Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ADALET ile İçişleri bakanlıkları arasında 2005'ten bu yana devam eden bilek güreşi dün sonuçlandı.

        İki bakanlığın imzası ile dün Adli Kolluk Yönetmeliği, Adalet'in istediği gibi değiştirildi.

        Böylece, "suç muhakemesi sürecinde savcının, gözetim, denetim ve emrinde görev yapan" Adli Kolluk birimi amiri, il emniyet ve gümrük müdürü ile jandarma ve birlik komutanı oldu.

        Yani bundan böyle, savcılar bir kişi hakkında işlem yapılmasını, il emniyet veya jandarma, sahil güvenlik komutanları ile gümrük müdüründen isteyecek.

        Onlar ayrıca yaptıkları işlemi bir üst amirine bildirmekle yükümlü olacak.

        Bunun yasal olup olmadığı tartışmasını sona bırakıp, ne getireceğine bakarsak...

        Prof. Dr. Vahit Bıçak, piyasaya yeni çıkan "Suç Muhakemesi Hukuku" isimli kitabında bugünü sanki önceden görmüş...

        Tartışma Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) değişikliğinin yapıldığı 2005'e uzanıyor.

        Aktardığına göre, Adalet Bakanlığı o tarihte Emniyet'in "idari ve adli" olarak ikiye bölünüp "Adli Kolluk"un savcılara bağlanmasını istedi.

        İçişleri Bakanlığı ise direndi.

        Sonunda, "savcıların, maiyetlerinde görev yapan adli kolluk sorumluları hakkında değerlendirme raporu"; yani sicil verme şartı karşılığı Emniyet'in ikiye bölünmesinden vazgeçildi.

        Emniyet de şubelerdeki alt rütbeli memurları "adli kolluk sorumlusu" yaparak üst rütbelilerini sorumluluktan kurtardı.

        Formül sorunsuz bugüne kadar çalıştı.

        Ancak "yolsuzluk-rüşvet" operasyonu ile başlayan "neden haber verilmedi?" tartışması konuyu tekrar alevlendirdi.

        Adalet ve İçişleri bakanlıkları dün "Adli Kolluk Yönetmeliği"ni değiştirerek il emniyet ve gümrük müdürleri ile jandarma ve sahil güvenlik komutanlarını "adli kolluk"un başına getirdi.

        DOKUNULMAZLIK BİTTİ

        Prof. Dr. Bıçak dünkü sohbetimizde yapılanın hukuk açısından tartışmasına girmeden idari olarak neler getireceğini tek cümleyle özetledi:

        "İl emniyet ve gümrük müdürleri ile jandarma ve sahil güvenlik komutanlarına ateşten gömlek giydirmişler. Bundan sonra başlarını mahkemeden kurtaramazlar..."

        Burada durmadı CMK 161/5'in hükmünü anımsatıp bir adım daha attı:

        "İl emniyet müdürleri ve komutanlarının idari dokunulmazlığı vardı. Haklarında soruşturma için bile memur dokunulmazlığı kapsamında HSYK'dan izin alması şarttı. Ama adli işlerde dokunulmazlık yok. Adli kolluktan dolayı savcı "evrak geciktirdi" diyerek il emniyet müdürü hakkında dilediği gibi izinsiz işlem yapar."

        Bunun yanında daha önce il emniyet müdürlerinin tek "sicil amiri" vali iken, buna ikinci bir sicil amiri olarak savcılar da eklendi.

        YASAYA AYKIRI

        Peki, çıkarılan bu yönetmelik yasaya uygun mu?

        Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, "CMK ve TCK'ya aykırı" deyip, nedenini şöyle anlattı:

        "Türkiye Cumhuriyeti'nde erkler ayrılığı vardır. Ayrıca soruşturmanın gizliliği esastır. Çıkarılan bu yönetmelik her ikisi açısından da hukuka aykırıdır."

        Danıştay'ın nasıl karar vereceğini bilmem...

        Ama bildiğim bir şey var ki, il emniyet müdürleri İstanbul, Ankara, İzmir gibi günde on binlerce dava dosyasındaki gecikmeden birinci derece sorumlu oldu.

        Sırtlarındaki yüke bir de baş ağrısı eklendi...

        Diğer Yazılar