TEPKİ KARŞISINDA MANEVRA...

Fırat uyarılarını sürdürdü ama o duymamazlığa verip, saydırmaya devam etti...

Programa konuk olan meslektaşım, arkadaşım Murat Çelik, hakkımdaki sözleri nedeniyle işimi yaptığımı anımsatıp sert dille uyardı...

AK Parti eski Milletvekili Mehmet Metiner, “değerli bir gazetecimizin sorusu...” tepkisini koydu.

Hayasız, içindeki durumdan çıkmak için manevralar yapmaya başladı.

ETKİ AJANI NEDİR?

Etki Ajanlığı’nın yabancı bir ülkenin yetiştirip, devletin içine yerleştirdiği casus anlamına geldiğinin farkında değil...

Belli ki kendi çıkarına yandan rol çalma çabasında...

Toplumun içine nefret tohumları ekip, bundan faydalananların yarattığı yakın geçmişi tazeler tavırla, bana ve TBMM Başkanı’na hayali komplolar yükleme peşinde...

Ne benim sorumda, ne de TBMM Başkanı’nın cevabında “Montrö kalksın” iması olmadığını da görmek istemiyor.

T'li veya T'siz olması benim açımdan önemli değil, ama bir gerçek var ki benim nezdimde karakter ve şeref yoksunluğunu katıldığı programdaki iftirası ve seviyesizliği ile teyit etti...

Kötü niyetini kustu...

GÜNDEME GETİREN GETİRENE

Uluslararası sözleşmeleri say deseniz, TBMM Başkanı’na yönelttiğim soruda sıraladıklarıma bir tane daha ekleyemez...

Emin olun Lozan'ı da ekler...

Çok şükür ben söylememişim, bir de onu söylesem ne olurdu acaba?

Ayrıca, Google'a "Montrö" yazsa, Kanal İstanbul gündeme geldiği günden beri tartışıldığını görür.

İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edilmesinden itibaren de onlarca akademisyen, siyasetçi ve yazarın Montrö çerçevesinde konuyu söz ve makaleleri ile ele aldığının farkına varır...

TBMM Başkanı Şentop, uluslararası sözleşmelerinden Cumhurbaşkanı'nın tek başına çekilme hakkı olduğunu söylediğinde, o soruyu sormayı aklına getirmeyene gazeteci denilemeyeceği ve ben de gazeteci olduğum için sorduğumu anlar.

Yine yandan rol çalma peşinde olmasa, aşağıda da linklerde de görüleceği gibi aylardır meselenin konuşulduğunun farkına varır .

Örneğin 30 Ocak 2020'de emekli diplomatlar dile getirdi...

https://www.indyturk.com/node/125671/haber/126-emekli-diplomattan-ortak-a%C3%A7%C4%B1klama-kanal-istanbuldan-vazge%C3%A7ilmelidir

Yani TBMM Başkanı Şentop ile 24 Mart'taki röportajımızdan bir yil 3 ay önce...

DEVA Partisi kurucusu ve güvenlik analisti Metin Gürcan 20 Mart 2021'de twitter'dan şu mesajı attı:

“Vay arkadaş! 2018’deki Kararname’nin 3. maddesine göre Cumhurbaşkanı İstanbul Sözleşmesini kaldırdığı gibi; 1, Lozan’ı, Montrö’yü bile feshedebilir, 2- NATO’dan çıkabilir, 3- Tüm diğer uluslararası anlaşmaları tamamen veya kısmen kaldırabilir(miş)... Yeni gördüm. İnanılmaz!”

Ertesi gün, 21 Mart’ta dostum, arkadaşım Fatih Altaylı köşesinde kaleme aldı...

HADSİZ VE HAYASIZ

Öncesi de var...

İstanbul Ekonomi Araştırma 22 Temmuz 2020’de, 12 bin 153 kişi ile yaptığı ankete konu etti...

Gönül gözü kapalı olmasa, bunları bilir.

Bilmiyor ki 42 yıldır tek işi gazetecilik olan benden ajan değil, olsa olsa haber ajansı çıkar...

Bana ajan yakıştırmasını yapacak kişi de aynaya baksa hayasızlığını görür...

https://t24.com.tr/haber/guvenlik-analisti-gurcan-2018-tarihli-kararnameye-gore-cumhurbaskani-istanbul-sozlesmesini-kaldirdigi-gibi-lozan-i-montro-yu-bile-feshedebilir,940370

https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3013005-insan-haklari-sozlesmesi-nden-de-tek-imza-ile-cikar-miyiz

https://tr.euronews.com/2020/07/22/turkiye-de-toplumun-yarisi-istanbul-sozlesmesi-nin-ne-oldugunu-bilmiyor-arastirma

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00