Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Daha önce de yazmıştım: Şimdilerde pek bir moda olan ve iki lâfın arasında sık sık kullanılan “Kapak olsun!” sözü çok ama çok ayıp bir ifadedir!

Önce, “kapak” sözü hakkında vaktiyle söylediklerimi kısaca tekrar edeyim:

“…Çocukluk ve gençlik senelerinizi İstanbul’da geçirmiş iseniz ve sizinle yaşıt Rum arkadaşlarınız oldu ise mutlaka bilirsiniz: İçerisinde ‘kapak’ kelimesinin geçtiği ifadenin aslı İstanbul Rumları’nın ‘Ellenika’ dedikleri mahallî Rumca’ya mahsus ağız dolusu bir küfrün Türkçesidir ama küfrün birebir tercümesi değil, aslını söyleyemeyeceğimiz için kibarlaştırdığımız şeklidir.

Elenika olan ibârenin aslı ‘Mama sta muni kosta kapaki’dir. Türkçesi ‘Ananın...’ diye başlar, derken burada değil, hiçbir yerde açıkça yazılmasına imkân bulunmayan bir başka kelime gelir ve cümle ‘kosta kapaki!’ yani ‘kapak olsun’ diye biter!

Geçmişte iki ayrı milletin, Türkler ile Rumlar’ın İstanbul’da asırlar boyunca devam etmiş beraberliklerinin tam bir örneği olan bu ifadede bir tek ‘kapak’ kelimesi Türkçe, gerisi Rumcadır ama bu ‘kapak’ın tencere, tava yahut başka bir eşyanın kapağı ile hiçbir alâkası yoktur, bir organın mecazıdır! Hayâ, edep ve terbiye daha fazlasını anlatmama mâni olduğu ve merâmımı da ifade ettiğimi düşündüğüm için ‘Kapak olsun!’ bahsinde ancak bu kadar yazabiliyorum…”.

“Kapak” sözünü köşe yazarından politikacısına, futbol meraklısından klâvye delikanlısına kadar muhatabının sözünü ağzına tıkamak isteyenler hâlâ kullanıyorlar ve bu zevât son zamanlarda ikide bir başka bir söz daha sarfediyor, “Gelsin!” deyip duruyorlar… “Bu cevap sana gelsin!”, “Aha bu gol hepinize gelsin!”, “Bu tweetim sizlere gelsin!” diye “gelsin” babam “gelsin”…

Bu söz de “kapak” gibi söyleyenin ağzına hemen en acısından avuç dolusu kırmızı biber sürmeyi gerektiren çok ayıp bir ifadedir!

“Gelmek” kelimesi Türkçe’de hiçbir zaman “Anladın mı?”, “Bu iş böyledir, tamam mı?” yahut “Öğren de sus!” mânâsını vermez. Şimdi bu mânâyı verecek şekilde sarfedilmesinin sebebi kaba, hattâ küfür olan başka bir kelimenin; “çıkmak” sözünün zıddı olan, “duhûl etmek”, “içine dahil olmak” anlamında ve yine “g” harfi ile başlayan bir diğer sözün açıkça söylenmesinden çekinilmesidir.

İşte, “g” ile başlayan söz apaçık kullanıldığı takdirde ayıp olabileceğinin yahut sert tepki ile karşılaşılıp başa bir iş gelmesi ihtimalinin endişesi ile “çıkmak” fiilinin zıddı olan kelime kullanılmıyor; millet bunun yerine mâlûm sözün kibarlaştırılmış şekli olan “gelmek” fiilini tercih ediyor ve “Bu da sana gelsin, topunuza gelsin!” deyip duruyorlar.

Şimdilerde bu kadar sık “Gelsiiiin!” denmesinin sebebi işte budur ama vaziyet hem komiktir, hem de “Çüş!” dedirtecek haldedir!

Geçen gün radyolardan birinde kulağıma çalındı: Dinleyiciler canlı yayınlanan müzik programına sosyal medyadan katılıp şarkı istiyorlar; sunucu da dinleyicinin ismini, program hakkında ettiği güzel sözleri ve hangi eseri istediğini tekrarlıyordu…

Ve, programın sunucusu bir ara “Bilmemnereden mesaj gönderen sevgili dinleyicimiz falanca,‘Bundan sonraki şarkı bana, eşime ve dostlarıma gelsin’ demiş. Sevgili dinleyicimizin ilgisine teşekkür ediyor ve filânca şarkıyı ona, eşine, bütün sevdiklerine ve tüm dinleyicilerimize gelmesi için dinletiyoruz” deyiverdi!

Söylediklerini işitince, gayrıihtiyarî “O şarkı sana gelsin sanaaa!” diye bağırmıştım…

Dilleri bozulup fukaralaştığı için iki kelimeyi biraraya getiremez hâle gelen toplumlar meğerse sadece meramlarını ifadeden âciz kalmaz, sık kullandıkları kavramların mânâsını bile anlamaz, hattâ en bilindik hakaret ifadelerini, ağır sözleri ve sunturlu küfürleri bile böyle pervasızca sarfederlermiş!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00