Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        AYNI hafta içinde 5 farklı propaganda gündemiyle başımız döndü…

        Suriyelilerin gidip gitmemesiydi hafta başı gündemi.

        Hafta sonuna kalmadan unutuldu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinin peşine takıldı.

        Bu tartışma bitmeden, bir yargı kararı ile konu CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’na döndü.

        Sosyal medya arkeolojik kazısıyla gelen bu ceza Yargı bağımsızlığı tartışmasını alevlendirmişken, üstelik de CHP’ye yaramışken neden olduğu hala berraklığa kavuşmamış yeni bir gündeme yöneldik.

        Üstelik Kaftancıoğlu’na destek vermek için miting kararı alındığı CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki olağanüstü MYK toplantısının hemen ardından SADAT Derneği önünde basın toplantısıyla karşılaştık.

        Atatürk Havalimanı’nın millet bahçesine dönüştürülmesi tartışması ise SADAT konusu tükenmeden başladı.

        Dikkat çeken ise başta tamamen hizmet dışı bırakılacağı algısı yaratılıp, ardından sadece bir pisti kalacağı açıklanan Atatürk Havalimanı tartışmasının, dördüncü günde vardığı yerin muhalefetin de talep ettiği pistlerinin tümünün kalması noktasına gelmiş olması…

        Bu arada yan gündemlerle günlük aperatif tartışmalar da cabası…

        Şaşırtan ise birbirinin içine geçmiş tartışma kendi lehine sürerken, onu kapatıp diğer konuyu açan, işi matriks bir hale getirenin de aynı taraf olması…

        Moda yöntemle bir trol saldırısı olsa ancak böyle olurdu…

        SAKİN GÜCÜN VEDASI

        Anladığım kadarıyla seçime kadar da böyle devam edecek; sıcak bir yaz dönemi geçirilecek, sandığa kadar tırmanarak sürecek.

        Mucidi bir dönem ANAP propagandasını da üstlenen ünlü reklamcı Jacques Seguela olan “Sakin güç” kavramına veda edilecek.

        Oysa iktidarıyla, muhalefetiyle iki taraf da hedef kitle olarak sakinlik arayan, içinde bulunduğu suyun daha fazla bulanmasını arzu etmeyen kesime yönelik propaganda yürütüyor.

        Sanmayın ki bütün bunların nedeni bu sandıkta ilk kez oy kullanacak adına Z Kuşağı denilen gençlik…

        DAHA KÖTÜ OLMA ENDİŞESİ…

        Tam tersine hem iktidar hem de muhalefet orta yaş kuşağını yakalamak istiyor.

        Haksız da değiller…

        Çünkü evin orta direği gibi tüm yükü taşımakla kalmıyor, siyasal tercihlerinde her iki yaş grubuna da rol model oluyor.

        Bu kesim 2-3 yaşındaki çocuğun büyükannesi-dedesi olabildiği kadar, aynı zamanda ebeveyni olabilecek kuşakta yer alıyor.

        Orta yaşın son kesiti de 18 yaşında üniversiteye gidecek gencin olabildiği kadar, 30 yaş grubunda evlenme çağına gelmiş evlatların da ebeveyni…

        Aynı zamanda da 80-90 yaş grubundaki anne-babanın yaşlılık dertleriyle boğuşan evladı.

        Dolayısıyla hem genç, hem de yaşlı kesimde bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri mevcut; üstelik onların tüm endişe ve kaygılarını üstünde taşıyor.

        Bir kargaşanın çıkmasından huzursuz oluyor.

        İçinde bulunduğu pozisyondan daha kötüye gideceğine yönelik her bir veri en büyük kabusu oluyor.

        Bulunduğu konumu korumak istemeyen bu tutumu dolayısıyla da iktidar kesiminin hedef propaganda kitlesini oluşturuyor.

        DAHA İYİ OLMA UMUDU…

        Muhalefet ise bu kesime iktidara gelirse daha iyi olacağı umudunu aşılama peşinde…

        Nitekim gelecek hafta sonu Gelecek Partili lideri Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek zirve için de 6 partinin kurmayları konu başlıklarını bu zemine oturmaya başlamış.

        Gelecek Partisi kurmaylarının aktardığına göre, Anayasa, Seçim Güvenliği ve Ekonomi ile ilgili komisyonlar daha çok teknik açıdan yapılması gerekenler üzerinde düşünce üretmeye devam ediyor… Ancak Siyasi Komisyon seçmene iktidara gelmeleri halinde daha iyi bir ekonomik yaşama ve demokratik ortama kavuşacağına ilişkin nelerin verileceğine yönelik somut öneriler hazırlıyor.

        Onların hedef kitlesi ise ekonomideki olumsuzluk dolayısıyla iktidara yönelik tepkinin yüksek olduğu 50 yaşın hemen altında bulunan, geleceğine yönelik beklentileri yüksek kesim.

        Bu kesimde Cumhur İttifakı'ndan kopuşun daha yüksek olduğunu kamuoyu yoklaması da önlerine koymuş.

        Bu kesime iktidar partilerine dönüşün en zor olduğu kesim olarak bakıyorlar.

        Hemen üzerindeki, yani 60 yaş üstü ise daha temkinli olması nedeniyle elindekini kaybetmek istemeyen kesimi oluşturduğu kanaatindeler.

        Yapılan araştırmalar da daha iyiyi gitmeyeceğini bilmesine karşın, 60 yaş üstünün daha kötü olmaktan korktuğu çok daha muhafazakar tutum sergilediğini göstermiş.

        PARTİLER DE VAR OLANI KORUMA UĞRAŞINDA…

        Aslında son dönem söylemlere bakıldığında iktidar kesiminin de bulunduğu konumu koruma içgüdüsünde olan kesime yönelik söylem geliştirdiği görülüyor.

        Bundan dolayı muhalefet 18-30 yaş kesimini etkileme gücüne de sahip bir alt yaş dilimine, 50 yaş grubuna yoğunlaşıyor.

        Anlaşılıyor ki yaş paletleri bu denli farklı olunca propaganda da o denli matriks hale geliyor.

        Aslında bakılırsa partilerin durumu da seçmenden farklı değil.

        Hepsi de daha fazla seçmen yerine, var olan seçmenini konsolide etme, elindekini kaybetmeyip, pozisyonunu koruma peşinde...

        Diğer Yazılar