Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASIL adı Sogomon Sogomonyan olan Gomidas Vartaped, Ermeni bir müzisyendi.

        1869'da Kütahya'da doğdu, rahip oldu, 1915 tehcirinden önce Osmanlı hükümetinin emriyle ayaklanmaları desteklediği iddiası ile tutuklandı, Ermeni cemaatinin diğer ileri gelenleri ile beraber Çankırı'da bir kampa gönderildi. İttihad ve Terakki Partisi'ne yakın dostları sayesinde serbest bırakılıp İstanbul'a döndü ama aklını kaybetmiş gibiydi. Tedavi için Fransa'ya gitti, senelerce Paris'te bir hastahanede yattı ve 1935'in 22 Ekim'inde bu hastahanede öldü.

        Gomidas, daha sonraları "Ermeni Müziği'nin en büyük üstadı" olarak tanıtıldı. Küllerini alıp Ermenistan'a götürdüler ve Eçmiyadzin'deki bir anıta gömdüler...

        Hakikaten şanssız bir hayat yaşamış, akıbeti fena olmuştu...

        Aradan çok zaman geçti ve diyasporadaki Ermeniler, Londra da bu şanssız müzisyenin adını taşıyan bir kuruluşu hayata geçirdiler: Gomidas Enstitüsü'nü...

        HIRSIZLIĞI SEÇTİLER!

        Enstitü 1915 olaylarının nefretini unutturmamak maksadıyla her türlü faaliyette bulunuyor, yayınlar yapıyor, toplantılar düzenliyor, organizasyonlar tertipliyor ve bu arada hırsızlık da ediyor!

        Son hırsızlıklarının kurbanı ben oldum: Enstitünün başında bulunan Ara Sarafyan adındaki adam, bundan iki sene önce yayınladığım "Talât Paşa'nın Evrâk-ı Metrûkesi" isimli kitabımı geçenlerde almış, daha doğrusu çalmış, işine gelen yerlerini İngilizce'ye çevirmiş, kendi kafasına göre açıklamalar ilâve etmiş, sonra da hiç sıkılmadan ve utanmadan kendi adı ile yayınlamış!

        Gomidas Enstitüsü, kitabımı şimdi Ara Sarafyan'ın eseri imişcesine beheri 18 dolardan pazarlamakla meşgul!

        İşte, soykırım iddiaları meselesinin geldiği son nokta, intihalden de beter bir iş, yani apaçık hırsızlık! Hırsız da, basınımızın bir kesiminin bir zamanlar yere göğe koyamadığı, hattâ Türk Tarih Kurumu' nun bir önceki başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu ile karşı karşıya getirmek için epey uğraştığı bir isim, Ermeni diyasporasının en anlı şanlı iddia sahiplerinden Ara Sarafyan!

        Sarafyan, akılları sıra Yusuf Hoca'nın karşısına çıktığı takdirde Hoca'yı perişan edecekti, Prof. Halaçoğlu'nun üzerinden Türk tezi ve dolayısı ile de "Ah biz Türkler ne fena milletiz, 1915'te ne kadar kan döndük, özür dilesek acaba kabul edilir mi?" kafasındakiler mutlu olacaklardı. İşin meraklılarını son ana kadar "Geliyorum, gelmek üzereyim, geldim" diye oyalayan Sarafyan, Yusuf Hoca'nın karşısına çıktığı takdirde bütün havasının söneceğini gördü, Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın mâlûm açılımımıza verdiği cevapta olduğu gibi son anda çarketti ve gelmedi.

        BU NASIL BİR HIRSTIR?

        Ara Sarafyan'ın artık tartışmaktan tamamen vazgeçip utanmazca bir hırsızlığı tercih ettiği anlaşılıyor ve tercihinin kanıtı da, benim kitabım!

        Talât Paşa'nın hazırlattığı, orijinalleri Paşa'nın rahmetli eşi Hayriye Talât Hanımefendi tarafından 1980'lerin başında bana verilen ve çeyrek asır boyunca muhafaza ettikten sonra önceki yıl kitabımda yayınladığım belgeleri almış, hattâ haritaları bile makaslamış ve kendi ismi ile yayınlamış. Ama nasıl bir yayın? Orijinal belgelerin işine gelmeyenlerinin altına birbirinden kıymetli yorumlarını yani çarptırmaları ilâve etmiş ve bu arada bendenizi de unutmamış, eserin kapağında adımı tabii ki kullanmamış ama birkaç dipnotta benden bahsetme tenezzülünü göstermiş.

        Ben, telif haklarının çok sıkı ve hattâ namus misâli korunduğu Avrupa'da bir kişinin gözünü böyle bir iş yaptıracak derecede karartan hırsın ne menem bir çılgınlık olduğunu bir türlü anlayamadım. Bakalım, yayınevimin yani Everest'in avukatlarının başlattığı hukukî girişimlerden sonra anlayacağız...

        Hani, neydi o garabetin adı? "Açılım" gibisinden birşeyler mi geveliyordunuz?

        Diğer Yazılar