Divan Edebiyatı'nın "divan sahibi son şairi" olan Hamâmîzâde İhsan Bey Trabzonluydu ve 1928'de yayınladığı bir eserle sadece Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatında da kendisine bir yer edinmişti. Kitabı hamsi hakkındaydı, "Hamsinâme" adını taşıyordu ve hamsiyle uzaktan yakından alâkalı ne varsa bu eserde biraradaydı.




BUĞULAMASINDAN turşusuna, pilavından çorbasına kadar binbir çeşit yemeği yapılan hamsinin kitabının da yazılmış olduğunu bilir misiniz?
Kitabın adı "Hamsinâme"dir, Hamâmîzâde İhsan Bey'e aittir, 1928'de yayınlanmıştır ve konusundaki tek örnektir.

SON DİVAN ŞAİRİ

Hamâmîzâde İhsan Bey, Divan Edebiyatı'nın "divan sahibi" son şairiydi. Aslında daha sonraki senelerde de divan oluşturabilecek kadar eser vermiş başka şairler çıkmıştı ama eski harflerle basılan son divan ona ait olduğu için, İhsan Bey "son divan şairi" unvanını almıştı.

HAMSİYLE GELEN ŞÖHRET

1885'te Trabzon'da doğdu, 1948'de İstanbul'da öldü. Yazı hayatına önce Trabzon'da, ardından da İstanbul'da çıkan çeşitli gazetelerde makaleler ve şiirler yayınlayarak başlayan Hamâmîzâde İhsan Bey okullarda edebiyat, kitâbet, Türkçe, Osmanlı ve İslâm tarihi hocalığı ile idarecilik yaptı. "Türk Edebiyatı Nümuneleri", "Baba Sâlim", "Rübâiyât-ı Ömer Hayyam", "Ticarî Muhaberat" gibi çok sayıda kitap ile divan edebiyatının son örneği olan kendi divanını da çıkardı. Ama edebiyat tarihimizdeki şöhretini şiirleri yahut makaleleriyle değil, hamsi hakkında yazdığı ve konusunda dünyada tek örnek olan "Hamsinâme"si sayesinde sağladı.

KİTAPTA HERŞEY VAR

Sonraki senelerde "Hamamioğlu" soyadını alan İhsan Bey'in 1928'de yayınladığı ve en meşhur eseri olan Hamsinâme'sinde hamsi ile uzaktan yakından ilgili olan akla gelen herşey vardı. Kitapta hamsinin anatomisinden avcılığına, nakliyatından kurutulmasına, hamsiyi konu alan müziklerden halkoyunlarına, yemeklerinden o zamanın üretim istatistiklerine, hamsi hakkında yazılmış şiirlere, hamsi gübresinin imâline ve o zamanın önde gelen balıkçılarına kadar ne aranırsa bulunabilirdi.
Bu sayfadaki kutuda, Hamâmîzâde İhsan Bey'in "Hamsinâme"sinden "hamsi"yi anlatan bir şiir de yeralıyor...

HATTIN BÜYÜK ÜSTADLARI

Mehmed Tahir Efendi

KESİN doğum tarihi bilinmeyen Mehmed Tahir Efendi, Türk hat sanatının sıradışı isimlerinden olan Mahmud Celâleddin'in önde gelen öğrencilerindendi. Mahmud Celâleddin'den meşkini tamamladıktan sonra bazı resmi görevler aldı. Bunlardan sonuncusu sarayda hat hocalığıydı ve Sultan Abdülmecid'in yazı hocalığını da o yaptı.
Mehmed Tahir Efendi'nin Üsküdar Harem İskelesi Camii'nde ve Galata'daki Arap Camii'nde bazı levhaları vardır. 1845 yılında 47 yaşındayken vefat etti ve Eyüp sırtlarında Kırk Merdiven mezarlığına gömüldü. Sülüs ve celi sülüste üstad mertebesinde olan Mehmed Tahir Efendi'nin küçük boyda sülüs ve nesih yazısı yok denecek kadar azdır. Hattatın üzerinde "Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız / Hazret-i Şeyh Şâzelî'dir pîrimiz, sultânımız" yazılı olan bu levhası, şimdi özel bir kolleksiyondadır.




İFTAR MUTFAĞI
Bamya salamurası
MALZEME
- Bamya
- Tuz

BAMYALAR bir çömlek veya fıçı içine istif edilir ve istifin üzerine çıkıncaya kadar tuzlu su konur. Ağırca bir şeyle bastırılarak ağzı kapanır. Ama, konulan suyun ağza alınmayacak kadar tuzlu olması lâzımdır. Gerektiğinde çıkartılıp ayıklandıktan sonra yirmi dört saat kadar tekrar suda bekletilir. Sonra bir-iki defa yıkanıp taze bamya gibi pişirilir ve hâlâ tuzluysa on iki saatte bir suyu değiştirilir. Pişirilmeden önce tuzunun alınması için bir başka yol daha vardır: Bamyalar bir astarın içine konup kaynar suya sokulup çıkartılır ve hasır üstünde kurutulurlar. Bu şekilde saklanmaları da mümkündür ("Melceü't-Tabbâhin"den).




YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!