Bu yazıyı Roma’dan yazıyorum. Yıldız Sarayı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu’nun organizatörlüğünde, Turizm Bakanlığı’nın desteği ve Yunus Emre Enstitüsü’nün koordinatörlüğünde Göbeklitepe’nin dünyaya tanıtımı için düzenlenen bir program sebebiyle buradayız. Göbeklitepe dünya tarihini değiştiren, paha biçilemez bir hazine. Bu toplantının ve Roma temaslarının detaylarını anlatacağım.

Toplantının ardından otele dönüp Habertürk TV’yi açtığımda sevgili Didem’in moderatörlüğündeki Türkiye’nin Nabzı’na takıldım.

Başta gayet güzel bir tartışma gidiyordu. Fakat sonrasında AK Partili Galip Ensarioğlu ile İyi Partili Ümit Özdağ arasında öyle konuşmalar geçti ki…

Duyduklarım beni çok üzdü ve bu yazıyı yazmaya itti.

GALİP ENSARİOĞLU-ÜMİT ÖZDAĞ TARTIŞMASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

Öncelikle şunu not olarak düşeyim: Her iki isimle de hukukum ve epey sohbet etmişliğim vardır. Ancak bu yazıda Özdağ’a sitem edeceğim.

Ümit Bey, 2017 referandum sürecinde konferansı basılıp kürsüsü kırılarak, saldırı gördüğünde köşemde bu yapılanlara karşı çıkmış ve hatta yine Habertürk ekranında bir MHP milletvekili ile sırf Özdağ’ın hakkını savunduğum için tartışma yaşamıştım. Referandumda ben Evet, Özdağ ise Hayır tercihini savunuyordu.

O yazı ve TV yayınından sonra Ümit Özdağ teşekkür için beni aramış ve kendisine yapılan saldırının medyada üstünün kapatıldığını ifade etmişti. Bu yaşanan şiddeti kınayarak yazan çok az köşe yazarından biri bendim.

ENSARİOĞLU’NA YÖNELİK PSİKOLOJİK ŞİDDET

Dünkü yayında ise Özdağ’ın Galip Ensarioğlu’na yönelik üslubunun fiziksel değil ama psikolojik şiddet içerdiğini düşünüyorum.

Ümit Bey’e Didem’in programını yeniden seyretmesini tavsiye ederim. Şayet önyargısız bir şekilde seyrederse bu tavrının Türkiye’nin birliğine ve bütünlüğüne verdiği manevi zararı görecektir. Zira patriotik milliyetçilik de değil artık bu. Açık kolonyalizm.

Özdağ’ın yayın boyunca Ensarioğlu’na karşı duruşunda kendini üstün ırk olarak gören sömürgeci bir beyazın Afrikalılara yönelik algısına benzer bir aşağılayıcı bakış ve eda vardı.

Bu üslup hakikaten çirkindi ve programın sonuna doğru da Galip Bey’e Kürt kimliği üzerinden vurdu.

Maalesef bu ülkede iktidar partisine mensup olanlar bile sırf Kürt oldukları için hâlâ aşağılama ve hesap sorma diliyle canlı yayında sorguya çekilebiliyor.

BU YÜKSELİŞ TÜRKİYE İÇİN BİR TEHDİT

Türkiye’nin içinde olduğu bu atmosfer bir felakettir. Etnik milliyetçilik ya da daha geniş anlamda faşizm her geçen gün yükseliyor. Bu yükseliş, Türkiye için bir tehdit.

AK Partili Kürt bir siyasetçi olan Ensarioğlu sonuna kadar Barış Pınarı Harekatı’nın haklılığını hem de çok net argümanlarla savunuyor. PKK terör örgütünün en sevmediği ve hedef aldığı isimlerden biri Ensarioğlu.

Fakat bir argümanı beğenilmediğinde hemen Kürt olduğu hatırlatılıyor, PYD/PKK çizgisinde tezler savunduğu söyleniyor ve kendini ispatlaması isteniyor.

Mesela dünkü programda Lozan’ı tenkit ettiğinde Kürt olduğu için neredeyse Şeyh Sait İsyanı ile bağlantılandırıldı Özdağ tarafından. Bu yakıştırma ve ima apaçık bir etnik milliyetçilik ve üstten bakış örneği.

Eğer karşısında aynı sözleri ifade eden bir Türk siyasetçi olsaydı Özdağ asla bu dille konuşmazdı. Çok daha saygılı bir üslup benimserdi.

SON DÖNEMDE HEP AYNI MUAMELE

Son dönemde ekranlarda Kürt konuşmacıların hepsi aslında Galip Bey’in karşılaştığı bu üstten bakan kolonyalist-oryantalist muameleyi görüyor.

AK Parti acaba gerçekten iktidar partisi mi bu ülkede diye bazen düşünüyor insan bu atmosferi görünce.

Çünkü bu yol AK Parti’yi berhava edecek bir noktaya doğru gidebilir. Başkan Erdoğan’ın da bunu görmesi gerek.

Sadece Kürt siyasetçiler ve yazarlar da değil. Geçtiğimiz haftalarda başarılı moderatör arkadaşımız Hülya Hökenek de sırf Kürt olduğu için çirkin ırkçı saldırıların hedefi olmuştu.

HEPİMİZ EŞİT YURTTAŞIZ, UNUTANLAR HATIRLASIN

Bir Türk olarak bu faşizan zihniyet sahiplerine şunu haykırmak istiyorum: Kürt yurttaşlarımız bu topraklarda biz Türklerin kolonisi olarak yaşayan insanlar değildir. Hepimiz eşit yurttaşız. Bu devletin eşit sahibiyiz. Türkler, Kürtlere tepeden ve aşağılayıcı bakamaz. Buna hakkımız yok! Bunun adı ırkçılıktır ve bu suçtur.

Ümit Özdağ’ın Galip Ensarioğlu’na yönelik tavırlarını, hele sonlara doğru “Sen Kürt değil Zazasın” demesini izlerken aklıma yıllar önce rahmetli Abdülmelik Fırat’ın, Özdağ’a Siyaset Meydanı programında söyledikleri geldi.

ABDÜLMELİK FIRAT’IN O SÖZLERİ

Fırat canlı yayında Özdağ’a “Sen Türk değil Çerkezsin. O yüzden Türk milliyetçiliği yapamazsın çünkü Çerkez ırkına mensupsun” demişti.

Bunun üzerine Ümit Özdağ adeta çıldırmış, karşılıklı dedelere küfretmeye kadar giden bir kavga yaşanmıştı.

O tartışmada Abdülmelik Bey’in Özdağ’a Çerkez kimliğini hatırlatmasını yanlış ve adaletsiz bulmuştum.

Fakat görüyorum ki Özdağ da yıllar sonra kendisine yapılan belaltı vuruşun aynısını karşısındakine yapmaktan hiç yüksünmüyor.

Üstelik kendisinin de desteklediği Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul zaferini Kürtler, hem de HDP’li Kürtler sayesinde kazandığını da unutmuşa benziyor.

İstanbul seçimlerinde çok açık bir CHP-İyi Parti-HDP ittifakı yaşandı. Bugün kimi İyi Partililerce yapılan Kürt düşmanlığı hem açık bir çelişki hem de vicdansızlık.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938