SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Siyasal yaşamdaki kargaşa ve ilkesizliklerin giderek koyulaştığı günümüzde, ülkemizin içine düştüğü değerler yozlaşması ya da etik anlamdaki kokuşmuşluk ve adaletsizlikler,herkesi hem korkutuyor hem de kahrediyor.
29 Ekim tarihli “İrtica Nerede?” başlıklı yazımda “Kırmızı Kitap”tan “irtica” sözcüğünün “artık irtica tehdidi kalmadığı için” çıkarıldığını duyurmuştum. Ama, bu duruma itirazım vardı.Çünkü irticaın devletin ve ülkenin kılcal damarlarında şimdi bir tehditten de öte bir olgu olarak varlığını sürdürdüğünü düşünmekteydim.
Örneğin, şu anda Türkiye’de “İleri Demokrasi” adına gerçek deyimiyle “Taşların bağlanıp köpeklerin ortaya salıverildiği” bir ortamı yaşamaktayız. “Domuz bağı” ile işlenen yüzlerce cinayetin sorumlusu olan “Hizbullah” adlı terör örgütünün elemanları, CMK’nın 102.maddesinin uygulanması sonucu tahliye edildiler.
Tahliye sırasında örgütün liderlerine yapılan davullu-zurnalı karşılama, tekbir sesleri arasında çekilen halaylar, daha önce çökertilmiş olduğu öne sürülen bu menfur yapılanmanın ülkenin kılcal damarlarında yaşamını sürdürdüğü ve her an yeni saldırılara hazır olduğu izlenimini yarattı.
Özellikle Güneydoğuda Silvan-Batman-Nusaybin-Diyarbakır hattında üslenen cami,medrese, dini cemaat ile bazı siyasi parti tabanlarında faaliyet gösteren Hizbullahçılar, “Kürt-İslam” tezini savunuyorlar.
Pek çok,lâik demokrat ve sol aydına yapılan iğrenç suikastların ve bu bağlamdaki sayısız soygun ve gasp eyleminin sorumlusu olan bu “Kürt-İslamcı” gurup, Kemalizm’ i de bir “Mutlak küfür” olarak niteliyor. Şeriatla yönetilecek “İslami bir Kürdistan” hayalini gerçekleştirmeyi amaçlayan bu acımasız terör örgütü, şimdi “Herkes Hizbullah ile yaşamayı öğrenmeli” diyerek tehditler savuruyor. Ayrıca, siyasallaşmak, bir parti haline gelerek TBMM’de yer almak amacını da güttüğünü sezinletiyor.
İnsanlık dışı nice cinayetin sanıklarına, şimdi ozanın dediği gibi elsiz-ayaksız değil, “elli –ayaklı yeşil yılanlar” olarak ortaya salıverilmiş olan bu hem “etnikçi” hem de “dinci” militanlara, yani irticaın en koyusuna , eğer oy beklentisi ile özgürlük alanı açılmışsa, lânet olsun!
Ne yazık ki artık her türden irtica karşısında susmanın, sinmenin
Kemalist Devrime ihanet olduğunu görebilen siyasetçiler yok denecek kadar az.. Galiba sözün bittiği yerdeyiz.