Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

NATO Zirvesi, liderlerin buluşmalarına ve aralarındaki sorunların çözümüne odaklandığı için alınan kararlar açısından çok öne çıkmadı.

Oysa NATO Zirvesi Sonuç Bildirgesi, hem kararların bir ülkenin dahi çekincesi olmadan tartışmasız alınması ve NATO’nun 2030’a kadar sürecek yeni vizyonu açısından önemli veriler içeriyor.

Bunların hepsinden ilerisi, 50 yıldır ABD yönetiminin çeşitli kademelerinde edindiği deneyimle Başkan Biden, Atlantik İttifakına da damgasını vurdu…

Doktrininin oluşması için ilk adımı attı.

Birlik olmasına rağmen birbiri ile sorunlu hale gelen, Birleşik Krallığın ayrılmasıyla dağılmaya yüz tutan Avrupa’ya NATO çatısı altında yeni bir model getirdi.

Avusturya Şansölyesi Prens Metternich’in yaptığı gibi “Avrupa uyumunu” sağlamanın yöntemini, NATO’yu ittifaktan birliğe dönüştürerek buldu.

ABD’nin tekrar dönüşünü sağladığı NATO’da restorasyon döneminin ilk adımının atılmasını da sağladı.

SORUNLU ÜLKELERİ BULUŞTURDU

Öncelikle birbiri ile sorunu olan ülkeler arasındaki problemleri kaldırdı.

Çekya’nın sıkıntılarının giderilmesine aracılık etti…

Almanya ve Fransa’yı, geri plana atarak Kuzey Atlantik İttifakı’ndaki gücünü gösterdi.

Fransa ve Yunanistan’ı da Türkiye konusundaki geleneksel tutumundan uzaklaştırdı.

Her ikisini de Türkiye ile işbirliğine zorladı.

Şimdi, “Canım ne var bunda, geçmişte de iki lider arasında doğrudan hat kurulmuştu” denilebilir.

Ancak aradan geçen bunca yıl içinde ahizesi toz tutmuş telefonun yeniden çalışmasının sağlanması dahi önemliydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu kapsamda Yunanistan Başbakanı Mitçotakis’e sorunları üçüncü aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan çözme çağrısı da önemliydi.

LİBYA MESAJI

Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Türkiye ve İslam karşıtı duruşunu törpüledi.

Erdoğan ile görüşmesinde İslam karşıtı olmadığını samimiyetle dile getirmesi, Libya ile Suriye’de birlikte çalışma önermesi önemliydi.

Macron basın toplantısında “Erdoğan ile anlaştık. Yabancı paralı askerlerin en kısa sürede Libya topraklarından çekileceğine ilişkin güvence verdi” açıklamasında bulundu.

Bu da NATO Zirvesi öncesi Dışişleri, Milli Savunma, İçişleri bakanları ile MİT Başkanı, Cumhurbaşkanı Sözcüsü ve İletişim Başkanı’nın Libya ziyaretinin nedenini anlamaya yetiyor.

BİREYSELLİKTEN KURUMSALA

Burada da kalınmadı, ilişkileri bireysellikten çıkarıp, kurumsal hale dönüştürmenin yolunu açtı.

Bu hem NATO, hem de ABD’nin ülkeler arasındaki ilişkisi için geçerli.

Biden bunun en iyi örneğini de Türkiye ile yaşanan gerilimli konuların çözümü için çalışma gruplarının kurulacağını açıklayarak sergiledi.

Seçilip göreve geldikten sonra dile getirdiği, “bundan böyle ilişkilerimiz bireysel değil, kurumlar arasında güçlenecek” sözünü de yerine getirmiş oldu.

Bunun ilk adımı da NATO’nun 2030 vizyonu ile ortaya konuldu.

Fransa NATO’nun “danışma mekanizmasının da olmasına” geleneksel karşı çıkışından geri adım attı.

