ÖNCEKİ gün güzel, ılık bir Ankara akşamüzeri, 30 Ağustos resepsiyonu için Beştepe’deki “Havuzlu Bahçe”ye Ciner Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ, Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, Habertürk TV Genel Müdürü Veyis Ateş, Ciner Medya Ankara Temsilcisi Ali Can Türkoğlu, Habertürk Gazetesi Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir ve Show TV Haber Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Kurnaz ile birlikte adım attığımızda saat henüz 18.45’i gösteriyordu ve içerisi hıncahınç doluydu. Bir masa bulduk ve ayakta, etrafı gözlemeye başladık. Masanın üzerinde büyükçe bir tabak. İçinde farklı farklı kanepeler ve suşi. Yanında kuruyemiş, salatalık, havuç... Ve ortada kokteylde ikram edilen içeceklerin listesini gösteren bir kart duruyor: Soğuk beyaz çay, çeşitli şerbetler, limonata...

Kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Hanım mekâna giriş yaptılar ve şehitler için Kuran okunmaya başlandı. Ardından 30 Ağustos’la ilgili bir film gösterildi. Sonrasında ise Cumhurbaşkanı, 30 Ağustos’un öneminden başlayan ve günümüze kadar gelen, dün de gazetelere içeriğinin yansıdığı bir konuşma yaptı. Resepsiyonda hareket, konuşma bittikten sonra başladı...

 

EN ÇOK DURDURULAN BAKAN KİMDİ?

KALABALIKTA ilk olarak Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı gördüm. Her zamanki gibi güler yüzlü, sıcak ve mütevazıydı. FETÖ davalarından, gelinen noktadan, 17-25 Aralık’ta birçok kişi sessiz kalırken onun verdiği cesur mücadeleden bahsettik. Elini sıkmaya, fotoğraf çektirmeye gelenlerle teker teker ilgileniyor, sohbet ediyordu.

Biraz ilerleyince ortada toplanan bir gruba rastladım. Yaklaşınca bu grubun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanına gitmek isteyenler olduğunu anladım. Çok ilgi vardı bakana. Sohbet ettiğimizde zor bir dönemde çok sıkı çalıştıklarını anlattı. Hakikaten bu yıla büyük terör olaylarıyla girmiştik, ancak yoğun önlemler sayesinde 2017 çok şükür birçok saldırının tespit edilip önlenebildiği bir yıl olarak ilerliyor.

 

DANIŞTAY BAŞKANI’NDAN ÇARPICI VE ÖZEL AÇIKLAMALAR

GECENİN ilerleyen saatlerinde Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’e rastladım. “Nasılsınız? Son dönemde yargıyla ilgili eleştirilere ne diyorsunuz?” diye sorunca bam teline bastığımı anladım. Çok rahatsızdı bu durumdan Zerrin Hanım. “Yargıyı bu şekilde malzeme yapmak, töhmet altında bırakmak bütün Türkiye’ye zarar verir. CHP eski yargı düzeni değiştiği için çok rahatsız. Bakın, yargı taraflı deniyor. Ben Danıştay Başkanı olarak sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı. Şundan emin olun ki, şimdiye kadar herhangi bir kararımızla ilgili en ufak bir telkin, telefon, uyarı almadım, almadık. CHP, Adalet Kurultayı’ndan sonra yayınladığı bildirgeyle ne yapmaya çalışıyor? Aslında ben biliyorum. Tek başlarına güçlü siyaset yapamadıkları için eskiden onların imdadına yargı yetişiyordu. Şimdi artık yargı bunu yapmıyor. O nedenle rahatsızlar” diye konuştu. Zerrin Hanım’dan konuştuklarımızı yazabileceğimin teyidini aldım.

