ÇYDD'ye ayrımcılık suçlaması
Son birkaç gündür tüm basın organlarında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) hakkında sözde Ergenekon terör örgütü üyeliği ve destekçiliğine ilişkin suçlamaları içeren iddianame yer alıyor.
Her ikisi de çağdaş-lâik-demokratik eğitimin yaygınlaşmasına yıllarını ve hiçbir maddi karşılık ile ödenemeyecek emeklerini vermiş olan bu Atatürkçü sivil toplum örgütleri, nerdeyse üç yıldır büyük bir itibarsızlaştırma kampanyasının hedefi haline getirilmiş bulunuyorlar.
Örneğin, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yalnızca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki yoksul Kürt öğrencilere burs verdiği için (ki bu doğru değil) ,ayrımcılık yaptığı, eşitlik ve tarafsızlık ilkesine uymadığı öne sürülerek TCK’nın 122. maddesine göre cezalandırılması isteniyor. Ayrıca, (Terörle Mücadele Şubesinin kayıtlarına dayanılarak) sayıları artık yüz binlere yaklaşan ÇYDD burslu öğrencilerinden 30 kadarının bazı eylem ve gösterilerde yer aldıkları söyleniyor. Böylece, derneğin terör eylemleri ile bağlantılı olduğu imajı yaratılmaya ve güvenilirliği kuşkulu kılınmaya çalışılıyor.
Kanımca Türkiye’de uzun zamandır yaşanan “akıl tutulması”, artık doruk noktasına
ulaşmış bulunmakta.Çünkü 2007 sonrasında açılan davaların yanında Kafka’nın ünlü “Dava”sı, bir ilkokul piyesi gibi kalmakta.. Çağdaş –Atatürkçü bir dernekten bir terör örgütü yandaşı ve gencecik üniversite öğrencilerinden terörist yaratma sevdasına kapılan AKP iktidarı, bu derneğin uluslar arası platformlarda ün kazanmış Burs Projesini (Kardelenleri) Birleşmiş Milletlerde sanki devletin bir projesiymiş gibi sunmaktan da utanç duymuyor.
ÇYDD’nin kurucularından ve 90’lı yılların sonlarına kadar da yönetiminde bulunan biri olarak, bu haksızlıklara isyan ediyorum. AKP iktidarını yargıyı vesayet altına alıp böyle traji-komik davaların açılmasına neden olduğu ,yurtsever insanları haksız yere zan altında bıraktığı için kınıyorum.
ÇYDD’nin burs programının tohumları 1990 Haziranında İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma Merkezi’nde atıldı. Kurucusu ve Müdürü olduğum Türkiye’nin bu ilk Kadın Merkezinde Türkan Saylan ve Aysel Çelikel ile birlikte kız çocukların her düzeydeki okullaşma oranlarının giderek azalmasına pratik bir çare bulmak;kırsal kesimdeki kız çocukların aileleri tarafından okula gönderilmelerini teşvik etmek için bir proje oluşturduk.
Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kız çocukları çok erken yaşta başlık parası karşılığında ya da berdel olarak evlendirilmekteydi. Onlara burs adı altında küçük bir gelir sağladığımız takdirde okula gönderilmelerini ve devamlarını güvence altına alabilecektik. Bölgenin Vali, Kaymakam ve öğretmenleri ile ilişkiye geçerek yoksul ama okumaya istekli kız çocuklarına her ay 20-30 lira gibi bir yardım yapmayı amaçladık.(AKP aynı çalışma modelini bizden 15 yıl sonra akıl etti.)
İlk bağışçılarımız TürkAnneler Derneği İstanbul Şubesi (40 öğrenci); İstanbul Kız Lisesi Mezunlar Derneği (10 öğrenci) ; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (10 öğrenci);ADD (1 öğrenci) oldu. 61 öğrenciye burs vererek başlattığımız program,90’lı yıllarda Türkan Saylan ve ekibinin olağanüstü çabaları ile farklı şekillerde bütün yurtta yaygınlaştı. Günümüzde ise, yüz binleri aşmayı amaçlayan ünlü Kardelen projesi ile sürüyor. Bu nedenle, ÇYDD’ye yüklenmeye çalışılan suçlar şimdi aklı başında ve vicdan sahibi olan herkesin yüreğini sızlatıyor.
21.yüzyılda bir ülkede halâ 5 milyon kadın okur-yazar değilse ve bu kadınlar çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu kadınları ise, kuşkusuz o bölgenin kız çocuklarına verilecek öncelik ve tanınacak olumlu ayrımcılık ülkenin geleceği açısından en akılcı yöntemdir. Üstelik Anayasa, bu türden bir ayrımcılığı güvence altına almaktadır. Kaldı ki bu proje çerçevesinde ülkenin her yöresinden kızlara burs verilmektedir.
AKP iktidarı, ülke yararına çalışan başarılı sivil toplum örgütlerini artık rahat bırakmalı ve onları terörizmle bağdaştırma saplantısından bir an önce kurtulmalıdır.