Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yeni bir reform sürecinden bahsediyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki mevcut siyasi irade hem hukuk hem demokrasi hem ekonomi alanında adımlar atmak için harekete geçmiş durumda.

Erdoğan "Türkiye’nin istikbali Avrupa Birliği’ndedir. Türkiye’nin yolu Avrupa’dır" diye net mesajlar veriyor. Günlerdir "Daha fazla demokrasi daha fazla özgürlük daha fazla hukuk" vurgusu yapıyor.

İşte böyle güzel bir ortamda dün 7 Şubat hadisesini anımsatan çok tuhaf bir olay yaşandı.

Biliyorsunuz, 7 Şubat 2012 tarihinde FETÖ polisleri ve savcıları Tayyip Erdoğan’ın iradesiyle başlayan ve MİT tarafından koordine edilen demokratik açılım sürecini baştan boğma amaçlı bir girişimde bulunmuşlardı.

Siyasi iradenin demokratik açılım ve özgürlükleri genişletme politikası nedeniyle MİT Başkanı Hakan Fidan ifadeye çağrılmış ve tutuklanmak istenmişti.

Fidan, Tayyip Bey’in talimatıyla ifadeye gitmedi ve hemen ardından bu dosya haklı olarak kapatıldı, daha doğrusu kapattırıldı.

Peki dün ne oldu?

AK Parti'nin eski Diyarbakır milletvekili ve halen AK Parti’nin önemli bir mensubu Galip Ensarioğlu’na terör soruşturması açıldığı ortaya çıktı.

Daha doğrusu bu tuhaflık tam bu dönemde kasten medyaya sızdırıldı.

Galip Bey hem özgürlükler ve demokrasiye bağlılığı hem de PKK terör örgütüne karşı AK Partili Kürt bir siyasetçi olarak verdiği mücadeleyle biliniyor.

Acaba devlet içinden birileri “Daha fazla özgürlük ve daha fazla hukuk” vurgularından rahatsız oldu da “Biz bildiğimizi okuruz. Kimse mevcut statükoyu değiştiremez” mesajı mı vermek istiyor?

Bu terör soruşturması Recep Tayyip Erdoğan’ın 2015 öncesi büyük bir iyi niyetle başlattığı çözüm sürecini kriminalize etme amaçlı “garip” bir girişim gibi görünüyor.

Çözüm süreci döneminde bir AK Parti milletvekilinin aldığı tavır sebebiyle teröre yardım ile suçlanabilmesi ihtimali sonu yine Hakan Fidan ve Tayyip Erdoğan’ı hedefleyecek bir yolun başlangıcı anlamına gelir.

Siyasi irade “Daha fazla özgürlük daha fazla demokrasi” demeye başlamışken devlet ve yargı içindeki “statüko bekçileri” belli ki boş durmuyor.

Bu kışkırtıcı tavır 2015 öncesini gündeme getirerek siyasi bağlamda Cumhur İttifakı’nı da yaralama amaçlı gibi geliyor bana.

ENSARİOĞLU'NU ARADIM...

Gelişmeleri sormak için Galip Bey’i aradım.

2015 yılında yaptığı bir ziyaret ile ilgili 2019’da “nedense” soruşturma açılmış, bu soruşturma kapsamında Ensarioğlu “şimdi” ifadeye çağırılmış.

Soruşturmaya konu hadise 2015’te çözüm süreci ayaktayken Suriye’de ölen bir YPG’linin cenazesinin ardından Ensarioğlu’nun yaptığı taziye ziyareti.

Kendisine bu ziyareti sordum...

“2015’te YPG Türkiye için bir terör örgütü kategorisinde değildi Nagehan Hanım. Çözüm süreci devam ediyordu. Her olayı kendi konjonktüründe değerlendirmek gerekir. Kaldı ki cenazeye gitmek ayrı, taziyeye gitmek ayrı. Cenazeye gitmem çünkü YPG’nin Kürtlere faydalı bir yapı olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Taziye ise aileye yapılır, bizim örfümüzde, adetimizde var. Ölen YPG’linin babası bizim partilimiz ve ahbabımızdı. Yaptığım son derece insani bir ziyaret. Üstelik 4 yıl sonra soruşturma açılmış, soruşturma açıldıktan bir yıl sonra tam da Cumhurbaşkanımızın özgürlükler ve hukuk açılımını gündeme getirdiği sırada apar topar ifadeye çağırıyorlar."

JET HIZIYLA VERİLEN TAKİPSİZLİK

Ensarioğlu ile bu konuşmayı yaptıktan kısa bir süre sonra çok ilginç bir şey oldu.

Savcılık bu soruşturma ile ilgili jet hızıyla takipsizlik kararı verdi.

1 yıl önce açılan bir soruşturma için apar topar ifadeye çağırdıktan sonra hemen ertesi gün takipsizlik verilmesi ne anlama geliyor?

Bu kararı öğrendikten sonra Galip Bey’i yine aradım. Şunları söyledi:

“Takipsizlik kararı sanırım mesai bitiminden sonra verilmiş Nagehan Hanım. Zaten böyle bir soruşturma açılması son derece yanlıştı."

Bu hadiseyi basit bir soruşturma ve ardından kapanan bir dosya olarak okumak imkansız sevgili okurlar.

Devlet ve yargı içinden birilerinin siyasi iradeye mesaj verme amacı içinde olduğunu düşündürtüyor bana bu olanlar.

DEVLET BÜROKRASİSİ VE YARGININ İÇİNDE BU RÜZGARI İSTEMEYENLER Mİ VAR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı reform açıklaması birdenbire Türkiye’de yargının sorunlarına yönelik bir çözüm umudu doğurdu.

İfade özgürlüğünün genişlemesi, demokratikleşme, yenilenme yönünde ciddi bir beklenti yarattı.

Sanki devlet bürokrasisi ve yargının içinde havanın dönmesini, demokratikleşme yönünde bir rüzgar esmesini istemeyenler var.

AK Parti’yi terör ile yan yana getirmek, 2015 yılında çözüm süreci devam ederken iktidar partisi mensubu bir milletvekilinin bir taziye ziyaretini kriminalize etmeye çalışmak son derece “tuhaf”.

Tam 7 Şubat 2012 tarzı kokular çıkarıyor bu olay.

Galip Ensarioğlu’na sordum. O da bu işte bir tuhaflık olduğu konusunda hemfikir.

Neden tam da şimdi ifadeye çağırıldı Ensarioğlu? Bu haberi medyaya kim sızdırdı?

Medyaya yansıması ile birlikte bu kirli oyun görüldü ve soruşturma apar topar kapatıldı gibi görünüyor.

2015 yılında bir AK Parti milletvekili tarafından yapılan insani bir ziyareti terör kapsamına sokmak o dönemki Devlet politikası olan çözüm sürecini kriminalize etmek anlamına gelir.

Tüm bu tablonun 7 Şubat zihniyetinden ne farkı var?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00