Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        SANDIĞA varılacak süre azaldıkça gerilimi de çekişmesi de bol olur…

        Bu tek başına dışa karşı da yaşanmaz, mücadele ister istemez içerde de sürer.

        Çünkü o seçim bölgesinden çıkacak milletvekili sayısı sınırlıdır ve hangi partinin ne kadar çıkarabileceği de bellidir.

        Liste başını kapmak için içerdeki mücadele bazen acımasız bir hal alır.

        Hele ki Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan düzenleme sonrası aynı listeye muhtemel bir de ittifak ortağı adayı gelecek.

        Bu önden sıra kapmayı iki katı kadar zorlaştıracak.

        Bundan dolayı geçmişte milletvekili transferi bir önem kazanıyordu, bu kez partilere yük getirecek; belki de bundandır geçmiş seçim dönemlerinde bu takvimlerde karşımıza çıkan transfer haberlerini, eski Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un dün AK Parti’ye geçişi de olmasa göremeyecektik…

        ZORUNLU BİRLİKTELİK

        Çünkü bu seçim ister istemez partileri birlikte liste yapmaya zorluyor.

        Milletvekili dağılımında D’Hondt sistemi nedeniyle oyların sıralı bölümü sonucu en fazla milletvekilini çok oy alan kapıyor.

        Bu nedenle de partileri özellikle de büyük şehirlerde ortak liste yapmaya zorluyor ki bu sadece Millet İttifakı değil, Cumhur İttifakı için de bir zorunluluk olarak önünde duruyor.

        Dolayısıyla daha fazla ittifak çıkarmak ancak kayba yol açacağı anlamına geliyor.

        Nitekim Ankara Üniversitesi SBF’den, Prof. Dr. Yetkin Çınar ile Prof. Dr. Türkmen Göksel’in bir süre önce bu köşede de yer verdiğim TEPAV’a yaptıkları senaryolu simülasyon her şeyi net ortaya koyuyor.

        Her iki akademisyen ile dün konuştum, aktardıklarına göre yeni veriler üzerinden sosyal efektlerini de dikkate alarak yeni bir çalışma yakında gelecek.

        Prof. Dr. Çınar, partiler yeni sistemin ittifak yapılanmasını yok ettiğini belirtti, daha bölge bazlı gidilmesi gerektiğinin altını çizdi ve formül olarak geçen belediye seçimlerini örnek gösterdi.

        Geçen hafta içinde önce SP, ardından CHP ve İYİ Parti liderlerinin de altını çizdiği gibi Prof. Dr. Çınar da işbirliği içindeki partilerin her bir seçim bölgesini ayrı ele alıp ona göre tek liste yapması halinde daha fazla milletvekili çıkaracağına vurgu yaptı.

        Vurguladığı gibi partiler D’Hondt sistemi içinde ne denli parçalanırsa o kadar fazla kaybeder, ne kadar birlikte olursa o kadar kazanır.

        CHP LİSTESİNDEN SP ADAYI ÖRNEĞİ

        Siyaset okuması ideolojik olarak geçmişte kalanlar farkında olmayabilir ancak seçmen son üç seçimdir stratejik oy kullanmayı öğrendi.

        Son seçimde de stratejik oyunu başarılı şekilde kullandı.

        En iyi örneği de Konya, Kayseri, İstanbul…

        SP adayları CHP listesinden seçime girerken, seçime girme hakkını kaybetmemek için SP de parti kimliği ile seçime katıldı.

        Ancak SP seçmeni oy verdi ve kendi adaylarını seçtirmeyi başardı, İstanbul 1. Bölgede ise yurt dışı oylarla son anda kaybetti.

        Dolayısıyla “muhafazakar seçmen diğerine oy vermez, o nedenle farklı iki ittifak olmalı” bakışı eskidi; kaldı ki bu sandıkta 2000 sonrası doğmuş ciddi boyutta genç seçmen geliyor.