TÜRKİYE’YE DESTEK

Ayrıca NATO, terörle mücadele eden üyesine destek vereceğini de beyan etti; ortakların terörle mücadele kapasitesini geliştirmeye ilişkin ayrı bir paragraf koydu.

Bu ilk başlangıçta göçmenler ve bölgedeki tutumu dolayısıyla övgü ile söz edilen Türkiye için çok önemli; çünkü bugüne kadar müttefiklerinden beklediği desteği alamamaktan yakınıyordu.

Sadece bununla da kalınmadı, Türkiye için geniş bir paragraf açıldı ve Suriye’den gelen füzelerden, mültecilere kadar geniş bir destek açıklamasında bulunuldu.

Afganistan’daki Kabil Havalimanı’nın işletilmesinin devamı için Türkiye’ye yüklenen görev de belki de bunların getirisi oldu.

F-35’LER SERBEST KALIR MI?

Türkiye açısından bir başka beklenti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da NATO Zirvesi’ne giderken düzenlediği basın toplantısında dile getirdiği parası ödenmiş F-35’lerin verilmesi.

Üye ülkeler arasındaki sorunların giderilmesi için NATO’ya “iş birliğine dayalı bunalım yönetimi” görevi verirken, diğer yandan parasını ödemiş, projesine ortak olmuş müttefikine ait F-35 jetlerini vermemezlik yapmak Biden’ın oluşturmak istediği doktrinine ters düşüyor.

Bu konudaki paradoksun giderilmesi gerekiyor.

HİBRİT SAVAŞA DAYANIKLILIK

NATO Zirvesi’nin sonuç bildirisinde dikkat çeken en önemli bölümlerden biri de siber savaşa karşı yeni düzenin alınması.

Kara, hava, deniz savunmasına bir yenisi eklendi; siber savunma…

NATO kararı bu amaçla üye ülkelerin “dayanıklılığının” arttırılmasından söz ediyor; buna “yılmazlık” da denilebilir.

Türkiye’nin eski NATO Daimi Temsilcisi Tacan İldem de dünkü sohbetimizde buna dikkat çekti.

Siber saldırıların barış ile bunalım arasındaki çizgiyi azalttığını belirterek, “Siber saldırılar demokratik toplumlar için risk haline dönüştü” dedi.

NATO’nun da bunlara karşı acil tedbir alınması için adım attığını, bilgi çarpıtma kaynaklarının geliştiği bir süreçte ülkelerin “dayanıklılığının” yüksek olması gerektiğine işaret etti.

NATO’nun bu yeni misyonunun önemli olduğunu belirtti.

KUTSAL BİRLİK

Dikkat çektiği bir diğer konu da NATO’nun 2010’da ortak yapmak için adım attığı Rusya’yı bugün ana tehdit kaynağı olarak tanımlamasıydı.

Üye ülkeler açısından daha öncelikli gibi görünen terör ise ikinci sırada yer buldu.

ABD Başkanı Biden da bu değerlendirmeyi elinde tutarak bugün Rusya lideri Putin ile Cenevre’de buluşacak.

Masaya da NATO’nun Rusya’yı ana tehdit algılayan kararı, siber saldırıya karşı dördüncü güç oluşturulması ve Avrupa içinde sağlanan uyumun verdiği güç ile gidecek.

Çünkü bugüne kadar AB, hem enerjinin devamlılığı hem de güvenliği açısından Rusya ile kötü olmak istemiyordu; bu da ABD’nin Rusya’ya karşı direncinde kırılmaya neden oluyordu.

Metternich gibi “Avrupa Uyumu”nu sağladığını NATO Zirvesi’nde gösterdi.

“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyen İttifakı “Kutsal Birliğe” dönüştürdü…

Sonuç olarak bugün Cenevre’den çıkacak sonuç hem AB’nin hem de içinde bulunduğumuz bölgenin geleceğini de şekillendirecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00