 

HAKAN FİDAN’DAKİ DEĞİŞİM

SÜLEYMAN Soylu’nun birkaç adım sağında MİT Müsteşarı Hakan Fidan duruyordu ve yanına gidenleri güler yüzle karşılayıp sohbet ediyordu. Hakan Bey’i 1 yıldır sosyal ortamlarda ve A340 uçağında çok daha konuşkan ve kolay ulaşılabilir buluyorum açıkçası, önceden fevkalade ketum davranır, pek görünmemeyi tercih ederdi. 15 Temmuz’dan sonra daha güler yüzlü ve sıcak... Süleyman Soylu ve Hakan Fidan’ın yakın durdukları halde birbirleriyle hiç konuşmadıkları dikkatimi çekti. Sanki iki farklı odak havasındaydılar.

 

EN ESPRİLİ İSİM

GECENİN en güler yüzlü isimlerinin başında Mahir Ünal geliyordu. Parti sözcülüğüne kısa sürede ısındı Ünal. Hatta yaptığı uzun açıklamalar nedeniyle kendisine takıldığımızda, “Grup başkanvekilliği yaparken en sevmediğim şey CHP hakkında konuşmaktı. Şimdi öyle şeyler yapıyorlar ki parti sözcüsü olarak neredeyse her gün haklarında konuşmak zorunda kalıyorum” diye espri yaptı.

 

‘CUMHURBAŞKANI’NIN ELİNİ SIKMAK’ OLGUSU

DİĞER resepsiyonlarda olduğu gibi bu kez de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Hanım’ın etrafı hıncahınç doluydu. Davetlilerin ellerini sıkmak için dolaşırlarken insanlar birbirinin üzerine atlayıp onlara yaklaşmaya çalışıyor. Kimleri kimleri ne hallerde görüyorsunuz... Zıplayarak “Cumhurbaşkanım, ben buradayım” diye bağıran meşhurları mı istersiniz, omuz ata ata ilerleyen işadamlarını mı... Belki de eskiden Çankaya’da yapıldığı gibi, kapıdan girerken teker teker el sıkma ve karşılama seremonisine dönülse daha doğru olacak. Bunu dün birçok kişiden duydum. Zira bu şekilde bir belirsizlik ve kaos oluyor... Cumhurbaşkanı ve eşini içeride, basınla sohbet etmesi beklenen alanda gördüm. Selamlaşıp ayaküzeri konuştuk. Ancak basınla toplu bir sohbet olmadı. Cumhurbaşkanı gittikten sonra da dağıldık...

BAŞBAKAN’LA FOTOĞRAF

BAŞBAKAN Binali Yıldırım’ı resepsiyon bitmeye yakın görebildim. Her zamanki mütevazı ve güler yüzlü halini koruyordu. Ancak başında her daim bir izdiham vardı. Fotoğraf çektirmek isteyenler, elini sıkmaya çalışanlar, bir şey söylemeye niyetlenenler...

Resepsiyonun ilgi çeken diğer bir ismi ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ti. Onun da başı epey kalabalıktı.

DEVLET BAHÇELİ BANA NELER SÖYLEDİ?

RESEPSİYON ayaktaydı, ancak en öne iki grup halinde sandalyeler konmuştu. Sol taraftaki grupta MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan’ı gördüm. Ayaküstü konuştuktan sonra, “Devlet Bey de burada” dedi ve beni MHP Genel Başkanı’nın yanına götürdü. Devlet Bahçeli sosyal ortamlardaki nezaketiyle ünlüdür. Hemen ayağa kalktı ve gülümseyerek, “Sizi takip ediyorum, hakkımızdaki tespitlerinizi ve uyarılarınızı not ediyorum” diyerek zarifçe zaman zaman MHP ile ilgili yaptığım eleştirileri hatırlattı.

**************

Not: Tüm okurlarımın bayramını kutluyorum... Sevginin ve saygının hatırlandığı, güzel, telaşsız bir bayram olsun...

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 2 yıl önce 30 agustosù anlatan güzel bir yazi olmus..
    CEVAPLA
  • Misafir 2 yıl önce halkın başkanı
    CEVAPLA