        Sadece bu seçimde oy kullanacak bu kesimin toplam 62 milyon seçmendeki oy oranı %11.8’e varıyor.

        Sadece 2006’da doğmuş ve bu seçimde oy kullanma hakkını kazanmış olacakların sayısı dahi 5 milyonun üzerinde.

        Bu kesim meseleye ideolojik bakmıyor, kendi stratejisini oluşturuyor ve ona göre tavır alıyor.

        Eski sağ sol, laik, dindar ayrımı onlar için önem arz etmiyor…

        MAKSİMUM FAYDAYA BAKARIZ

        İki gündür TBMM’de neredeyse bütün siyasi partilerin milletvekilleri ve parti yöneticileriyle sohbet ediyorum.

        İstisnasız hepsinin hedefi liste birliği içinde seçime girmek, buna HDP’nin kendi oluşturduğu ittifakı da dahil…

        Hatta AK Parti ve MHP de özellikle büyük şehirlerde liste birlikteliğine giderse şaşmamak gerekir, çünkü orada da bu konuda ciddi bir beklenti hakim…

        Hafta sonu 6’lı masaya ev sahipliği yapacak olan DP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt, zirvenin yapılacağı 24 Nisan günü bütün tartışmaların sona ereceğini belirtirken, “Maksimum fayda hangi formüldeyse onun kararı çıkar. Her seçim bölgesinde ayrı bir strateji ile gidilir” dedi.

        Benzer yaklaşımı CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da gösterdi, her partinin kendi çalışmasını yaptığını belirterek, “Artık oyların heba olmasına fırsat vermeyecek model üzerinde partiler çalışmasını yürütüyor” yaklaşımında bulundu.

        İYİ Parti Meclis Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu ise partilerin bir strateji belirleyip, her bir seçim bölgesinde onun uygulamasını yapacaklarını söyledi.

        Partilerin üst üste toplamı veya yan yana durmasının sosyolojik karşılıklarının aynı olmadığına da vurgu yapan Tatlıoğlu, “Her parti kendi maksimizasyonu için uygun olan formülü üretip getirecektir” dedi.

        GENEL BAŞKANLARIN DURUMU

        Burada dikkat çeken ise liste ittifakı durumunda Milletvekili Seçimi Kanunu gereği seçime katılabilmesi için partilerin en az 41 yerde aday gösterme zorunluluğu.

        Bu da ittifak yapan partilerin her bir yerde ayrı liste çıkarmasının önündeki en büyük engel.

        Bundan dolayı, bazı partilerin kendi kimliği ile seçime girmekten feragat edip, öteki partinin listesinden girmesi gerekiyor.

        Geçen seçim DP ve BBP bunu uyguladı.

        Bir diğer yöntem ise SP’nin uyguladığı gibi o bölgede kendi kimliğiyle seçime girmesine karşın, seçmenini öteki partiye oy vermeye yönlendirmesi ve güçlü adaylarını diğer partinin listesinde göstermesi.

        Burada da siyasi parti liderleri açısından bir sorun var; çünkü onların hepsinin diğer partinin listesinden aday olması gibi bir zorunluluğu bulunuyor.

        Buna geçen seçim DP ve BBP liderleri rıza göstermesi gibi her parti olur verir mi bunu da zaman gösterecek.

        BÜYÜKŞEHİRLER FORMÜLÜ

        Bir diğer formül ise büyük şehirlerde veya 5’ten fazla milletvekili çıkaran illerde ortak liste, diğerlerinde ise her parti kendi kimliği veya ortaklaştığı parti ile üçüncü ittifak kurarak seçime de gidilebilir.

        Böylece hem partiler kendi kimliği ile seçime girme şansını elde eder hem de liste birliği ile daha fazla çıkarmanın yolunu bulabilir.

        İstisnasız siyasi partilerin hepsinin kurmayları da zaten bir süredir bu alternatifleri çalışıyor.

        Diğer Yazılar