Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        On yıl kadar önce “Kadınlar Kendilerine ve Birbirlerine Karşı” başlıklı bir yazımda

        Fas’taki ilerici-demokrat kadınlarla köktendinciliğin etkisi altındaki tesettürlü kadınlar arasındaki bölünme ve mücadeleyi örneklendirmiştim. (Bkz.Bizim Gazete,20 Mart 2000)

        Fas deneyimi, çok ilginç bir deneyimdi. Çünkü ilerici-demokrat kadınlar, Şeriat Hukuku’ndan vazgeçilmesine ve Aile Hukuku’nun iyileştirilmesine ilişkin bir Eylem Planı’nı savunmaktaydılar. Örneğin, çok-eşliliğin ortadan kalkmasını; boşanmanın kolaylaştırılmasını;evlilik yaşının 18’e çıkarılmasını ;kısacası, kadın ve erkeğe eşit haklar tanınmasını istiyorlardı.

        Buna karşılık ,Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi,bu Eylem Planı’nın dine karşı olduğunu öne sürmüş ve bir milyon kadar çarşaflı-tesettürlü kadını bir protesto eylemine çağırmıştı. Bu kadınlar, “İslam’ın kendilerine bütün haklarını zaten vermiş olduğunu” haykırarak Casablanca sokaklarında yürümüşlerdi. Yani, çok-eşliliğin yasaklanmamasını, boşanmanın kolaylaştırılmamasını,evlilik yaşının yükseltilmemesini istemişlerdi.

        Bu sırada, ilerici kadınlar da Rabat’da Eylem Planı’nı desteklemek için yürüyüşe geçmişlerdi. Kısacası,Fas’ın Adalet ve Kalkınma Partisi, Faslı kadınları ikiye bölmeyi, birbirlerine ve kendi haklarına karşı yürümelerini sağlamayı başarmıştı(!)

        Bu olayı anımsamama, geçenlerde İstanbul’da gerçekleştirilen “Kadın Buluşması”nda Başbakan konuşurken ,kadınlara yönelik şiddeti,özellikle de cinayetleri protesto etmek için pankart açan , Feminist kadınların başlarına gelenler neden oldu. Kadınların yaşama hakkını savunan bu feministler, üzerlerinde “ ‘Eşit değilsiniz’ dendikçe daha çok öldürülüyoruz” yazan pankartları alınıp yaka paça salondan çıkarılmaları yetmiyormuş gibi, salondaki tesettürlü hemcinslerinin akıl almaz protesto alkışlarına da hedef oldular. Tesettürlü kadınlar,”Türkiye seninle gurur duyuyor”diye tempo tutarak, Başbakanı ,yani ‘eşitsizliği’destekleyen alkışları ile feministlere bir tür şiddet uyguladılar.

        Kadın –erkek eşit değildir’ diyen Başbakan, o toplantıda yine AKP’nin ideolojik bir aygıta dönüştürdüğü “Türban”ı savunmakta ve başı açık kadınlar ile başı kapalı kadınlar sınıflaması yapıp öncekilerin türbanlıları savunmadıklarına ilişkin sitemlerini dile getirmekteydi. Ne var ki , daha sonra açıklamaya çalıştığı üzere, belki de “salon karanlık olduğu için” Fas’takine benzer tehlikeli bir bölünmeye katkıda bulunduğunun farkında değildi.

        Ben,bütün bu olup bitenlere karşın, yine de kadınlarımızın Fas benzeri ayrıştırma girişimlerine kulak asmayacak bir demokratik olgunluğa erişmiş olduklarını ummak istiyor ve Türkiye’de kadınlar,birbirlerine ve kendilerine karşı yürümemeli diyorum.

        Diğer Yazılar