Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Vaka-hasta tartışması ile ilgili kafa karışıklığı devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçtiğimiz hafta yaptığı "Her vaka hasta değildir. Testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var ve büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor" açıklamasından sonra eleştiri oklarının hedefine oturmuştu.

Ben de bu açıklama üzerine bir yazı yazmış ve "Sağlık Bakanlığı protokolüne göre semptomu olmayan istese de test yaptıramıyor. O halde semptomsuz vaka ne demek? Testi pozitif çıktığı halde semptom göstermeyenler kimler?" diye sormuştum.

Bakan böylesine kafa karışıklığına yol açacak bir açıklamayı neden yaptı? Semptomsuz kime neden test yapılıyor? Hasta ve vaka ayrımına sayıları düşük göstermek için mi gidildi? Bu bir kelime oyunu mu?

Tüm bu soruları Sağlık Bakanlığına sordum. Bakanlığın çalışmalarının detaylarını öğrendim. Fahrettin Koca’nın semptomsuz vaka diyerek neyi kast ettiğini gördüm ve şunu fark ettim: Son zamanlarda Türkiye’de koronavirüsle mücadelede değil, bu mücadeleyi doğru anlatmak konusunda ciddi eksiklik var.

Öncelikle test meselesinden başlayayım. Kime nasıl test yapılıyor?

Sağlık Bakanlığının protokolüne göre Bilim Kurulu ve Bakanlığın belirlediği belirtilerden (bu belirtiler belli aralıklarla güncelleniyor) en azından biri varsa test yaptırılabiliyor. Şayet hiçbir belirti yoksa eğer ailenizden biri pozitif dahi olsa test yapılmıyor. (Aile ya da yakın çevrede pozitif olan bireylerle ilgili test kriteri zaman zaman güncelleniyor.)

Ancak test sistemi iki ayak üzerinden yürüyor.

Birinci ayak benim de bahsettiğim gibi semptomu olanlara yapılan testler. Buna göre sonucu pozitif çıkanlar envantere işleniyor.

Bakan Koca’nın hasta diye kast ettiği bu grup. Yani en az bir ve daha fazla semptomu olup, test yaptırıp pozitif çıkanlar.

Peki semptomsuz pozitif çıkanlar kim?

VAKA DİYE ETİKETLENENLER KİMLER?

Bu sorunun cevabı tarama uygulamasında.

Türkiye’de giderek artan sayılarda taramalar yapılıyor. Riskli gruplar içinden tesadüfi kişiler seçiliyor ve test yapılıyor.

Mesela havaalanlarında yurt dışından gelenler, oto sanayi bölgesi gibi trafiği çok olan yerler, testi pozitif çıkanların yakın çevresi ve futbolcular gibi gruplarda sık sık rastgele testler yapılıyor.

İşte semptomsuz olanlar yani vaka diye etiketlenip temmuz sonundan beri kamuoyu ile rakam olarak paylaşılmayanlar bunlarmış.

Her gün ‘hasta’ kategorisinde verilen sayı en az bir semptomu olup testi pozitif çıkanlara tekabül ediyor.

Vaka ise tarama sonucu tesadüfen pozitif çıkan ama kendisinde bir belirti bulunmayanlar…

Peki önceden neden vaka açıklanırken şimdi sadece hasta açıklanıyor? Kabaca vaka-hasta oranı nedir? Bunu da bakanlığa sordum.

HASTA SAYISININ 8 KATI VAKA VAR

Aldığım yanıt şu:

"Pandeminin başlangıcında test sayımız yalnızca 3000-3500 kadardı, zamanla artırdık. Bakın Nagehan Hanım mayıs ayında günlük 40 bin teste ancak çıkmıştık. Zaten tarama uygulaması sonra devreye girdi. Yani vaka sayısı verirken de sadece belirtisi olanlara test yapılabiliyordu. Bugün ise günlük yaklaşık 120 bin test yapılıyor. Bunun önemli bir kısmı tarama testi. Amaç bunu günde 200 bine çıkarmak."

Vaka-hasta oranı ile ilgili de şu bilgiyi aldım:

Uluslararası literatürde kabaca 10 kişiden 1’i hasta, 1’i ağır hasta, 8’i semptomsuz vaka diye oranlanıyormuş. Yani açıklanan günlük hasta sayısının aşağı yukarı 8 katı vaka var diyebiliriz.

DİĞER ÜLKELERDE AYNI KRİTERLERE GÖRE Mİ TEST YAPILIYOR?

Gelelim başka bir tartışmalı konuya.

Yani Türkiye vaka değil hasta sayısı veriyor ama diğer ülkeler aynı ölçüm sistemini kullanarak vaka sayısını mı bildiriyor?

Bunu hem bakanlığa sordum hem de uluslararası açık kaynaklardan tarama yaptım.

Maalesef Covid testleri ile ilgili uluslararasını bırakın bir Avrupa standardından bile bahsetmek mümkün değil.

Her ülke kendine göre bir yöntem ve kapasite belirlemiş. Test sayısı bizim üzerimizde olan Avrupa’da yalnızca Almanya. Almanya’nın test sayıları uzun süredir yüksek. Ama bizim şimdi yakaladığımız rakamlara yakın. Onun dışında İtalya, İspanya, Fransa gibi ülkelerde günlük test sayısı bizim mayıs ayının rakamları civarında. Bu ülkelerde tarama sistemi de yok.

Hatta birçok Avrupa ülkesinde solunum sıkıntısı olmayana test yapmak dahi mümkün değil.

Zaten bu nedenlerle DSÖ birkaç gün önce yaptığı açıklamada ülkeleri belirlediği kriterlere uygun vaka raporlaması yapma konusunda uyardı. O açıklama sanki yalnızca Türkiye’ye uyarı gibi sunuldu halbuki DSÖ tüm Avrupa ülkelerine bir çağrıda bulunuyor ve raporlamaların standardize edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu arada aynı açıklamada Türkiye’nin test kapasitesini artırmasından da övgüyle söz ediliyor.

Ülkeleri ve genel durumu rakamlar üzerinden kıyaslamak bence doğru değil. Hastanelerde yatanların sayısına ve yoğun bakımların durumuna bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Kısacası son dönemde hem Bakanlığın yeterince şeffaf davranmaması hem sürecin uzayıp sinirlerin gerilmesi hem de Türkiye’deki aşırı siyasi kutuplaşma nedeniyle pandemi yönetimi ile ilgili kuşkular giderek arttı.

Ben de sokakları çok kalabalık buluyorum. Ve sık sık da her yerin açık olup bir tek okulların kapalı olmasına isyanımı dile getiriyorum. Benim de mevcut uygulamalara itirazlarım var.

Ancak dünyadaki diğer örneklere bakınca Türkiye hala iyi bir yerde. Kendimize ve Türkiye’nin çabalarına haksızlık etmeyelim. Bu çabalar kutuplaşma virüsünde heba olmasın.

Elbette çok daha iyisini hedeflemeliyiz. Her şeyden önce hiçbir risk yokmuşçasına ortalıkta gezenlerin sayısını minimuma indirmeliyiz. Eğlence ve sosyalleşmeye ara vermeliyiz.

Ama tüm problemlere rağmen paranoyalara kapılmaya, komplolar üretmeye gerek yok. Mevcutlar içinde başından beri bu mücadelede iyi sınav veren bir ülkede yaşıyoruz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • vildan02 12 ay önce Nagehan hanım ellerinize sağlık Sağlık Bakanımız ,açıklanan test sayılarına sporculara vs yapılan testlerin dahil olmadığını belirtmişti Artık dahil ediliyormu. Teşekkürler
    CEVAPLA