Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CHP’nin bu hafta sonu yapılan kurultayı çok net bir şekilde son dönemdeki parti politikalarının delege üzerinde önemli bir rahatsızlık yarattığını gösterdi. Bence çıkan en önemli sonuç budur. Evet, Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık koltuğuna oturdu ancak tahmin etmediğim şekilde kan kaybetti. Halbuki bu böyle olmayabilirdi...

        Adalet Yürüyüşü ile artık genel başkanlıktan liderliğe terfi ettiğini yazmıştım Kılıçdaroğlu’nun. Hakikaten de çok iyi bir rüzgâr yakalamayı başarmış, 16 Nisan referandumundan sonra ortaya çıkan havayı doğru yönlendirebilmişti. Ancak bu rüzgârı yanlış bir isim ve tek bir koltukla tersine çevirdi. İstanbul İl Başkanlığı’na, görüşleri itibarıyla yalnızca CHP tabanına değil toplumun yüzde 99’una son derece yabancı bir isim olan Canan Kaftancıoğlu’nu getirmesi Kılıçdaroğlu’nun siyaset hayatı boyunca en büyük başarıyı yakaladığı dönemin de sonunu getirdi. Bu, telafisi kolay bir hata değil... Kemal Bey’in 790 oyda kalıp, Muharrem İnce’nin 447 oy almasının temel sebebi Kaftancıoğlu tepkisi... Aday olması için imza veren 300 ismin İnce’ye oy atması İstanbul İl Başkanı’nın yarattığı hayal kırıklığının sonucu. Bu, yalnızca benim değil, partide farklı görüşleri temsil eden birçok ismin ortak fikri. Unutmayın, 8 yıl önce delegelerin tümünün desteğiyle gelmiş bir genel başkandan bahsediyouz. Bu, bugün baştaki desteğinin yüzde 40’ını kaybettiği anlamına geliyor.

        ***********

        KEMAL BEY’İN JESTİ ZARİF AMA DOĞRU MU?

        MUHARREM İnce’nin adaylığı sırasında ortaya çıkan mükerrer oy krizinin ele alınış şeklini son derece yanlış ve ilkel buluyorum. Bu partinin bir iç tüzüğü yok mu? Ne diyor o tüzük? Mükerrer oy şüphesi var ise o oyların sahipleri yeniden çağrılır ve oyların hedefi tespit edilir. Peki bu yapıldı mı? Hayır!

        Olay medyaya yansıyınca aldı parti divanını bir telaş. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Mükerrer oylar İnce’ye sayılsın” çıkışı şık ve özgüvenli bir çıkış olarak görünse de açıkça tüzüğü çiğnedi Kemal Bey. O oylar hakkında nasıl tasarrufta bulunabilir? İşler bu kadar keyfi nasıl yürüyebilir?

        ***********

        İKİ ADAYA DA İMZA ATILSA...

        ÖTE yandan Fatih Altaylı dün, “CHP’de tüzük değişsin, birden fazla adaya imza verilebilsin” önerisini attı ortaya. Bu öneri cumartesi günkü kargaşanın ardından geldiği için akla yatkın gibi görünse de ciddi handikaplar barındırıyor.

        Şayet delegeler aday yapmak için istedikleri kadar isme imza verebilirlerse o zaman önüne gelenin aday olduğu, karmakarışık, yönetilmesi çok zor bir tablo çıkacaktır ortaya. Böyle bir kaostan sağlıklı bir sonuç çıkabilir mi? Üstelik şimdiki düzende bile aday adaylarının her türlü sözü CHP’ye yazılıyor, öteki türlü, her önüne gelenin aday olduğu bir CHP kurultayı en çok CHP’ye zarar vermez mi?

        Bir şeyi hatırlatmakta fayda var: Kılıçdaroğlu genel başkan olduğunda aday olmak için delegenin yüzde 20’sinin imzası gerekiyordu. Kılıçdaroğlu bunu yüzde 10’a çekti. Ancak parti içinde bu konuda tartışmalar devam ediyor. Bildiğim, önümüzdeki süreçte bu rakamın yüzde 5’e çekilebileceği.

        ***********

        CHP FABRİKA AYARLARINA MI DÖNÜYOR?

        KEMAL Kılıçdaroğlu özellikle son 2 döneminde CHP’nin eski ulusalcı çizgisini esnetmeye, farklı kesimlere göz kırpan bir parti haline getirmeye çalıştı. Vitrini değiştirdi, dili değiştirmek için adımlar attı.

        Ancak bu hafta sonu yapılan kurultayda ortaya çıkan sonuç bu politikaların hem parti içinde hem de parti tabanında karşılık bulmadığıdır. CHP’nin değişmesinin Türkiye’nin faydasına olduğunu hep dile getirmiş bir gazeteci olarak üzülerek söylüyorum ki bu hafta sonu yapılan kurultay, CHP’nin yeniden fabrika ayarlarına dönme sinyalleri verdiğini gösteriyor.

        “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının en çok atılan, hem Muharrem İnce hem de Kılıçdaroğlu’nun elindeki en güçlü söz olması, İnce’nin desteğini bu kadar artırabilmesi, salondaki hava ve verilen vaatler hep aynı yöne işaret ediyor: Baykal çizgisine yeniden yaklaşan bir CHP.

        Bu akıllı bir politika mı? Şayet parti içinde iktidarda kalmak istiyorsanız öyle gibi görünüyor. Ancak bunun millette bir karşılığının olmadığını CHP bunca yıldır göremediyse zaten diyecek bir şey yok...

        ***********

        MUHARREM İNCE: BENİM ÜMİT KOCASAKAL İLE HİÇ BENZERLİĞİM YOK

        CUMARTESİ günkü CHP genel başkanlık seçimine hiç kuşkusuz Muharrem İnce damga vurdu. Belli ki partide mevcut politikalardan bir rahatsızlık var. Muharrem Bey bunu görmüş ve damarı yakalamış. 447 oyu sürpriz bir başarı olarak yorumluyorum.

        İnce ile biraz önce (pazar öğlen) konuştum. Kısık bir sesle açtı telefonu. Keyifliydi ama ses tellerinden şikâyetçiydi. Belli ki dünkü konuşmadaki yüksek volüm hasar bırakmış. Ancak sonuç moralini yükseltmiş gibiydi. İlk olarak şunu dile getirdi: “Son sözü delege söyledi, diyorlar halbuki son sözü millet söyleyecek. Dünkü sonuçların iki sevineni var: Tayyip Erdoğan ve Meral Akşener.”

        İnce, mükerrer oy meselesinde de Divan’ı suçladı: “49 oy mu diyorlar, bu 49’un listesinin yayınlanması ve yeniden sayılması gerekirdi. Bir algı oyunu yaptılar. Genel başkan tüzüğü çiğnedi.”

        Yarışı yeniden Kemal Kılıçdaroğlu kazanmış olsa da ben Muharrem İnce’nin bu mücadelede kararlı olduğunu gördüm. Devam edecek. Bir de diğer adaylarla kıyaslanmaktan rahatsız: “Ben 1920’lerin Türkiye’sine dönmek istemiyorum. Ümit Kocasakal ile hiç benzerliğim yok. Beni onlarla karıştırmayın! Bu saatten sonra köy enstitüleri mi kurulur? Köyde çocuk yok ki! Çocuklar gecekondularda!”

        Diğer Yazılar